Yaşlılık tsunamisi sağlık sigortasını boğuyor! İsa Karakaş yazdı...

Gündem 10.04.2026 - 10:14, Güncelleme: 10.04.2026 - 10:14 159 kez okundu.
 

Yaşlılık tsunamisi sağlık sigortasını boğuyor! İsa Karakaş yazdı...

İstanbul Ticaret Gazetesi yazarı İsa Karakaş, Türkiye’nin hızla yaşlanan nüfus yapısının genel sağlık sigortası sistemi üzerindeki mali etkilerini incelediği yazsında, 1,3 trilyon lirayı aşan harcamaların sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği üzerindeki risklerini ortaya koyarak çözüm önerilerini analiz etti.
İstanbul Ticaret Gazetesi yazarı İsa Karakaş, bu haftaki yazısında Türkiye’nin hızla yaşlanan nüfus yapısının genel sağlık sigortası sistemi üzerindeki mali etkilerini mercek altına aldı. TÜİK ve SGK verilerinden yola çıkarak Türkiye'nin artık "yaşlı ülke" statüsüne girdiğini belirten Karakaş, 65 yaş üstü bireylerin sağlık hizmetlerinden gençlere oranla üç kat daha fazla yararlanmasının harcamaları "roket hızıyla" artırdığına dikkat çekti.İsa Karakaş'ın bu haftaki yazısı şöyle:Yaşlılık tsunamisi sağlık sigortasını boğuyor!‘Yaşlı ülke’ statüsüne giren Türkiye’de, 65 yaş üstü bireyler sağlık hizmetlerinden gençlere göre 2-3 kat daha fazla yararlanıyor. SGK verileri de genel sağlık sigortası harcamalarının roket gibi yükseldiğini gösteriyor. Bu gidişat değişmezse sosyal güvenlik sistemimiz sürdürülebilirliğini kaybedebilir. Ancak doğru politikalarla bu yükü hafifletebiliriz.TÜİK verilerine göre, 65 yaş ve üzeri nüfus 2019’da 7 milyon 550 bin 727 kişiydi. Son beş yılda bu sayı yüzde 20.7 artarak 2024’te 9 milyon 112 bin 298 kişiye ulaştı. Yaşlı nüfusun toplam nüfusa oranı 2019’da yüzde 9.1 iken 2024’te yüzde 10.6’ya, 2025’te ise yüzde 11.1’e yükseldi. TÜİK’in nüfus projeksiyonları alarm veriyor: 2030’da yüzde 13.5, 2040’ta yüzde 17.9, 2060’ta yüzde 27, 2080’de yüzde 33.4 ve 2100’de yüzde 33.6 olacak.Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 65 yaş üstünü yaşlılık dönemi kabul ediyor. Ülkemizde bu oran yüzde 10’u aştığı için artık ‘yaşlı ülke’ statüsüne girdik.SAĞLIK HARCAMALARI KATLANIYORYaşlı nüfusun artması işgücünü ve sosyal güvenlik sistemini zorluyor. Özellikle genel sağlık sigortasının yükü her geçen gün ağırlaşıyor. Yaşlı vatandaşlar gençlere göre kronik hastalıklar, hareket kısıtlılıkları, demans gibi sorunlarla daha sık karşılaşıyor. Düzenli doktor kontrolü, ilaç kullanımı ve hastane yatışları kaçınılmaz hale geliyor. 65 yaş üstü bireyler sağlık hizmetlerinden gençlere göre 2-3 kat daha fazla yararlanıyor. Bu durum evde bakım ve huzurevi ihtiyacını da artırıyor. SGK verileri açıkça gösteriyor: Genel sağlık sigortası harcamaları adeta roket gibi yükseliyor.PROAKTİF ADIMLAR ATMAK ŞARTSosyal güvenlik sistemimizde genel sağlık sigortası sayesinde vatandaşların yüzde 99’u kapsama alındı. Ancak bu geniş kapsama rağmen harcamalar kontrolden çıkıyor. 2022’de 283 milyar 224 milyon TL olan sağlık harcamaları, 2023 sonunda yüzde 95.3 artarak 553 milyar 143 milyon TL’ye fırladı. 2024 sonunda bu rakam yüzde 77.3 daha artarak 980 milyar 870 milyon TL oldu. Bu tutarın yüzde 67.6’sı tedavi harcamalarından, yüzde 32.4’ü ise ilaç, reçete ve diğer giderlerden oluştu.2025 sonunda harcamalar yüzde 38 artarak 1 trilyon 353 milyar 134 milyon TL seviyesine ulaştı. Bu kez tedavi giderleri yüzde 68.5’lik pay aldı, ilaç ve diğer harcamalar ise yüzde 31.5’te kaldı. Sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaşması ve yaşlanmaya bağlı tedavi-ilaç ihtiyacının patlaması, bu tabloyu yarattı. Ekonomik denge için harcamaları yakından izlemek ve proaktif adımlar atmak şart.AKTİF-PASİF ORANI DA DÜŞÜYOREYT düzenlemesiyle birlikte aktif-pasif oranı 2022’de 2.01 iken 2023’te 1.66’ya, 2024’te 1.61’e geriledi. 2025’te hafif toparlanmayla 1.63’e çıktı. Ancak yaşlanma ve düşük doğum oranları nedeniyle bu oranların önümüzdeki yıllarda daha da bozulacağı aşikar.Ülkemiz yaşlanıyor ve genel sağlık sigortası yükü her geçen yıl katlanıyor. Bu gidişat değişmezse sosyal güvenlik sistemimiz sürdürülebilirliğini kaybedebilir. Ancak doğru politikalarla – koruyucu sağlık, geniş kapsama ve akılcı harcama yönetimiyle – bu yükü hafifletebiliriz.NE YAPMALIYIZ? Öncelikle sağlıklı yaşlanma ve koruyucu sağlık hizmetlerini güçlendirmeliyiz. Risk faktörlerini belirleyip akılcı bir sağlık geri ödeme politikası oluşturmalıyız. Gelir düzeyi düşük ücretsiz aile çalışanları, mevsimlik tarım işçileri gibi sigorta dışı kalan grupları kapsama alarak bağımlı nüfusu azaltmalıyız.SGK’nın dijital dönüşüm, veri yönetimi, insan kaynağı ve mevzuat çalışmalarını bütüncül bir yaklaşımla sürdürmesi gerekiyor. Akılcı ilaç kullanımı, ilaç ve tıbbi cihaz harcamalarının düzenli takibi, uluslararası standartlara uygun geri ödeme sistemlerinin güncellenmesi şart. Uzun vadeli projeksiyonlarla harcamaları izlemeli, risk odaklı finansman politikaları geliştirmeli ve koruyucu sağlık hizmetlerine ağırlık vermeliyiz.
İstanbul Ticaret Gazetesi yazarı İsa Karakaş, Türkiye’nin hızla yaşlanan nüfus yapısının genel sağlık sigortası sistemi üzerindeki mali etkilerini incelediği yazsında, 1,3 trilyon lirayı aşan harcamaların sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği üzerindeki risklerini ortaya koyarak çözüm önerilerini analiz etti.

İstanbul Ticaret Gazetesi yazarı İsa Karakaş, bu haftaki yazısında Türkiye’nin hızla yaşlanan nüfus yapısının genel sağlık sigortası sistemi üzerindeki mali etkilerini mercek altına aldı. TÜİK ve SGK verilerinden yola çıkarak Türkiye'nin artık "yaşlı ülke" statüsüne girdiğini belirten Karakaş, 65 yaş üstü bireylerin sağlık hizmetlerinden gençlere oranla üç kat daha fazla yararlanmasının harcamaları "roket hızıyla" artırdığına dikkat çekti.İsa Karakaş'ın bu haftaki yazısı şöyle:Yaşlılık tsunamisi sağlık sigortasını boğuyor!‘Yaşlı ülke’ statüsüne giren Türkiye’de, 65 yaş üstü bireyler sağlık hizmetlerinden gençlere göre 2-3 kat daha fazla yararlanıyor. SGK verileri de genel sağlık sigortası harcamalarının roket gibi yükseldiğini gösteriyor. Bu gidişat değişmezse sosyal güvenlik sistemimiz sürdürülebilirliğini kaybedebilir. Ancak doğru politikalarla bu yükü hafifletebiliriz.TÜİK verilerine göre, 65 yaş ve üzeri nüfus 2019’da 7 milyon 550 bin 727 kişiydi. Son beş yılda bu sayı yüzde 20.7 artarak 2024’te 9 milyon 112 bin 298 kişiye ulaştı. Yaşlı nüfusun toplam nüfusa oranı 2019’da yüzde 9.1 iken 2024’te yüzde 10.6’ya, 2025’te ise yüzde 11.1’e yükseldi. TÜİK’in nüfus projeksiyonları alarm veriyor: 2030’da yüzde 13.5, 2040’ta yüzde 17.9, 2060’ta yüzde 27, 2080’de yüzde 33.4 ve 2100’de yüzde 33.6 olacak.Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 65 yaş üstünü yaşlılık dönemi kabul ediyor. Ülkemizde bu oran yüzde 10’u aştığı için artık ‘yaşlı ülke’ statüsüne girdik.SAĞLIK HARCAMALARI KATLANIYORYaşlı nüfusun artması işgücünü ve sosyal güvenlik sistemini zorluyor. Özellikle genel sağlık sigortasının yükü her geçen gün ağırlaşıyor. Yaşlı vatandaşlar gençlere göre kronik hastalıklar, hareket kısıtlılıkları, demans gibi sorunlarla daha sık karşılaşıyor. Düzenli doktor kontrolü, ilaç kullanımı ve hastane yatışları kaçınılmaz hale geliyor. 65 yaş üstü bireyler sağlık hizmetlerinden gençlere göre 2-3 kat daha fazla yararlanıyor. Bu durum evde bakım ve huzurevi ihtiyacını da artırıyor. SGK verileri açıkça gösteriyor: Genel sağlık sigortası harcamaları adeta roket gibi yükseliyor.PROAKTİF ADIMLAR ATMAK ŞARTSosyal güvenlik sistemimizde genel sağlık sigortası sayesinde vatandaşların yüzde 99’u kapsama alındı. Ancak bu geniş kapsama rağmen harcamalar kontrolden çıkıyor. 2022’de 283 milyar 224 milyon TL olan sağlık harcamaları, 2023 sonunda yüzde 95.3 artarak 553 milyar 143 milyon TL’ye fırladı. 2024 sonunda bu rakam yüzde 77.3 daha artarak 980 milyar 870 milyon TL oldu. Bu tutarın yüzde 67.6’sı tedavi harcamalarından, yüzde 32.4’ü ise ilaç, reçete ve diğer giderlerden oluştu.2025 sonunda harcamalar yüzde 38 artarak 1 trilyon 353 milyar 134 milyon TL seviyesine ulaştı. Bu kez tedavi giderleri yüzde 68.5’lik pay aldı, ilaç ve diğer harcamalar ise yüzde 31.5’te kaldı. Sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaşması ve yaşlanmaya bağlı tedavi-ilaç ihtiyacının patlaması, bu tabloyu yarattı. Ekonomik denge için harcamaları yakından izlemek ve proaktif adımlar atmak şart.AKTİF-PASİF ORANI DA DÜŞÜYOREYT düzenlemesiyle birlikte aktif-pasif oranı 2022’de 2.01 iken 2023’te 1.66’ya, 2024’te 1.61’e geriledi. 2025’te hafif toparlanmayla 1.63’e çıktı. Ancak yaşlanma ve düşük doğum oranları nedeniyle bu oranların önümüzdeki yıllarda daha da bozulacağı aşikar.Ülkemiz yaşlanıyor ve genel sağlık sigortası yükü her geçen yıl katlanıyor. Bu gidişat değişmezse sosyal güvenlik sistemimiz sürdürülebilirliğini kaybedebilir. Ancak doğru politikalarla – koruyucu sağlık, geniş kapsama ve akılcı harcama yönetimiyle – bu yükü hafifletebiliriz.NE YAPMALIYIZ? Öncelikle sağlıklı yaşlanma ve koruyucu sağlık hizmetlerini güçlendirmeliyiz. Risk faktörlerini belirleyip akılcı bir sağlık geri ödeme politikası oluşturmalıyız. Gelir düzeyi düşük ücretsiz aile çalışanları, mevsimlik tarım işçileri gibi sigorta dışı kalan grupları kapsama alarak bağımlı nüfusu azaltmalıyız.SGK’nın dijital dönüşüm, veri yönetimi, insan kaynağı ve mevzuat çalışmalarını bütüncül bir yaklaşımla sürdürmesi gerekiyor. Akılcı ilaç kullanımı, ilaç ve tıbbi cihaz harcamalarının düzenli takibi, uluslararası standartlara uygun geri ödeme sistemlerinin güncellenmesi şart. Uzun vadeli projeksiyonlarla harcamaları izlemeli, risk odaklı finansman politikaları geliştirmeli ve koruyucu sağlık hizmetlerine ağırlık vermeliyiz.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adliyehaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.