Hürmüz krizi enerji güvenliğini yeniden tanımladı: Çoklu tedarik modeli zorunlu

Gündem 06.03.2026 - 09:52, Güncelleme: 06.03.2026 - 09:52 160 kez okundu.
 

Hürmüz krizi enerji güvenliğini yeniden tanımladı: Çoklu tedarik modeli zorunlu

Hürmüz Boğazı’ndaki trafiğin savaş sebebiyle durması, enerjide ‘kaynak çeşitlendirme’nin önemini bir kez daha gösterdi. Konutlar ve sanayi için Körfez’den gelen LNG’ye bağımlı olan Avrupa ülkelerinde alarm zilleri çalıyor. Üretiminin önemli bir kısmını bu bölgeden gelen kaynaklara bağlayan Asya ülkeleri de tedarikte zora girdi. Türkiye ise farklı noktalara ve ürünlere dayalı tedarik çeşitlendirme stratejisiyle enerji güvenliğinde örnek ülke oldu.
Savaş sebebiyle Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin durması, Avrupa’dan Çin’e kadar birçok ekonomide alarm zillerinin çalmasına neden oldu. Global petrol ve doğalgaz arzının beşte birinin çıkış kapısı olan Hürmüz Boğazı kapandığı için tedarik güvenliğinde yaşanan kırılma, enerjide kaynak çeşitlendirmenin önemini de gösterdi. Basra Körfezi’ndeki petrolü ve Katar’daki sıvılaştırılmış doğalgazı (LNG) taşıyan tankerler savaş sebebiyle durduğu için enerji fiyatlarında ve navlun maliyetlerinde stres yüksek seviyelere çıktı. Hem maliyet baskısı hem de tedarik hattında yaşanan bu kırılma, savaşla ilgisi olmayan, ancak enerjide tek kaynağa bağımlı olan ülkeleri zora soktu. Kırılganlık özellikle Asya ülkelerinde yoğunlaşıyor. LNG tedarikinde büyük oranda Katar’a bağımlı olan ülkelerde acil çözüm geliştirme arayışı yaşanıyor. Türkiye ise son yıllarda ‘kaynak çeşitlendirme’ için attığı adımların faydasını görüyor.AVRUPA’DA HIZLI FİYAT ARTIŞIRusya’ya yönelik yaptırımlar sebebiyle enerji tedarikinde maliyetli operasyonlara katlanan Avrupa ülkelerinde korkulan oldu. ABD ve İsrail’in saldırıları üzerine İran’dan fırlatılan insansız hava araçlarının Qatar Energy şirketinin LNG tesisini hedef alması üzerine Katar, LNG üretimini durdurdu. Bu gelişme Avrupa’daki gaz fiyatında sert yükselişe neden oldu. Saldırının başlamasından sonraki ilk işlem gününde Avrupa gaz fiyatları yüzde 35.5 arttı. İkinci işlem günündeki fiyat artışı, savaştan önceki kapanışa göre yüzde 100’ü buldu.Diğer yandan enerji tedarikinde büyük oranda LNG taşımacılığına bağlı olan Avrupa ülkelerinde kış mevsimi henüz bitmemişken depo seviyeleri yüzde 30’lara indi. Rutin operasyonlarda bahar aylarında depoları yeniden doldurmaya odaklanacak olan ülkeler, Körfez’deki savaş şartları sebebiyle önemli bir kaynaktan mahrum kaldı. Avrupa ülkeleri, LNG tedarikinin ortalama yüzde 15-20’sini Katar’dan sağlıyordu. Katar gazının oranı Almanya ve bazı ülkelerde yüzde 2-3 ile sınırlı olurken İtalya’da yüzde 40’lara ulaştığı dönemler oldu. Savaşın Körfez’i yangın yerine çevirmesiyle İtalyan gazeteleri ‘ekonomik felaket’ başlıkları attı.İKİ YÖNLÜ OPERASYONSon yıllarda enerjide kaynak çeşitlendirme faaliyetlerine yoğunlaşan Türkiye ise bu çalışmalarını çift yönlü olarak gerçekleştiriyor. Enerjide tedarik çeşitlendirmesi iki türlü yapılıyor. Buna göre hem petrol ve doğalgazın yanı sıra diğer enerji kaynaklarının sistemdeki oranı artırılıyor hem de bu kaynakların sağlandığı ülkeler/coğrafyalar çeşitlendiriliyor. Bu stratejinin en önemli ayaklarından birini ise yurt içinde ve yurt dışındaki rezervlerin ekonomiye kazandırılmasına yönelik TPAO operasyonları oluşturuyor. Türkiye yeni operasyonlar yürütürken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, enerji ve tedarik konulu konuşmalarında sık sık ‘çeşitlendirme stratejisi’nin önemine dikkat çekti. Yeni anlaşmalar aracılığıyla 2024’ten sonra başta ABD olmak üzere Meksika ve Kanada kaynaklı LNG’nin de sisteme girdiğini belirten Bayraktar, “Yeni anlaşmalar, doğalgaz kaynağını çeşitlendirmek için yapıldı. Ne kadar çok yerden alırsak o kadar güvenli. Bu ne demek; doğalgazın ucuzlaması demek” diye konuştu.DOĞALGAZDA TÜRK HARMANIBayraktar’ın dikkat çektiği kaynak çeşitliliği için farklı ülkelerle uzun süreli (10 yıllık) yeni anlaşmalar yapıldı. BOTAŞ kanalıyla farklı kaynaklardan sağlanan LNG sayesinde doğalgazda ‘Türk harmanı’ oluşturuldu. ABD, Cezayir, Mısır sürekli tedarikçiler olurken, Katar, Nijerya, Rusya ve Norveç, spot veya kontrat temelli tedarik kaynakları oldu. Karadeniz’de Sakarya Gaz Sahası’ndaki üretim faaliyeti ve Gabar’daki petrol üretim faaliyetleriyle yerli üretim sürekli artırılırken, uluslararası operasyonlarla sağlanan çeşitlilik, enerjide jeopolitik risklere karşı güçlü bir pozisyon kazandırdı.TEDARİK PORTFÖYÜNÜN ETKİSİEnerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alpaslan Bayraktar, savaş sebebiyle Hürmüz Boğazı’na ilişkin senaryoların etkileri üzerine çalıştıklarını söyledi. Bakan Bayraktar, “Savaşın petrol ve LNG piyasalarına, fiyata ve küresel arz güvenliğine etkilerini takip ediyoruz. Türkiye olarak kaynak çeşitliliğine dayalı doğalgaz tedarik portföyümüz, güçlü LNG altyapımız, artan yer altı depolama kapasitemiz ve güçlü iletim sistemimiz sayesinde enerji arz güvenliğini çok boyutlu bir yapı içinde yönetiyoruz. Enerji piyasalarında istikrarın korunması için tüm paydaşlarla eşgüdüm içinde çalışmayı sürdüreceğiz” diye konuştu.BAĞIMLILIK HER ZAMAN RİSKBakan Bayraktar’ın savaş sebebiyle enerji tedarikinde muhtemel gelişmeleri görüştüğü Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol da son bir yıl içindeki birçok konuşmasında ‘kaynak çeşitlendirme’ konusuna dikkat çekti. Enerji güvenliğini sağlamanın tek yolunun petrol, doğalgaz, nükleer yakıt ve kritik mineralleri mümkün olduğunca çok farklı ülkeden tedarik etmek olduğunu belirten Birol, “Tek bir ülkeye bağımlı olmak her zaman bir risktir” uyarısı yaptı.GÜÇLÜ İLETİM ALTYAPISIÖte yandan, BOTAŞ’tan yapılan açıklamada doğalgaz arzının kesintisiz ve güvenli şekilde sürdürülebilmesi amacıyla gerekli tüm tedbirlerin alındığı belirtildi. Açıklamada, “Kaynak çeşitliliği, uzun vadeli sözleşmeler, güçlü iletim altyapısı, depolama ve LNG gazlaştırma kapasitesi sayesinde ülkemizin doğalgaz arz güvenliğinde ve tedarik zincirinde herhangi bir risk bulunmamaktadır” denildi. Uzmanlara göre enerji güvenliği, sadece arza ulaşmak değil, aynı zamanda fiyat istikrarına ve lojistik sürekliliği sağlamaya bağlı. Üretimin belli bir coğrafyada yoğunlaşması da lojistik risk oluşturuyor. Bu bakımdan hem ürün olarak hem de tedarik ülkesi olarak ‘çeşitlendirme’ yapmak, riskin gerçekleşmesi halinde kriz yaşamamak için büyük önem taşıyor. Petrol ve doğalgazda alternatif tedarikçi ülkelerle çalışmak, farklı boru hatları kurmak, LNG terminallerini ve depolama kapasitesini geliştirmek, artık ülkelerin ekonomik istikrarı için de temel ihtiyaçlar arasında yer alıyor. Türkiye Yüzyılı’nı enerjinin de yüzyılı yapmak için kararlılıkla çalışan Türkiye, çoklu tedarik modeli ve çok noktada üretim operasyonlarıyla enerji güvenliğini sağlama kararlılığını ispat etti. Böylece Türkiye, her yıl üstüne koyarak kuvvetlendirdiği çeşitlilik sayesinde enerji stratejisinde örnek ülke oldu.En büyük LNG müşterisi ÇinBasra Körfezi’nde doğalgaz ve LNG üreten Katar, özellikle Asya ülkelerinin ana tedarikçisi. Katar’ın ürettiği LNG’nin en büyük alıcısı Çin ve Hindistan, daha sonra Tayvan ve Güney Kore geliyor. Teknoloji devlerinin ardından büyük alıcı olan Pakistan ise LNG ithalatının neredeyse tamamını Katar’dan yapıyor. Körfezin dışında yer alan Umman’daki kaynaklar ise Hürmüz Boğazı’nın dışında yer aldığı savaş şartlarından etkilenmeden piyasaya arz edilebiliyor.Gazlaştırma yatırımları tuttuKüresel LNG piyasasında ABD, en büyük üretici ve ihracatçı. Türkiye bununla bağlantılı olarak, 2016 yılında enerji stratejisinde kritik bir karar aldı. O yıllarda ABD’den LNG arzının artacağını gören Türkiye, gazlaştırma ünitelerine yatırım yaparak bu kapasitesini 5 kat artırdı. Paralelinde farklı tedarikçilerden uzun vadeli alım sözleşmeleri yapıldı. Karadeniz’de kendi çıkardığı gazla birlikte ‘çeşitlendirilmiş tedarik portföyüne sahip’ bir gaz ihracatçısı olan Türkiye’nin ikisi kara terminali, üçü Yüzer Depolama ve Yeniden Gazlaştırma Ünitesi (FSRU) olmak üzere, toplam beş LNG tesisi mevcut. Bu şekilde LNG altyapısı, tüketimin zirveye çıktığı kışın dahi konutlardaki gaz talebinin tamamını karşılayacak seviyede bulunuyor.Enerji güvenliği için mega depolama tesisleriDoğalgaz ve petrol arama ile üretme operasyonlarını yoğunlaştıran Türkiye, mega depolama yatırımlarını da artırıyor. Doğalgaz altyapısına ilave yatırımlar yapılıyor. Bu şekilde Tuz Gölü’ndeki depolama tesisinin 1.7 milyar metreküp olan kapasitesi 2030’da 8.5 milyar metreküpe yükselecek. Silivri’deki depolama tesisinin kapasitesi de 2028 yılında 6 milyar metreküpe çıkacak. Böylece yıllık tüketimin yüzde 20-25’ine denk gelen bir depolama kapasitesine ulaşılacak.Küresel petrol tüketiminin yüzde 20’si Hürmüz Boğazı'ndanABD Enerji Enformasyon İdaresi’nin (EIA) verilerine göre, Hürmüz Boğazı’ndan günlük 20 milyon varil ham petrol ve petrol ürünü geçiyor. Bu miktar küresel ham petrol tüketiminin yüzde 20’sine denk geliyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki trafiğin savaş sebebiyle durması, enerjide ‘kaynak çeşitlendirme’nin önemini bir kez daha gösterdi. Konutlar ve sanayi için Körfez’den gelen LNG’ye bağımlı olan Avrupa ülkelerinde alarm zilleri çalıyor. Üretiminin önemli bir kısmını bu bölgeden gelen kaynaklara bağlayan Asya ülkeleri de tedarikte zora girdi. Türkiye ise farklı noktalara ve ürünlere dayalı tedarik çeşitlendirme stratejisiyle enerji güvenliğinde örnek ülke oldu.

Savaş sebebiyle Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin durması, Avrupa’dan Çin’e kadar birçok ekonomide alarm zillerinin çalmasına neden oldu. Global petrol ve doğalgaz arzının beşte birinin çıkış kapısı olan Hürmüz Boğazı kapandığı için tedarik güvenliğinde yaşanan kırılma, enerjide kaynak çeşitlendirmenin önemini de gösterdi. Basra Körfezi’ndeki petrolü ve Katar’daki sıvılaştırılmış doğalgazı (LNG) taşıyan tankerler savaş sebebiyle durduğu için enerji fiyatlarında ve navlun maliyetlerinde stres yüksek seviyelere çıktı. Hem maliyet baskısı hem de tedarik hattında yaşanan bu kırılma, savaşla ilgisi olmayan, ancak enerjide tek kaynağa bağımlı olan ülkeleri zora soktu. Kırılganlık özellikle Asya ülkelerinde yoğunlaşıyor. LNG tedarikinde büyük oranda Katar’a bağımlı olan ülkelerde acil çözüm geliştirme arayışı yaşanıyor. Türkiye ise son yıllarda ‘kaynak çeşitlendirme’ için attığı adımların faydasını görüyor.AVRUPA’DA HIZLI FİYAT ARTIŞIRusya’ya yönelik yaptırımlar sebebiyle enerji tedarikinde maliyetli operasyonlara katlanan Avrupa ülkelerinde korkulan oldu. ABD ve İsrail’in saldırıları üzerine İran’dan fırlatılan insansız hava araçlarının Qatar Energy şirketinin LNG tesisini hedef alması üzerine Katar, LNG üretimini durdurdu. Bu gelişme Avrupa’daki gaz fiyatında sert yükselişe neden oldu. Saldırının başlamasından sonraki ilk işlem gününde Avrupa gaz fiyatları yüzde 35.5 arttı. İkinci işlem günündeki fiyat artışı, savaştan önceki kapanışa göre yüzde 100’ü buldu.Diğer yandan enerji tedarikinde büyük oranda LNG taşımacılığına bağlı olan Avrupa ülkelerinde kış mevsimi henüz bitmemişken depo seviyeleri yüzde 30’lara indi. Rutin operasyonlarda bahar aylarında depoları yeniden doldurmaya odaklanacak olan ülkeler, Körfez’deki savaş şartları sebebiyle önemli bir kaynaktan mahrum kaldı. Avrupa ülkeleri, LNG tedarikinin ortalama yüzde 15-20’sini Katar’dan sağlıyordu. Katar gazının oranı Almanya ve bazı ülkelerde yüzde 2-3 ile sınırlı olurken İtalya’da yüzde 40’lara ulaştığı dönemler oldu. Savaşın Körfez’i yangın yerine çevirmesiyle İtalyan gazeteleri ‘ekonomik felaket’ başlıkları attı.İKİ YÖNLÜ OPERASYONSon yıllarda enerjide kaynak çeşitlendirme faaliyetlerine yoğunlaşan Türkiye ise bu çalışmalarını çift yönlü olarak gerçekleştiriyor. Enerjide tedarik çeşitlendirmesi iki türlü yapılıyor. Buna göre hem petrol ve doğalgazın yanı sıra diğer enerji kaynaklarının sistemdeki oranı artırılıyor hem de bu kaynakların sağlandığı ülkeler/coğrafyalar çeşitlendiriliyor. Bu stratejinin en önemli ayaklarından birini ise yurt içinde ve yurt dışındaki rezervlerin ekonomiye kazandırılmasına yönelik TPAO operasyonları oluşturuyor. Türkiye yeni operasyonlar yürütürken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, enerji ve tedarik konulu konuşmalarında sık sık ‘çeşitlendirme stratejisi’nin önemine dikkat çekti. Yeni anlaşmalar aracılığıyla 2024’ten sonra başta ABD olmak üzere Meksika ve Kanada kaynaklı LNG’nin de sisteme girdiğini belirten Bayraktar, “Yeni anlaşmalar, doğalgaz kaynağını çeşitlendirmek için yapıldı. Ne kadar çok yerden alırsak o kadar güvenli. Bu ne demek; doğalgazın ucuzlaması demek” diye konuştu.DOĞALGAZDA TÜRK HARMANIBayraktar’ın dikkat çektiği kaynak çeşitliliği için farklı ülkelerle uzun süreli (10 yıllık) yeni anlaşmalar yapıldı. BOTAŞ kanalıyla farklı kaynaklardan sağlanan LNG sayesinde doğalgazda ‘Türk harmanı’ oluşturuldu. ABD, Cezayir, Mısır sürekli tedarikçiler olurken, Katar, Nijerya, Rusya ve Norveç, spot veya kontrat temelli tedarik kaynakları oldu. Karadeniz’de Sakarya Gaz Sahası’ndaki üretim faaliyeti ve Gabar’daki petrol üretim faaliyetleriyle yerli üretim sürekli artırılırken, uluslararası operasyonlarla sağlanan çeşitlilik, enerjide jeopolitik risklere karşı güçlü bir pozisyon kazandırdı.TEDARİK PORTFÖYÜNÜN ETKİSİEnerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alpaslan Bayraktar, savaş sebebiyle Hürmüz Boğazı’na ilişkin senaryoların etkileri üzerine çalıştıklarını söyledi. Bakan Bayraktar, “Savaşın petrol ve LNG piyasalarına, fiyata ve küresel arz güvenliğine etkilerini takip ediyoruz. Türkiye olarak kaynak çeşitliliğine dayalı doğalgaz tedarik portföyümüz, güçlü LNG altyapımız, artan yer altı depolama kapasitemiz ve güçlü iletim sistemimiz sayesinde enerji arz güvenliğini çok boyutlu bir yapı içinde yönetiyoruz. Enerji piyasalarında istikrarın korunması için tüm paydaşlarla eşgüdüm içinde çalışmayı sürdüreceğiz” diye konuştu.BAĞIMLILIK HER ZAMAN RİSKBakan Bayraktar’ın savaş sebebiyle enerji tedarikinde muhtemel gelişmeleri görüştüğü Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol da son bir yıl içindeki birçok konuşmasında ‘kaynak çeşitlendirme’ konusuna dikkat çekti. Enerji güvenliğini sağlamanın tek yolunun petrol, doğalgaz, nükleer yakıt ve kritik mineralleri mümkün olduğunca çok farklı ülkeden tedarik etmek olduğunu belirten Birol, “Tek bir ülkeye bağımlı olmak her zaman bir risktir” uyarısı yaptı.GÜÇLÜ İLETİM ALTYAPISIÖte yandan, BOTAŞ’tan yapılan açıklamada doğalgaz arzının kesintisiz ve güvenli şekilde sürdürülebilmesi amacıyla gerekli tüm tedbirlerin alındığı belirtildi. Açıklamada, “Kaynak çeşitliliği, uzun vadeli sözleşmeler, güçlü iletim altyapısı, depolama ve LNG gazlaştırma kapasitesi sayesinde ülkemizin doğalgaz arz güvenliğinde ve tedarik zincirinde herhangi bir risk bulunmamaktadır” denildi. Uzmanlara göre enerji güvenliği, sadece arza ulaşmak değil, aynı zamanda fiyat istikrarına ve lojistik sürekliliği sağlamaya bağlı. Üretimin belli bir coğrafyada yoğunlaşması da lojistik risk oluşturuyor. Bu bakımdan hem ürün olarak hem de tedarik ülkesi olarak ‘çeşitlendirme’ yapmak, riskin gerçekleşmesi halinde kriz yaşamamak için büyük önem taşıyor. Petrol ve doğalgazda alternatif tedarikçi ülkelerle çalışmak, farklı boru hatları kurmak, LNG terminallerini ve depolama kapasitesini geliştirmek, artık ülkelerin ekonomik istikrarı için de temel ihtiyaçlar arasında yer alıyor. Türkiye Yüzyılı’nı enerjinin de yüzyılı yapmak için kararlılıkla çalışan Türkiye, çoklu tedarik modeli ve çok noktada üretim operasyonlarıyla enerji güvenliğini sağlama kararlılığını ispat etti. Böylece Türkiye, her yıl üstüne koyarak kuvvetlendirdiği çeşitlilik sayesinde enerji stratejisinde örnek ülke oldu.En büyük LNG müşterisi ÇinBasra Körfezi’nde doğalgaz ve LNG üreten Katar, özellikle Asya ülkelerinin ana tedarikçisi. Katar’ın ürettiği LNG’nin en büyük alıcısı Çin ve Hindistan, daha sonra Tayvan ve Güney Kore geliyor. Teknoloji devlerinin ardından büyük alıcı olan Pakistan ise LNG ithalatının neredeyse tamamını Katar’dan yapıyor. Körfezin dışında yer alan Umman’daki kaynaklar ise Hürmüz Boğazı’nın dışında yer aldığı savaş şartlarından etkilenmeden piyasaya arz edilebiliyor.Gazlaştırma yatırımları tuttuKüresel LNG piyasasında ABD, en büyük üretici ve ihracatçı. Türkiye bununla bağlantılı olarak, 2016 yılında enerji stratejisinde kritik bir karar aldı. O yıllarda ABD’den LNG arzının artacağını gören Türkiye, gazlaştırma ünitelerine yatırım yaparak bu kapasitesini 5 kat artırdı. Paralelinde farklı tedarikçilerden uzun vadeli alım sözleşmeleri yapıldı. Karadeniz’de kendi çıkardığı gazla birlikte ‘çeşitlendirilmiş tedarik portföyüne sahip’ bir gaz ihracatçısı olan Türkiye’nin ikisi kara terminali, üçü Yüzer Depolama ve Yeniden Gazlaştırma Ünitesi (FSRU) olmak üzere, toplam beş LNG tesisi mevcut. Bu şekilde LNG altyapısı, tüketimin zirveye çıktığı kışın dahi konutlardaki gaz talebinin tamamını karşılayacak seviyede bulunuyor.Enerji güvenliği için mega depolama tesisleriDoğalgaz ve petrol arama ile üretme operasyonlarını yoğunlaştıran Türkiye, mega depolama yatırımlarını da artırıyor. Doğalgaz altyapısına ilave yatırımlar yapılıyor. Bu şekilde Tuz Gölü’ndeki depolama tesisinin 1.7 milyar metreküp olan kapasitesi 2030’da 8.5 milyar metreküpe yükselecek. Silivri’deki depolama tesisinin kapasitesi de 2028 yılında 6 milyar metreküpe çıkacak. Böylece yıllık tüketimin yüzde 20-25’ine denk gelen bir depolama kapasitesine ulaşılacak.Küresel petrol tüketiminin yüzde 20’si Hürmüz Boğazı'ndanABD Enerji Enformasyon İdaresi’nin (EIA) verilerine göre, Hürmüz Boğazı’ndan günlük 20 milyon varil ham petrol ve petrol ürünü geçiyor. Bu miktar küresel ham petrol tüketiminin yüzde 20’sine denk geliyor.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adliyehaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.