Büyüme modelinin yeni omurgası ‘yapay zeka’

Ekonomi 19.06.2026 - 08:39, Güncelleme: 19.06.2026 - 08:39 96 kez okundu.
 

Büyüme modelinin yeni omurgası ‘yapay zeka’

Türkiye, yüksek gelirli ülkeler liginde kalıcı olmak için büyüme modelinde rotayı yapay zekaya kırdı. Türkiye’nin açıkladığı Yapay Zeka Eylem Planı, bu dönüşümde yeni bir eşik olarak görülüyor. Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet eksenleri üzerine kurulan planla yapay zeka okuryazarlığından veri merkezlerine, KOBİ’lerin teknolojiye erişiminden yerli modellerin geliştirilmesine kadar geniş bir dönüşüm hedefleniyor.
Türkiye ekonomisi son yıllarda büyüme performansını korurken, yeni dönemin temel sorusu büyümenin hızı kadar niteliği oldu. Küresel ekonomide yapay zeka, buhar gücü ve elektriğin geçmişte üstlendiği dönüştürücü role benzer şekilde tüm sektörleri etkileyen genel amaçlı teknoloji olarak öne çıkıyor. Üretimden finansa, sağlıktan lojistiğe, tarımdan kamu hizmetlerine kadar geniş bir alanda yapay zekanın kullanımı; verimlilik, hız, maliyet ve karar kalitesi üzerinden ekonomik büyümenin yapısını yeniden şekillendiriyor.MODELİN OMURGASITürkiye’nin yeni büyüme hikayesinde de teknoloji artık tamamlayıcı bir unsur değil, modelin ana omurgası olarak konumlanıyor. Yüksek gelirli ülkeler seviyesine çıkmak için sadece daha fazla üretmek yeterli olmuyor. Üretimin daha yüksek katma değerli, daha verimli, daha yenilikçi ve küresel rekabete açık hale gelmesi gerekiyor. Bu nedenle yapay zeka, Türkiye açısından sadece dijital dönüşüm başlığı değil, aynı zamanda orta gelir tuzağını aşma, kişi başına milli geliri kalıcı biçimde yükseltme ve küresel değer zincirlerinde üst basamaklara çıkma aracı olarak değerlendiriliyor.BÜYÜME PERFORMANSITürkiye ekonomisi, son yıllarda küresel salgın, jeopolitik gerilimler, enerji fiyatlarındaki dalgalanma ve sıkılaşan finansal koşullara rağmen büyüme eğilimini sürdürdü. Ekonomi 2020 yılında yüzde 1.9 büyürken, salgın sonrası toparlanmanın etkisiyle 2021 yılında yüzde 11.4 ile güçlü bir performans gösterdi. Büyüme 2022’de yüzde 5.5, 2023’te yüzde 5 civarında, 2024 yılında ise yüzde 3.3 seviyesinde gerçekleşti. 2025 yılında ise Türkiye ekonomisi yüzde 3.6 büyüdü.Bu tablo, Türkiye’nin büyüme kapasitesini koruduğunu gösterirken, önümüzdeki dönemde büyümenin kompozisyonunun daha kritik hale geldiğine işaret ediyor. KİŞİ BAŞINA GELİRDE KRİTİK EŞİKTürkiye’de kişi başına düşen milli gelir de son yıllarda yükseliş kaydetti. Kişi başına GSYH 2025 yılında cari fiyatlarla 712 bin 200 lira, dolar cinsinden ise 18 bin 40 dolar olarak hesaplandı. Bu seviye, Türkiye’nin yüksek gelirli ülkeler ligine yaklaşma hedefi açısından önemli bir eşik olarak öne çıkıyor.Ancak kalıcı refah artışı için kişi başına gelirin sadece kur etkisi veya dönemsel büyümeyle yükselmesi yeterli görülmüyor. Gelirin sürdürülebilir biçimde artması için ekonominin daha yüksek teknoloji içeren ürünler üretmesi, ihracatta kilogram başına değeri yükseltmesi, iş gücünü dijital becerilerle donatması ve firmaların veriye dayalı karar alma kapasitesini güçlendirmesi gerekiyor. NEDEN BÜYÜMENİN MERKEZİNDE?Yapay zeka, üretim süreçlerini otomatize ederek, veri analitiğiyle karar alma mekanizmalarını optimize ederek ve yeni iş kolları yaratarak ekonomik büyümenin temel itici gücü haline geldi. Geleneksel büyüme modellerinde uzun vadeli büyümenin ana kaynağı teknolojik ilerleme olarak kabul ediliyor. Yapay zeka da tam bu noktada devreye girerek hem arz hem talep tarafında ekonomiyi dönüştürüyor.Arz tarafında yapay zeka, rutin fiziksel ve zihinsel görevleri üstlenerek çalışanların daha kısa sürede daha yüksek katma değer üretmesine imkan sağlıyor. Sanayide hata oranlarının düşmesi, lojistik süreçlerin hızlanması, üretim kayıplarının azalması ve enerji verimliliğinin artması doğrudan maliyet avantajı yaratıyor. Bu etki, özellikle imalat sanayisi, finans, sağlık, enerji, savunma ve akıllı üretim alanlarında verimlilik sıçraması anlamına geliyor.Talep tarafında ise yapay zeka tüketici alışkanlıklarını dönüştürüyor. e-ticaret, finansal hizmetler, sigortacılık, sağlık teknolojileri ve eğitim gibi alanlarda kişiselleştirilmiş ürün ve hizmetler yeni pazarlar oluşturuyor. YÜKSEK GELİR LİGİNDE KALICILIĞIN ŞARTIBir ülkenin yüksek gelirli ülkeler grubuna çıkması kadar bu seviyede kalıcı olması da önem taşıyor. Kalıcılık, ekonominin bilgi ve inovasyon üretme kapasitesine bağlı. Yapay zekayı yalnızca kullanan ülkeler verimlilik artışı sağlayabiliyor.  Ancak yapay zekayı geliştiren, ihraç eden, kendi veri altyapısını kuran ve yerli modeller üreten ülkeler küresel rekabette daha kalıcı avantaj elde ediyor. Bu nedenle Türkiye açısından kritik konu, yapay zekayı sadece tüketen bir pazar olmak değil, yapay zeka teknolojilerinin geliştirildiği, test edildiği, ticarileştirildiği ve ihraç edildiği bir üretim üssü haline gelmek. YAPAY ZEKA EYLEM PLANI’NIN EKSENİ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı, bu yeni büyüme yaklaşımının en somut adımlarından biri olarak öne çıktı. Plan, Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet olmak üzere dört temel eksen üzerine kuruldu.Fark Et ekseniyle toplumun yapay zekanın fırsat ve riskleri konusunda bilinçlendirilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda 81 ilde yapay zeka okuryazarlığı atölyeleri kurulması ve iki yılda 5 milyon vatandaşa eğitim verilmesi planlanıyor. Ayrıca 10 bin ileri düzey yapay zeka uzmanı ve 100 bin yapay zeka uygulama profesyoneli yetiştirilmesi hedefleniyor.İstifade Et ekseniyle yapay zekanın kamudan sanayiye, eğitimden sağlığa, tarımdan güvenliğe kadar farklı alanlarda somut faydaya dönüştürülmesi amaçlanıyor. Kamu yatırım programlarında yapay zeka projelerine en az yüzde 2 pay ayrılması ve kamu sektörünün yerli yapay zeka çözümleri için güçlü bir referans haline gelmesi hedefleniyor.Üret ekseniyle Türkiye’nin kendi yapay zeka modellerini geliştirmesi, KOBİ’lerin ve araştırmacıların yapay zeka büyüme bölgeleriyle desteklenmesi, girişimlerin fonlarla ölçeklenmesi ve Türkçe büyük dil modeli çalışmalarının güçlendirilmesi planlanıyor. Bu başlık, Türkiye’nin teknolojiyi yalnızca kullanan değil, üreten ve ihraç eden ülke olma hedefinin merkezinde bulunuyor.Yönet ekseniyle veri merkezi, bulut ve yapay zeka altyapılarında en az 10 milyar dolarlık özel sektör ağırlıklı kaynağın harekete geçirilmesi amaçlanıyor. Ayrıca İstanbul’un yapay zeka alanında Türkiye’nin uluslararası vitrini ve yatırım diplomasisi şehri olarak konumlandırılması hedefleniyor.KOBİ’LERİN ROLÜ Türkiye ekonomisinin üretim yapısında KOBİ’ler kritik bir ağırlığa sahip. Bu nedenle yapay zeka odaklı büyüme modelinin başarıya ulaşması, yalnızca büyük şirketlerin dijitalleşmesine değil, KOBİ’lerin de bu dönüşüme dahil edilmesine bağlı. Yapay zeka kuponları, büyüme bölgeleri, erişilebilir teknoloji çözümleri ve hızlı prototipleme imkanları bu açıdan stratejik önem taşıyor.KOBİ’ler için yapay zeka; stok yönetiminden müşteri analizine, ihracat pazarlarının belirlenmesinden üretim planlamasına, kalite kontrolden finansal risk analizine kadar geniş bir alanda kullanılabilir. Bu dönüşüm, küçük ve orta ölçekli işletmelerin verimliliğini artırırken, ihracat kabiliyetlerini de güçlendirebilir.VERİ MERKEZLERİ VE DİJİTAL EGEMENLİK Yapay zeka çağında veri, yeni ekonominin temel girdilerinden biri haline geldi. Ancak verinin ekonomik değere dönüşebilmesi için güçlü veri merkezi altyapısı, bulut bilişim kapasitesi, siber güvenlik standartları ve güvenilir veri yönetişimi gerekiyor. Türkiye’nin 2030 yılına kadar veri merkezi kurulu gücünü en az 1 gigavata çıkarma hedefi, bu açıdan büyüme modelinin altyapı ayağını oluşturuyor. Ayrıca Türkiye’nin yerli dil modeli, veri kütüphanesi, yapay zeka fonları ve yatırım kampüsleri hedefleri bu çerçevede değerlendiriliyor.ÜRETİMDE VERİMLİLİK SIÇRAMASI Türkiye’nin yüksek gelirli ülkeler seviyesine çıkması için üretimde verimlilik sıçramasına ihtiyacı var. Yapay zeka, bu sıçramayı sağlayabilecek en güçlü araçlardan biri. Akıllı üretim hatları, kestirimci bakım, otomatik kalite kontrol, robotik süreçler ve veri temelli tedarik zinciri yönetimi, sanayide hem maliyetleri azaltabilir hem de üretim kalitesini artırabilir.Bu dönüşüm ihracat açısından da belirleyici olacak. Küresel ticarette rekabet artık sadece ucuz iş gücü veya düşük maliyet üzerinden şekillenmiyor. Hızlı teslimat, esnek üretim, yüksek kalite, dijital izlenebilirlik, sürdürülebilirlik ve teknoloji yoğun ürünler daha fazla önem kazanıyor. BEŞERİ SERMAYE VE YETENEK DÖNÜŞÜMÜYapay zeka odaklı büyüme modelinde en kritik unsurlardan biri insan kaynağı olacak. Teknoloji yatırımlarının ekonomik büyümeye dönüşmesi için çalışanların yeni beceriler kazanması, genç nüfusun dijital yetkinliklerle donatılması ve yaşam boyu öğrenme mekanizmalarının yaygınlaştırılması gerekiyor.Eğitim sisteminden mesleki eğitime, üniversite-sanayi işbirliğinden özel sektör eğitim programlarına kadar geniş bir dönüşüm gerekiyor. Yapay zeka okuryazarlığı, sadece yazılımcılar için değil; üretim çalışanları, yöneticiler, kamu personeli, girişimciler ve KOBİ sahipleri için de temel beceri haline geliyor.Bu modelde yapay zeka, üretim maliyetlerini düşüren, ihracat kapasitesini artıran, kamu hizmetlerini hızlandıran, yeni girişim alanları oluşturan ve kişi başına geliri kalıcı biçimde yükseltebilecek stratejik bir araç olarak öne çıkıyor.NİTELİKLİ BÜYÜMEYüksek gelirli ülkeler düzeyinin olmazsa olmazı büyümenin daha nitelikli hale gelmesi konusu olarak dikkat çekiyor. Türkiye’nin açıkladığı Yapay Zeka Eylem Planı, bu hedef doğrultusunda teknoloji, insan kaynağı, altyapı, veri yönetişimi ve yatırım ekosistemini aynı çatı altında buluşturuyor. Önümüzdeki dönemde başarıyı belirleyecek unsur ise planın sadece kamu politikası olarak kalmaması, özel sektör, KOBİ’ler, üniversiteler ve girişimcilik ekosistemi tarafından üretim ve ihracat kapasitesine dönüştürülmesi olacak.
Türkiye, yüksek gelirli ülkeler liginde kalıcı olmak için büyüme modelinde rotayı yapay zekaya kırdı. Türkiye’nin açıkladığı Yapay Zeka Eylem Planı, bu dönüşümde yeni bir eşik olarak görülüyor. Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet eksenleri üzerine kurulan planla yapay zeka okuryazarlığından veri merkezlerine, KOBİ’lerin teknolojiye erişiminden yerli modellerin geliştirilmesine kadar geniş bir dönüşüm hedefleniyor.

Türkiye ekonomisi son yıllarda büyüme performansını korurken, yeni dönemin temel sorusu büyümenin hızı kadar niteliği oldu. Küresel ekonomide yapay zeka, buhar gücü ve elektriğin geçmişte üstlendiği dönüştürücü role benzer şekilde tüm sektörleri etkileyen genel amaçlı teknoloji olarak öne çıkıyor. Üretimden finansa, sağlıktan lojistiğe, tarımdan kamu hizmetlerine kadar geniş bir alanda yapay zekanın kullanımı; verimlilik, hız, maliyet ve karar kalitesi üzerinden ekonomik büyümenin yapısını yeniden şekillendiriyor.MODELİN OMURGASITürkiye’nin yeni büyüme hikayesinde de teknoloji artık tamamlayıcı bir unsur değil, modelin ana omurgası olarak konumlanıyor. Yüksek gelirli ülkeler seviyesine çıkmak için sadece daha fazla üretmek yeterli olmuyor. Üretimin daha yüksek katma değerli, daha verimli, daha yenilikçi ve küresel rekabete açık hale gelmesi gerekiyor. Bu nedenle yapay zeka, Türkiye açısından sadece dijital dönüşüm başlığı değil, aynı zamanda orta gelir tuzağını aşma, kişi başına milli geliri kalıcı biçimde yükseltme ve küresel değer zincirlerinde üst basamaklara çıkma aracı olarak değerlendiriliyor.BÜYÜME PERFORMANSITürkiye ekonomisi, son yıllarda küresel salgın, jeopolitik gerilimler, enerji fiyatlarındaki dalgalanma ve sıkılaşan finansal koşullara rağmen büyüme eğilimini sürdürdü. Ekonomi 2020 yılında yüzde 1.9 büyürken, salgın sonrası toparlanmanın etkisiyle 2021 yılında yüzde 11.4 ile güçlü bir performans gösterdi. Büyüme 2022’de yüzde 5.5, 2023’te yüzde 5 civarında, 2024 yılında ise yüzde 3.3 seviyesinde gerçekleşti. 2025 yılında ise Türkiye ekonomisi yüzde 3.6 büyüdü.Bu tablo, Türkiye’nin büyüme kapasitesini koruduğunu gösterirken, önümüzdeki dönemde büyümenin kompozisyonunun daha kritik hale geldiğine işaret ediyor. KİŞİ BAŞINA GELİRDE KRİTİK EŞİKTürkiye’de kişi başına düşen milli gelir de son yıllarda yükseliş kaydetti. Kişi başına GSYH 2025 yılında cari fiyatlarla 712 bin 200 lira, dolar cinsinden ise 18 bin 40 dolar olarak hesaplandı. Bu seviye, Türkiye’nin yüksek gelirli ülkeler ligine yaklaşma hedefi açısından önemli bir eşik olarak öne çıkıyor.Ancak kalıcı refah artışı için kişi başına gelirin sadece kur etkisi veya dönemsel büyümeyle yükselmesi yeterli görülmüyor. Gelirin sürdürülebilir biçimde artması için ekonominin daha yüksek teknoloji içeren ürünler üretmesi, ihracatta kilogram başına değeri yükseltmesi, iş gücünü dijital becerilerle donatması ve firmaların veriye dayalı karar alma kapasitesini güçlendirmesi gerekiyor. NEDEN BÜYÜMENİN MERKEZİNDE?Yapay zeka, üretim süreçlerini otomatize ederek, veri analitiğiyle karar alma mekanizmalarını optimize ederek ve yeni iş kolları yaratarak ekonomik büyümenin temel itici gücü haline geldi. Geleneksel büyüme modellerinde uzun vadeli büyümenin ana kaynağı teknolojik ilerleme olarak kabul ediliyor. Yapay zeka da tam bu noktada devreye girerek hem arz hem talep tarafında ekonomiyi dönüştürüyor.Arz tarafında yapay zeka, rutin fiziksel ve zihinsel görevleri üstlenerek çalışanların daha kısa sürede daha yüksek katma değer üretmesine imkan sağlıyor. Sanayide hata oranlarının düşmesi, lojistik süreçlerin hızlanması, üretim kayıplarının azalması ve enerji verimliliğinin artması doğrudan maliyet avantajı yaratıyor. Bu etki, özellikle imalat sanayisi, finans, sağlık, enerji, savunma ve akıllı üretim alanlarında verimlilik sıçraması anlamına geliyor.Talep tarafında ise yapay zeka tüketici alışkanlıklarını dönüştürüyor. e-ticaret, finansal hizmetler, sigortacılık, sağlık teknolojileri ve eğitim gibi alanlarda kişiselleştirilmiş ürün ve hizmetler yeni pazarlar oluşturuyor. YÜKSEK GELİR LİGİNDE KALICILIĞIN ŞARTIBir ülkenin yüksek gelirli ülkeler grubuna çıkması kadar bu seviyede kalıcı olması da önem taşıyor. Kalıcılık, ekonominin bilgi ve inovasyon üretme kapasitesine bağlı. Yapay zekayı yalnızca kullanan ülkeler verimlilik artışı sağlayabiliyor.  Ancak yapay zekayı geliştiren, ihraç eden, kendi veri altyapısını kuran ve yerli modeller üreten ülkeler küresel rekabette daha kalıcı avantaj elde ediyor. Bu nedenle Türkiye açısından kritik konu, yapay zekayı sadece tüketen bir pazar olmak değil, yapay zeka teknolojilerinin geliştirildiği, test edildiği, ticarileştirildiği ve ihraç edildiği bir üretim üssü haline gelmek. YAPAY ZEKA EYLEM PLANI’NIN EKSENİ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı, bu yeni büyüme yaklaşımının en somut adımlarından biri olarak öne çıktı. Plan, Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet olmak üzere dört temel eksen üzerine kuruldu.Fark Et ekseniyle toplumun yapay zekanın fırsat ve riskleri konusunda bilinçlendirilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda 81 ilde yapay zeka okuryazarlığı atölyeleri kurulması ve iki yılda 5 milyon vatandaşa eğitim verilmesi planlanıyor. Ayrıca 10 bin ileri düzey yapay zeka uzmanı ve 100 bin yapay zeka uygulama profesyoneli yetiştirilmesi hedefleniyor.İstifade Et ekseniyle yapay zekanın kamudan sanayiye, eğitimden sağlığa, tarımdan güvenliğe kadar farklı alanlarda somut faydaya dönüştürülmesi amaçlanıyor. Kamu yatırım programlarında yapay zeka projelerine en az yüzde 2 pay ayrılması ve kamu sektörünün yerli yapay zeka çözümleri için güçlü bir referans haline gelmesi hedefleniyor.Üret ekseniyle Türkiye’nin kendi yapay zeka modellerini geliştirmesi, KOBİ’lerin ve araştırmacıların yapay zeka büyüme bölgeleriyle desteklenmesi, girişimlerin fonlarla ölçeklenmesi ve Türkçe büyük dil modeli çalışmalarının güçlendirilmesi planlanıyor. Bu başlık, Türkiye’nin teknolojiyi yalnızca kullanan değil, üreten ve ihraç eden ülke olma hedefinin merkezinde bulunuyor.Yönet ekseniyle veri merkezi, bulut ve yapay zeka altyapılarında en az 10 milyar dolarlık özel sektör ağırlıklı kaynağın harekete geçirilmesi amaçlanıyor. Ayrıca İstanbul’un yapay zeka alanında Türkiye’nin uluslararası vitrini ve yatırım diplomasisi şehri olarak konumlandırılması hedefleniyor.KOBİ’LERİN ROLÜ Türkiye ekonomisinin üretim yapısında KOBİ’ler kritik bir ağırlığa sahip. Bu nedenle yapay zeka odaklı büyüme modelinin başarıya ulaşması, yalnızca büyük şirketlerin dijitalleşmesine değil, KOBİ’lerin de bu dönüşüme dahil edilmesine bağlı. Yapay zeka kuponları, büyüme bölgeleri, erişilebilir teknoloji çözümleri ve hızlı prototipleme imkanları bu açıdan stratejik önem taşıyor.KOBİ’ler için yapay zeka; stok yönetiminden müşteri analizine, ihracat pazarlarının belirlenmesinden üretim planlamasına, kalite kontrolden finansal risk analizine kadar geniş bir alanda kullanılabilir. Bu dönüşüm, küçük ve orta ölçekli işletmelerin verimliliğini artırırken, ihracat kabiliyetlerini de güçlendirebilir.VERİ MERKEZLERİ VE DİJİTAL EGEMENLİK Yapay zeka çağında veri, yeni ekonominin temel girdilerinden biri haline geldi. Ancak verinin ekonomik değere dönüşebilmesi için güçlü veri merkezi altyapısı, bulut bilişim kapasitesi, siber güvenlik standartları ve güvenilir veri yönetişimi gerekiyor. Türkiye’nin 2030 yılına kadar veri merkezi kurulu gücünü en az 1 gigavata çıkarma hedefi, bu açıdan büyüme modelinin altyapı ayağını oluşturuyor. Ayrıca Türkiye’nin yerli dil modeli, veri kütüphanesi, yapay zeka fonları ve yatırım kampüsleri hedefleri bu çerçevede değerlendiriliyor.ÜRETİMDE VERİMLİLİK SIÇRAMASI Türkiye’nin yüksek gelirli ülkeler seviyesine çıkması için üretimde verimlilik sıçramasına ihtiyacı var. Yapay zeka, bu sıçramayı sağlayabilecek en güçlü araçlardan biri. Akıllı üretim hatları, kestirimci bakım, otomatik kalite kontrol, robotik süreçler ve veri temelli tedarik zinciri yönetimi, sanayide hem maliyetleri azaltabilir hem de üretim kalitesini artırabilir.Bu dönüşüm ihracat açısından da belirleyici olacak. Küresel ticarette rekabet artık sadece ucuz iş gücü veya düşük maliyet üzerinden şekillenmiyor. Hızlı teslimat, esnek üretim, yüksek kalite, dijital izlenebilirlik, sürdürülebilirlik ve teknoloji yoğun ürünler daha fazla önem kazanıyor. BEŞERİ SERMAYE VE YETENEK DÖNÜŞÜMÜYapay zeka odaklı büyüme modelinde en kritik unsurlardan biri insan kaynağı olacak. Teknoloji yatırımlarının ekonomik büyümeye dönüşmesi için çalışanların yeni beceriler kazanması, genç nüfusun dijital yetkinliklerle donatılması ve yaşam boyu öğrenme mekanizmalarının yaygınlaştırılması gerekiyor.Eğitim sisteminden mesleki eğitime, üniversite-sanayi işbirliğinden özel sektör eğitim programlarına kadar geniş bir dönüşüm gerekiyor. Yapay zeka okuryazarlığı, sadece yazılımcılar için değil; üretim çalışanları, yöneticiler, kamu personeli, girişimciler ve KOBİ sahipleri için de temel beceri haline geliyor.Bu modelde yapay zeka, üretim maliyetlerini düşüren, ihracat kapasitesini artıran, kamu hizmetlerini hızlandıran, yeni girişim alanları oluşturan ve kişi başına geliri kalıcı biçimde yükseltebilecek stratejik bir araç olarak öne çıkıyor.NİTELİKLİ BÜYÜMEYüksek gelirli ülkeler düzeyinin olmazsa olmazı büyümenin daha nitelikli hale gelmesi konusu olarak dikkat çekiyor. Türkiye’nin açıkladığı Yapay Zeka Eylem Planı, bu hedef doğrultusunda teknoloji, insan kaynağı, altyapı, veri yönetişimi ve yatırım ekosistemini aynı çatı altında buluşturuyor. Önümüzdeki dönemde başarıyı belirleyecek unsur ise planın sadece kamu politikası olarak kalmaması, özel sektör, KOBİ’ler, üniversiteler ve girişimcilik ekosistemi tarafından üretim ve ihracat kapasitesine dönüştürülmesi olacak.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adliyehaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.