Yapay zeka sistemleri ihracat desteklerini kaçırmıyor

Gündem 01.05.2026 - 09:55, Güncelleme: 01.05.2026 - 09:55 145 kez okundu.
 

Yapay zeka sistemleri ihracat desteklerini kaçırmıyor

Sanayide artan maliyetler ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar, yapay zeka destekli yeni nesil sistemleri ön plana çıkarıyor. Firmalar, bu çözümler sayesinde hibe, teşvik ve finansman fırsatlarını anlık takip ederek kaçırmıyor. Sistem dış ticarette hız, verimlilik ve risk yönetimini kolaylaştırıyor.
Yapay zekanın ticaret ve üretim süreçlerini şekillendirdiği yeni dönemde, sanayiciler destek ve finansman imkânlarına dijital ve akıllı sistemler aracılığıyla daha hızlı erişebiliyor. İstanbul Ticaret Odası’nda (İTO) düzenlenen ‘Küresel Pazarlara Açılan Sanayi: Stratejiler, Destekler, Finansman ve Akıllı Sistemler’ seminerinde, firmaların ihracat kapasitesini artırmak için yararlanabileceği teşvikler, finansman modelleri ve akıllı sistem çözümleri masaya yatırıldı.Seminerde, yapay zekanın ticarete etkisi, destek ve teşviklerden etkin yararlanma yolları ile sanayinin küresel pazarlara açılımında izlenebilecek stratejiler kapsamlı biçimde değerlendirildi.AVRUPA’NIN 6. BÜYÜK MAKİNA İMALATÇISISeminerin açılış konuşmasını yapan İTO Başkan Yardımcısı Mehmet Develioğlu, makina ve takım tezgâhları sektörünün Türkiye ekonomisi açısından stratejik önemine dikkat çekti. Sektörün üretim kapasitesinin adeta bir göstergesi olduğunu vurgulayan Develioğlu, Türkiye’nin bugün Avrupa’nın 6. büyük makina imalatçısı konumuna ulaştığını ve sektör ürünlerinin 200’den fazla ülkeye ihraç edildiğini söyledi.Küresel üretim süreçlerinde yaşanan dönüşüme işaret eden Develioğlu, dijitalleşme, otomasyon ve yapay zeka destekli sistemlerin artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini belirterek, bu dönüşüme uyum sağlayamayan firmaların rekabet gücünü kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacağına dikkat çekti. AKILLI ÜRETİM SİSTEMLERİ BELİRLEYİCİSektöre ilişkin güncel verileri de paylaşan Develioğlu, makina ihracatının son 5 yılda dolar bazında yüzde 25 arttığını, buna karşılık ithalatın aynı dönemde yüzde 35 yükseldiğini kaydetti.2025 yılında takım tezgâhları ve otomasyon alanında 1.27 milyar dolarlık ihracata karşılık 2.5 milyar dolarlık ithalat gerçekleştiğine dikkat çeken Develioğlu, bu tablonun yerli üretimin güçlendirilmesi ve teknolojik bağımlılığın azaltılması gerektiğini açıkça ortaya koyduğunu söyledi.Bu süreçte güçlü finansman yapıları, doğru stratejiler, etkin destek mekanizmaları ve akıllı üretim sistemlerinin kritik rol oynadığını vurgulayan Develioğlu, seminerin de bu dört temel başlık çerçevesinde kurgulandığını belirtti.SANAYİCİ DESTEKLERİ KAÇIRIYORSeminerin moderatörlüğünü üstlenen İTO Takım Tezgâhları ve Otomasyon Meslek Komitesi Meclis Üyesi Oğuz Akyüz, sanayicinin karşı karşıya olduğu sorunların artık çok daha net biçimde görüldüğünü söyledi.Yüksek finansman maliyetleri, kur baskısı, ihracat zorlukları, artan üretim maliyetleri ve Uzak Doğu kaynaklı düşük maliyetli rekabetin sektörü zorladığını ifade eden Akyüz, eski yöntemlerle ayakta kalmanın mümkün olmadığını vurguladı.Sanayicilerin devlet destekleri, hibeler, finansman imkânları ve yapay zeka destekli yeni nesil ticaret modellerinden daha etkin yararlanması gerektiğini belirten Akyüz, destek mekanizmalarının hızla değiştiğine dikkat çekti. Birçok firmanın bu desteklerden haberdar olmadığı için önemli avantajları kaçırdığını ifade eden Akyüz, dijital sistemlerin bu noktada sanayiciye önemli kolaylık sağladığını dile getirdi.DIŞ TiCARETTE STRATEJİK YOL HARİTASIODS Bilişim Danışmanlık Yönetim Kurulu Üyesi Okan Seçkin ise uluslararası iş geliştirme ve ihracat danışmanlığı alanında firmaların zaman ve maliyet kayıplarını azaltmaya odaklandıklarını söyledi. Geleneksel ihracat yöntemleriyle ilerleyen birçok şirketin hâlâ ciddi zaman, maliyet ve rekabet avantajı kaybı yaşadığına dikkat çeken Seçkin, yeni nesil ihracat modellerinde doğru strateji, doğru data, etkili iletişim yöntemleri ve güçlü süreç yönetimi sayesinde sektörden bağımsız her firmanın müşteri bulma, yeni pazarlara ulaşma ve küresel ölçekte büyüme potansiyelini çok daha hızlı artırabildiğini vurguladı. Bu metodolojinin her yıl yüzlerce farklı sektör ve şirkette somut karşılık bulduğunu belirten Seçkin, doğru yol haritasıyla ihracatın artık çok daha erişilebilir ve sürdürülebilir hale geldiğini ifade etti.500 MİLYON DOLARLIK İHRACAT HACMİ17 yıllık deneyim ve uzman kadroyla bugüne kadar 500’den fazla firmaya 500 milyon doları aşan ihracat hacmi kazandırdıklarını aktaran Seçkin, geleneksel ihracat anlayışının ötesine geçen yeni nesil strateji, doğru veri, etkili iletişim ve sürdürülebilir saha yönetimiyle Türk şirketlerinin küresel pazarlarda daha hızlı müşteri bulabildiğini, daha düşük maliyetle büyüyebildiğini ve rekabet gücünü kalıcı şekilde artırabildiğini söyledi. Her sektörde uygulanabilen bu metodolojinin, şirketlerin yalnızca ihracat yapmasını değil, doğru pazarlarda doğru alıcılarla ölçeklenebilir büyüme yakalamasını sağladığını belirten Seçkin, amaçlarının Türk ihracatçısının küresel pazarlardaki rekabet gücünü artırmak olduğunu ifade etti.Toplantıya Türkiye Makine Federasyonu (MAKFED), Takım Tezgahları Sanayici ve İş İnsanları Derneği (TİAD), Endüstriyel Otomasyon Sanayicileri Derneği (ENOSAD) yetkilileri, ODS CEO’su Cenk Güngör ve sektör temsilcileri katıldı.ALACAK RİSKİNİ YÖNETMEK ÖNEMLİ  Türk Eximbank Ürün ve Satış Yönetimi Müdürü Ezgi Camöz, her firmanın dış ticarette farklı ihtiyaçları bulunduğunu belirterek, Türk Eximbank olarak ihracatçılara 360 derece ürün ve destek sunmaya çalıştıklarını söyledi. Firmalara aktif bir şube seçerek banka ile birebir iletişimde kalmaları tavsiyesinde bulunan Camöz, ihtiyaçların zaman içinde değiştiğini, buna bağlı olarak sunulan çözümlerin de yenilendiğini ifade etti. Kaynakların sınırlı, ihtiyaçların ise sınırsız olduğuna dikkat çeken Camöz, “Erken başvuran kazanıyor diyebileceğimiz bir dönemdeyiz” dedi. Türkiye genelinde 25 şubeyle hizmet verdiklerini aktaran Camöz, geçen yıl ihracatçılara 54.1 milyar dolar destek sağladıklarını, bu yıl ise destek hedeflerinin 59 milyar dolar olduğunu belirtti. Pandemi sonrası sigorta taleplerinde artış yaşandığını belirten Camöz, alacak riskinin gerçekleşmeden önce yönetilmesi gerektiğini vurguladı. Camöz, kısa, orta ve uzun vadeli finansman imkanlarının yanı sıra yatırım kredileri de sağladıklarını belirterek, alacak sigortasının temel ürünlerden biri haline geldiğini söyledi. Yeni pazarlara açılan ihracatçılar için alıcı güveninin kritik önemde olduğuna dikkat çeken Camöz, alacak sigortasıyla doğabilecek risklerin yüzde 90’a kadar tazmin edilebildiğini belirtti. 
Sanayide artan maliyetler ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar, yapay zeka destekli yeni nesil sistemleri ön plana çıkarıyor. Firmalar, bu çözümler sayesinde hibe, teşvik ve finansman fırsatlarını anlık takip ederek kaçırmıyor. Sistem dış ticarette hız, verimlilik ve risk yönetimini kolaylaştırıyor.

Yapay zekanın ticaret ve üretim süreçlerini şekillendirdiği yeni dönemde, sanayiciler destek ve finansman imkânlarına dijital ve akıllı sistemler aracılığıyla daha hızlı erişebiliyor. İstanbul Ticaret Odası’nda (İTO) düzenlenen ‘Küresel Pazarlara Açılan Sanayi: Stratejiler, Destekler, Finansman ve Akıllı Sistemler’ seminerinde, firmaların ihracat kapasitesini artırmak için yararlanabileceği teşvikler, finansman modelleri ve akıllı sistem çözümleri masaya yatırıldı.Seminerde, yapay zekanın ticarete etkisi, destek ve teşviklerden etkin yararlanma yolları ile sanayinin küresel pazarlara açılımında izlenebilecek stratejiler kapsamlı biçimde değerlendirildi.AVRUPA’NIN 6. BÜYÜK MAKİNA İMALATÇISISeminerin açılış konuşmasını yapan İTO Başkan Yardımcısı Mehmet Develioğlu, makina ve takım tezgâhları sektörünün Türkiye ekonomisi açısından stratejik önemine dikkat çekti. Sektörün üretim kapasitesinin adeta bir göstergesi olduğunu vurgulayan Develioğlu, Türkiye’nin bugün Avrupa’nın 6. büyük makina imalatçısı konumuna ulaştığını ve sektör ürünlerinin 200’den fazla ülkeye ihraç edildiğini söyledi.Küresel üretim süreçlerinde yaşanan dönüşüme işaret eden Develioğlu, dijitalleşme, otomasyon ve yapay zeka destekli sistemlerin artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini belirterek, bu dönüşüme uyum sağlayamayan firmaların rekabet gücünü kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacağına dikkat çekti. AKILLI ÜRETİM SİSTEMLERİ BELİRLEYİCİSektöre ilişkin güncel verileri de paylaşan Develioğlu, makina ihracatının son 5 yılda dolar bazında yüzde 25 arttığını, buna karşılık ithalatın aynı dönemde yüzde 35 yükseldiğini kaydetti.2025 yılında takım tezgâhları ve otomasyon alanında 1.27 milyar dolarlık ihracata karşılık 2.5 milyar dolarlık ithalat gerçekleştiğine dikkat çeken Develioğlu, bu tablonun yerli üretimin güçlendirilmesi ve teknolojik bağımlılığın azaltılması gerektiğini açıkça ortaya koyduğunu söyledi.Bu süreçte güçlü finansman yapıları, doğru stratejiler, etkin destek mekanizmaları ve akıllı üretim sistemlerinin kritik rol oynadığını vurgulayan Develioğlu, seminerin de bu dört temel başlık çerçevesinde kurgulandığını belirtti.SANAYİCİ DESTEKLERİ KAÇIRIYORSeminerin moderatörlüğünü üstlenen İTO Takım Tezgâhları ve Otomasyon Meslek Komitesi Meclis Üyesi Oğuz Akyüz, sanayicinin karşı karşıya olduğu sorunların artık çok daha net biçimde görüldüğünü söyledi.Yüksek finansman maliyetleri, kur baskısı, ihracat zorlukları, artan üretim maliyetleri ve Uzak Doğu kaynaklı düşük maliyetli rekabetin sektörü zorladığını ifade eden Akyüz, eski yöntemlerle ayakta kalmanın mümkün olmadığını vurguladı.Sanayicilerin devlet destekleri, hibeler, finansman imkânları ve yapay zeka destekli yeni nesil ticaret modellerinden daha etkin yararlanması gerektiğini belirten Akyüz, destek mekanizmalarının hızla değiştiğine dikkat çekti. Birçok firmanın bu desteklerden haberdar olmadığı için önemli avantajları kaçırdığını ifade eden Akyüz, dijital sistemlerin bu noktada sanayiciye önemli kolaylık sağladığını dile getirdi.DIŞ TiCARETTE STRATEJİK YOL HARİTASIODS Bilişim Danışmanlık Yönetim Kurulu Üyesi Okan Seçkin ise uluslararası iş geliştirme ve ihracat danışmanlığı alanında firmaların zaman ve maliyet kayıplarını azaltmaya odaklandıklarını söyledi. Geleneksel ihracat yöntemleriyle ilerleyen birçok şirketin hâlâ ciddi zaman, maliyet ve rekabet avantajı kaybı yaşadığına dikkat çeken Seçkin, yeni nesil ihracat modellerinde doğru strateji, doğru data, etkili iletişim yöntemleri ve güçlü süreç yönetimi sayesinde sektörden bağımsız her firmanın müşteri bulma, yeni pazarlara ulaşma ve küresel ölçekte büyüme potansiyelini çok daha hızlı artırabildiğini vurguladı. Bu metodolojinin her yıl yüzlerce farklı sektör ve şirkette somut karşılık bulduğunu belirten Seçkin, doğru yol haritasıyla ihracatın artık çok daha erişilebilir ve sürdürülebilir hale geldiğini ifade etti.500 MİLYON DOLARLIK İHRACAT HACMİ17 yıllık deneyim ve uzman kadroyla bugüne kadar 500’den fazla firmaya 500 milyon doları aşan ihracat hacmi kazandırdıklarını aktaran Seçkin, geleneksel ihracat anlayışının ötesine geçen yeni nesil strateji, doğru veri, etkili iletişim ve sürdürülebilir saha yönetimiyle Türk şirketlerinin küresel pazarlarda daha hızlı müşteri bulabildiğini, daha düşük maliyetle büyüyebildiğini ve rekabet gücünü kalıcı şekilde artırabildiğini söyledi. Her sektörde uygulanabilen bu metodolojinin, şirketlerin yalnızca ihracat yapmasını değil, doğru pazarlarda doğru alıcılarla ölçeklenebilir büyüme yakalamasını sağladığını belirten Seçkin, amaçlarının Türk ihracatçısının küresel pazarlardaki rekabet gücünü artırmak olduğunu ifade etti.Toplantıya Türkiye Makine Federasyonu (MAKFED), Takım Tezgahları Sanayici ve İş İnsanları Derneği (TİAD), Endüstriyel Otomasyon Sanayicileri Derneği (ENOSAD) yetkilileri, ODS CEO’su Cenk Güngör ve sektör temsilcileri katıldı.ALACAK RİSKİNİ YÖNETMEK ÖNEMLİ  Türk Eximbank Ürün ve Satış Yönetimi Müdürü Ezgi Camöz, her firmanın dış ticarette farklı ihtiyaçları bulunduğunu belirterek, Türk Eximbank olarak ihracatçılara 360 derece ürün ve destek sunmaya çalıştıklarını söyledi. Firmalara aktif bir şube seçerek banka ile birebir iletişimde kalmaları tavsiyesinde bulunan Camöz, ihtiyaçların zaman içinde değiştiğini, buna bağlı olarak sunulan çözümlerin de yenilendiğini ifade etti. Kaynakların sınırlı, ihtiyaçların ise sınırsız olduğuna dikkat çeken Camöz, “Erken başvuran kazanıyor diyebileceğimiz bir dönemdeyiz” dedi. Türkiye genelinde 25 şubeyle hizmet verdiklerini aktaran Camöz, geçen yıl ihracatçılara 54.1 milyar dolar destek sağladıklarını, bu yıl ise destek hedeflerinin 59 milyar dolar olduğunu belirtti. Pandemi sonrası sigorta taleplerinde artış yaşandığını belirten Camöz, alacak riskinin gerçekleşmeden önce yönetilmesi gerektiğini vurguladı. Camöz, kısa, orta ve uzun vadeli finansman imkanlarının yanı sıra yatırım kredileri de sağladıklarını belirterek, alacak sigortasının temel ürünlerden biri haline geldiğini söyledi. Yeni pazarlara açılan ihracatçılar için alıcı güveninin kritik önemde olduğuna dikkat çeken Camöz, alacak sigortasıyla doğabilecek risklerin yüzde 90’a kadar tazmin edilebildiğini belirtti. 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adliyehaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.