İstanbul Ticaret Mahkemesi Başkanı Muhsin AYLİM
Köşe Yazarı
İstanbul Ticaret Mahkemesi Başkanı Muhsin AYLİM
 

ÇEK İPTALİ DAVALARINDA VERİLEN ‘ÖDEMEDEN MEN’ TEDBİRİNİN MENFAATLER DENGESİNE ETKİSİ (2)

Çek konusunda da, TTK’nın 818/1. maddesinin (s) bendinin yollaması ile, poliçenin iptali hakkındaki 757 ilâ 763 üncü maddelerle 764 üncü maddenin birinci fıkrası hükümleri uygulanacaktır. Atıf yapılan bu maddelere göre çek hakkında açılan iptal davasında, talep üzerine mahkemece ödemeden men kararı verilebilecektir. İradesi dışında senet elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatabın senedi ödemekten menedilmesini isteyebilir. Mahkeme, ödemeyi meneden kararında muhataba, vadenin gelmesi üzerine senet bedelini tevdi etmeye izin verir ve tevdi yerini gösterir. Burada görüldüğü üzere poliçe ve bonoda da sadece ödemeden men kararı verilemez, aynı kararla senet bedelinin tevdi edileceği yeri de mahkeme kararında göstermek zorundadır. Bu düzenleme poliçe ilişkisi yönünden düzenlenmiş olup, çeke uyarlanarak uygulanması gerekir. Yasal düzenlemelerden anlaşıldığı üzere, elindeki bir çeki kaybettiğini iddia ederek iptal için mahkemeye başvuran hamil, mahkemeden ayrıca, tedbiren muhatap bankayı ödemeden men kararı verilmesini isteyebilir. Böyle bir talebi değerlendiren mahkeme çekin niteliği ve taraflarını dikkate alarak menfaatler dengesini sağlayacak şekilde ihtiyati tedbir kararı vermelidir. Dava konusu bir çek ise sadece muhatabı ödemeden men kararı verilemez. Sadece ödemeden men kararı verilmesi halinde asıl borçlu keşideci borçtan kurtarılmış olur. Oysa ödemeden men yönünde ihtiyati tedbirin amacı keşideciyi korumak değil, rıza dışı çeki elden çıkaran kişinin haklarının korunmasıdır. Burada davacının haklarını korumak isterken üçüncü kişilerin de haklarını korumak ve güvenceye almak, dengeyi sağlamak lazımdır. Bu amaçla mahkemece ödemeden men kararı yanında çekin bedelinin depo edilmesini, yani blokeye almasına da karar verilmelidir. Verilecek ödemeden men kararı ile birlikte, çekin ibrazı halinde bedelinin ibraz edene ödenmeyerek blokeye alınması sağlanmalıdır. Böylece hesapta çek bedelini bulunduran iyi niyetli keşideci edimini ifa etmiş olacak ve borçtan kurtulacak, bedelini hazır bulundurmayan kötü niyetli keşideci ise karşılıksız çek keşide etmekten kurtulamamış olacaktır. Çek bedelini bankada hazır bulundurup edimini yerine getiren keşideci, bundan sonra açılacak icra takibi ve ihtiyati haciz gibi işlemlerde haklılığını savunabilecek. Zira, çekin bankada bedelinin bulunduğu ve blokeye alındığı ancak mahkemenin tedbir kararı nedeniyle ibraz edene ödenmediği şerhini bankanın yazması halinde artık keşideci yönünden ihtiyati haciz karar verilemez ve icra takibi yapılamaz. Bedelin depo/bloke edilmesiyle keşideci borcundan kurtulmuş olacaktır. TTK’ya göre çekte vade olmaz.  TTK’nın 795. Maddesine göre; Çek görüldüğünde ödenir. Buna aykırı herhangi bir kayıt yazılmamış hükmündedir. Yani, düzenlenme günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz olunan çek, ibraz günü ödenir düzenlemesi mevcuttur. Bu açık hükme rağmen çekin amaca uygun kullanılmadığı, ileri tarihli çek düzenlenerek bir nevi vadeli çek uygulamasına geçildiği sıklıkla karşılaşıldığından, kanun koyucu bu konuda piyasa ihtiyaçlarına cevap verebilmek, ileri tarihli çek keşide edenlerle bu çekleri kabul edenlerin uzlaşısına yasal zemin hazırlamak amacıyla Çek Kanunu’nda düzenleme yapmıştır. Çek Kanunu Geçici 3. Maddesinin 5. Bendinde yer alan bu düzenleme geçici olarak yapılmış ise de, ileri tarihli çek uygulamasına dair bu yasal düzenleme yıllardır uzatıla gelmektedir. Geçici olan 5. Madde, en son 04/12/2025 tarihli ve 7566 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değiştirilerek, 31/12/2028 tarihine kadar uzatılmıştır. Bu düzenlemeye göre, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir. Aslında vade içermeyen çekin, üzerinde yazılı tarihten önce ibrazının geçersiz kabul edilmesi ile vadeli çek uygulamasına geçilmiş olmaktadır. Bu konuda TTK ve Çek Kanunu hükümleri çatışmaktadır. Keşidecilerin ileri tarihli çek düzenleyerek alacaklısına vermesiyle, aslında ödeme aracı olan çekin ciroyla ticari hayatta elden ele dolaşması olağan hale gelmiştir. Böylece elden ele ciroyla gezen çeki elinde bulunduran hamillerden birinin çeki kaybetme ihtimali de artmaktadır. Bu artan ihtimal üzerine piyasada çokça kayıp çek iddiası olmaktadır. Çeki elinde iken kaybeden kişinin haklarını korumak için çekin iptalini istemesi ve kötü niyetli olanların çeki sahte ciro ile tahsil etmesi ihtimalini bertaraf etmek amacıyla da ödemeden men yönünde ihtiyati tedbir karar istemesi elzemdir. İyi niyetli kaybedenin çeki ibraz edememesi nedeniyle bedelini tahsil edememesi halinde, borcunu ödemek istemeyen keşideciye gün doğacaktır. Açılacak iptal davasında mahkemece sadece ödemeden men tedbirine hükmetmesi ve paranın blokeye alınmasını, karşılığı yoksa karşılıksızdır işlemine tabu tutmasını istemesi gerekir. Mahkemece verilecek sadece ödemenden men kararı nedeniyle kötü niyetli keşidecilere bu şekilde bir kapı aralanınca, aslında kaybolmamış ve meşru hamilinin elinde olan ileri tarihli çekin henüz günü gelmeden kötü niyetli keşideciler, sahte hamiller üzerinden çekin iptali ve ödemeden men yönünde ihtiyati tedbir başvurularını artırmaktadırlar. Elindeki çekle ibraz gününü bekleyen hamil, çekin ibraz günü geldiğinde tedbir kararı nedeniyle tahsil edemediği ve çekin karşılıksız işlemine de tabi tutulmadığı halde menfaatleri kanuna aykırı olarak zedelenmiş olacaktır. Keşidecilerin yönlendirmesi üzerine kötü niyetle açılan davalarda yatırılan teminat genel olarak %15-20 civarında ve çek bedelinin çok altında kalmaktadır. Hatta kimi kötü niyetlilerce çek bedeli, olduğundan çok düşük gösterilerek çok daha düşük miktarda teminat karşılığında ödemeden men tedbiri alınabilmektedir. Bunun önüne geçmek ve mahkemelerin buna alet edilmesini engellemek amacıyla mahkemelerce tevdi mahallinin mutlaka belirtilmesi veya bloke kararı verilmesi gerekmektedir. Bunun için mahkemelerce çekin iptali davalarında verilecek ihtiyati tedbir kararında; “çekin ibrazında karşılığı yok ise karşılıksızdır işlemine tabi tutulması, sadece karşılığının tam olması halinde ibraz edene ödenmeyerek blokeye alınması” şeklinde belirtmek yeterli olacaktır. Ayrıca bedelin tevdi edilmesi için bir yer göstermek gerekmeyecektir. Zira, çekin muhatabı bir banka olmak zorunda ve bankaların güven kuruluşu olarak parayı nemalandırması mümkün olacaktır. Ticaret mahkemelerinin matbu ödemeden men kararı vermek yerine, kararın hüküm fıkrasını, kötü niyetli davacının eylemine engel olacak şekilde kurmalıdır. Bankada çekin karşılığı olan para mevcutsa, bu para hamile ödenmemeli ancak mahkeme adına bloke edilmelidir. Davayı açan kişinin iddiası doğruysa para dava sonuna kadar korunur. Hamil iyi niyetli ise, mahkemeye başvurarak bu blokedeki paranın kendisine ödenmesini isteyebilir. Bankada para yoksa, banka doğrudan “ödemeden men var” deyip işlemi durdurmamalı; çekin karşılığı yoktur” şerhini vurmalı, ardından ödemeden men kararı da olduğunu belirtmelidir. Böylece kötü niyetli keşideci, bankada parası olmadığı halde sırf “karşılıksız çek” damgası yemekten ve cezai/hukuki sorumluluktan kaçmak için bu davayı açamayacaktır. Çünkü para yoksa, her halükarda çek yazılacak ve hamil takibi yapabilecek, hakkın kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunmayacağı görülecek, çekin tedavül güvencesi ilkesi sağlanacaktır. Kısaca, uygulamada “çek iptali ve ödemeden men yasağı” müessesesi, ne yazık ki dürüst hamilleri mağdur etmek ve borcu ertelemek amacıyla kötü niyetli kişiler tarafından sıkça kullanılıyor. Aslında vade içermeyen ve sadece bir ödeme aracı olan çekin, amacına uygun kullanılması şarttır. Muhatabı bir banka olmak zorunda olan çekin rıza dışında hamilin elinden çıkması halinde bankadan parasını alması için çekin iptaline dair mahkeme kararı ibraz etmesi gerekir. Bu süreçte paranın muhafazası şarttır. Paranın bloke edilmesi veya karşılıksızdır işlemi yapılması yönünde bir ibarenin tedbir kararına yazılması ve bunun bankaya yazılacak müzekkerde belirtilmesi, hem bankacılık pratiğine hem de dürüst hamillerin korunması ilkelerine son derece uygun olacaktır. Böylece hak arama özgürlüğü ile ticari hayatın güvenliği arasındaki dengenin korunması da sağlanacaktır. Yakın bir zamanda ileri tarihli çek düzenlemesine cevaz veren Çek Kanunu’nun Geçici 3. Maddesinin 5. Fıkrasının kaldırılması, çek karnesi verilecek kişilerden orantılı teminat alınmasının zorunlu kılınması ve çekin sadece elektronik olarak düzenlenmesine ve ciro edilmesine olanak tanıyan yasal düzenlemeler yapılması temennimizdir
Ekleme Tarihi: 13 Eylül 2026 -Pazar

ÇEK İPTALİ DAVALARINDA VERİLEN ‘ÖDEMEDEN MEN’ TEDBİRİNİN MENFAATLER DENGESİNE ETKİSİ (2)

Çek konusunda da, TTK’nın 818/1. maddesinin (s) bendinin yollaması ile, poliçenin iptali hakkındaki 757 ilâ 763 üncü maddelerle 764 üncü maddenin birinci fıkrası hükümleri uygulanacaktır. Atıf yapılan bu maddelere göre çek hakkında açılan iptal davasında, talep üzerine mahkemece ödemeden men kararı verilebilecektir. İradesi dışında senet elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatabın senedi ödemekten menedilmesini isteyebilir. Mahkeme, ödemeyi meneden kararında muhataba, vadenin gelmesi üzerine senet bedelini tevdi etmeye izin verir ve tevdi yerini gösterir. Burada görüldüğü üzere poliçe ve bonoda da sadece ödemeden men kararı verilemez, aynı kararla senet bedelinin tevdi edileceği yeri de mahkeme kararında göstermek zorundadır. Bu düzenleme poliçe ilişkisi yönünden düzenlenmiş olup, çeke uyarlanarak uygulanması gerekir. Yasal düzenlemelerden anlaşıldığı üzere, elindeki bir çeki kaybettiğini iddia ederek iptal için mahkemeye başvuran hamil, mahkemeden ayrıca, tedbiren muhatap bankayı ödemeden men kararı verilmesini isteyebilir. Böyle bir talebi değerlendiren mahkeme çekin niteliği ve taraflarını dikkate alarak menfaatler dengesini sağlayacak şekilde ihtiyati tedbir kararı vermelidir. Dava konusu bir çek ise sadece muhatabı ödemeden men kararı verilemez. Sadece ödemeden men kararı verilmesi halinde asıl borçlu keşideci borçtan kurtarılmış olur. Oysa ödemeden men yönünde ihtiyati tedbirin amacı keşideciyi korumak değil, rıza dışı çeki elden çıkaran kişinin haklarının korunmasıdır. Burada davacının haklarını korumak isterken üçüncü kişilerin de haklarını korumak ve güvenceye almak, dengeyi sağlamak lazımdır. Bu amaçla mahkemece ödemeden men kararı yanında çekin bedelinin depo edilmesini, yani blokeye almasına da karar verilmelidir. Verilecek ödemeden men kararı ile birlikte, çekin ibrazı halinde bedelinin ibraz edene ödenmeyerek blokeye alınması sağlanmalıdır. Böylece hesapta çek bedelini bulunduran iyi niyetli keşideci edimini ifa etmiş olacak ve borçtan kurtulacak, bedelini hazır bulundurmayan kötü niyetli keşideci ise karşılıksız çek keşide etmekten kurtulamamış olacaktır.

Çek bedelini bankada hazır bulundurup edimini yerine getiren keşideci, bundan sonra açılacak icra takibi ve ihtiyati haciz gibi işlemlerde haklılığını savunabilecek. Zira, çekin bankada bedelinin bulunduğu ve blokeye alındığı ancak mahkemenin tedbir kararı nedeniyle ibraz edene ödenmediği şerhini bankanın yazması halinde artık keşideci yönünden ihtiyati haciz karar verilemez ve icra takibi yapılamaz. Bedelin depo/bloke edilmesiyle keşideci borcundan kurtulmuş olacaktır. TTK’ya göre çekte vade olmaz.

 TTK’nın 795. Maddesine göre; Çek görüldüğünde ödenir. Buna aykırı herhangi bir kayıt yazılmamış hükmündedir. Yani, düzenlenme günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz olunan çek, ibraz günü ödenir düzenlemesi mevcuttur. Bu açık hükme rağmen çekin amaca uygun kullanılmadığı, ileri tarihli çek düzenlenerek bir nevi vadeli çek uygulamasına geçildiği sıklıkla karşılaşıldığından, kanun koyucu bu konuda piyasa ihtiyaçlarına cevap verebilmek, ileri tarihli çek keşide edenlerle bu çekleri kabul edenlerin uzlaşısına yasal zemin hazırlamak amacıyla Çek Kanunu’nda düzenleme yapmıştır. Çek Kanunu Geçici 3. Maddesinin 5. Bendinde yer alan bu düzenleme geçici olarak yapılmış ise de, ileri tarihli çek uygulamasına dair bu yasal düzenleme yıllardır uzatıla gelmektedir. Geçici olan 5. Madde, en son 04/12/2025 tarihli ve 7566 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değiştirilerek, 31/12/2028 tarihine kadar uzatılmıştır. Bu düzenlemeye göre, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir. Aslında vade içermeyen çekin, üzerinde yazılı tarihten önce ibrazının geçersiz kabul edilmesi ile vadeli çek uygulamasına geçilmiş olmaktadır.

Bu konuda TTK ve Çek Kanunu hükümleri çatışmaktadır. Keşidecilerin ileri tarihli çek düzenleyerek alacaklısına vermesiyle, aslında ödeme aracı olan çekin ciroyla ticari hayatta elden ele dolaşması olağan hale gelmiştir. Böylece elden ele ciroyla gezen çeki elinde bulunduran hamillerden birinin çeki kaybetme ihtimali de artmaktadır. Bu artan ihtimal üzerine piyasada çokça kayıp çek iddiası olmaktadır. Çeki elinde iken kaybeden kişinin haklarını korumak için çekin iptalini istemesi ve kötü niyetli olanların çeki sahte ciro ile tahsil etmesi ihtimalini bertaraf etmek amacıyla da ödemeden men yönünde ihtiyati tedbir karar istemesi elzemdir. İyi niyetli kaybedenin çeki ibraz edememesi nedeniyle bedelini tahsil edememesi halinde, borcunu ödemek istemeyen keşideciye gün doğacaktır. Açılacak iptal davasında mahkemece sadece ödemeden men tedbirine hükmetmesi ve paranın blokeye alınmasını, karşılığı yoksa karşılıksızdır işlemine tabu tutmasını istemesi gerekir. Mahkemece verilecek sadece ödemenden men kararı nedeniyle kötü niyetli keşidecilere bu şekilde bir kapı aralanınca, aslında kaybolmamış ve meşru hamilinin elinde olan ileri tarihli çekin henüz günü gelmeden kötü niyetli keşideciler, sahte hamiller üzerinden çekin iptali ve ödemeden men yönünde ihtiyati tedbir başvurularını artırmaktadırlar. Elindeki çekle ibraz gününü bekleyen hamil, çekin ibraz günü geldiğinde tedbir kararı nedeniyle tahsil edemediği ve çekin karşılıksız işlemine de tabi tutulmadığı halde menfaatleri kanuna aykırı olarak zedelenmiş olacaktır. Keşidecilerin yönlendirmesi üzerine kötü niyetle açılan davalarda yatırılan teminat genel olarak %15-20 civarında ve çek bedelinin çok altında kalmaktadır. Hatta kimi kötü niyetlilerce çek bedeli, olduğundan çok düşük gösterilerek çok daha düşük miktarda teminat karşılığında ödemeden men tedbiri alınabilmektedir. Bunun önüne geçmek ve mahkemelerin buna alet edilmesini engellemek amacıyla mahkemelerce tevdi mahallinin mutlaka belirtilmesi veya bloke kararı verilmesi gerekmektedir. Bunun için mahkemelerce çekin iptali davalarında verilecek ihtiyati tedbir kararında; “çekin ibrazında karşılığı yok ise karşılıksızdır işlemine tabi tutulması, sadece karşılığının tam olması halinde ibraz edene ödenmeyerek blokeye alınması” şeklinde belirtmek yeterli olacaktır.

Ayrıca bedelin tevdi edilmesi için bir yer göstermek gerekmeyecektir. Zira, çekin muhatabı bir banka olmak zorunda ve bankaların güven kuruluşu olarak parayı nemalandırması mümkün olacaktır. Ticaret mahkemelerinin matbu ödemeden men kararı vermek yerine, kararın hüküm fıkrasını, kötü niyetli davacının eylemine engel olacak şekilde kurmalıdır. Bankada çekin karşılığı olan para mevcutsa, bu para hamile ödenmemeli ancak mahkeme adına bloke edilmelidir. Davayı açan kişinin iddiası doğruysa para dava sonuna kadar korunur. Hamil iyi niyetli ise, mahkemeye başvurarak bu blokedeki paranın kendisine ödenmesini isteyebilir. Bankada para yoksa, banka doğrudan “ödemeden men var” deyip işlemi durdurmamalı; çekin karşılığı yoktur” şerhini vurmalı, ardından ödemeden men kararı da olduğunu belirtmelidir. Böylece kötü niyetli keşideci, bankada parası olmadığı halde sırf “karşılıksız çek” damgası yemekten ve cezai/hukuki sorumluluktan kaçmak için bu davayı açamayacaktır. Çünkü para yoksa, her halükarda çek yazılacak ve hamil takibi yapabilecek, hakkın kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunmayacağı görülecek, çekin tedavül güvencesi ilkesi sağlanacaktır. Kısaca, uygulamada “çek iptali ve ödemeden men yasağı” müessesesi, ne yazık ki dürüst hamilleri mağdur etmek ve borcu ertelemek amacıyla kötü niyetli kişiler tarafından sıkça kullanılıyor. Aslında vade içermeyen ve sadece bir ödeme aracı olan çekin, amacına uygun kullanılması şarttır. Muhatabı bir banka olmak zorunda olan çekin rıza dışında hamilin elinden çıkması halinde bankadan parasını alması için çekin iptaline dair mahkeme kararı ibraz etmesi gerekir. Bu süreçte paranın muhafazası şarttır. Paranın bloke edilmesi veya karşılıksızdır işlemi yapılması yönünde bir ibarenin tedbir kararına yazılması ve bunun bankaya yazılacak müzekkerde belirtilmesi, hem bankacılık pratiğine hem de dürüst hamillerin korunması ilkelerine son derece uygun olacaktır. Böylece hak arama özgürlüğü ile ticari hayatın güvenliği arasındaki dengenin korunması da sağlanacaktır. Yakın bir zamanda ileri tarihli çek düzenlemesine cevaz veren Çek Kanunu’nun Geçici 3. Maddesinin 5. Fıkrasının kaldırılması, çek karnesi verilecek kişilerden orantılı teminat alınmasının zorunlu kılınması ve çekin sadece elektronik olarak düzenlenmesine ve ciro edilmesine olanak tanıyan yasal düzenlemeler yapılması temennimizdir

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adliyehaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.