Türkiye’nin sanayide asıl meselesi: Kilogram başına katma değer! Salih Keskin yazdı...
Türkiye’nin sanayide asıl meselesi: Kilogram başına katma değer! Salih Keskin yazdı...
İstanbul Ticaret Gazetesi yazarı Salih Keskin, dünya ekonomisindeki rekabetin artık üretim hacmiyle değil, ürünlerin kilogram başına yarattığı değerle belirlendiğini vurgulayarak Türkiye'nin orta gelir tuzağından çıkması için katma değerli üretime odaklanması gerektiğini belirtti.
İstanbul Ticaret Gazetesi yazarı Salih Keskin, bu haftaki analizinde Türkiye ekonomisinin ve sanayisinin önündeki en kritik eşik olan "kilogram başına katma değer" konusunu masaya yatırdı. Küresel rekabette zenginliğin artık üretim tonajıyla değil, birim ağırlık başına düşen ekonomik değerle ölçüldüğünü vurgulayan Keskin; tekstilden savunma sanayisine, uydudan elektronik komponentlere kadar uzanan geniş bir yelpazede çarpıcı kıyaslamalar sundu.Salih Keskin'in bu haftaki yazısı şöyle:Türkiye’nin sanayide asıl meselesi: Kilogram başına katma değer!Bugün dünya ekonomisinde rekabet artık yalnızca ne kadar ürettiğinizle değil, ürettiğiniz ürünün kilogram başına ne kadar değer oluşturduğuyla belirleniyor.Bir başka ifadeyle, ülkelerin zenginliği tonla değil, kilogramla ölçülüyor.Basit bir karşılaştırma ile bunu ortaya koyabiliriz.1 kilogram kazak (ortalama 2 kazak) yaklaşık 40-60 dolar değer oluştururken, 1 kilogram cep telefonu yaklaşık 1.000-1.500 dolar,1 kilogram elektronik komponent 5 bin 500 dolar,1 kilogram uydu teknolojisi ise 70 bin dolar değer yaratabiliyor.Bu fark, yalnızca ürünler arasındaki fark değildir. Bu fark, ülkelerin gelir düzeyleri arasındaki farktır.Bugün yüksek gelirli ülkeler, kilogram başına yüksek katma değer üreten ülkeler. Orta gelir tuzağında kalan ülkeler ise üretim yapmasına rağmen düşük katma değerle çalışan ülkeler. Türkiye, tam da bu eşikte duran bir ekonomidir. Türkiye açısından asıl mesele, kilogram başına zenginliği artırma meselesidir. Yani 1 kilo kazak mı, 1 kilo uydu mu? Aynı kazak, 5 kat farkKatma değer meselesi yalnızca teknoloji ürünlerinde değil, geleneksel sektörlerde de açık şekilde görülür. Türkiye, tekstil üretiminde güçlü bir ülkedir. Dünyanın birçok global markası üretimini Türkiye’de yaptırır. Ancak aynı kazak, marka olduğunda fiyatı birkaç kat artar.Örneğin; bir üretici firmanın ürettiği standart bir kazak 20-25 dolar seviyesinde satılırken, aynı kalitedeki ürün global bir marka etiketiyle 80-120 dolar seviyesine çıkabilir. Global markaların önemli bir kısmının üretiminde Türkiye’deki firmalar yer alır. Üretim Türkiye’de yapılır ama markayı kuran, tasarımı yapan, pazarlamayı yöneten başka ülkeler olur. Sonuçta kazanan üretici değil, marka olur.Bu durum yalnızca tekstilde değil; mobilyada, beyaz eşyada, otomotiv yan sanayinde, elektronikte, gıdada aynı şekilde görülüyor. Türkiye, birçok sektörde güçlü bir üretim ülkesi ama aynı güçte bir marka ve teknoloji ülkesi değildir.Üretim değil, sistem kurmakBugün dünya sanayisinde kazanan ülkelerin ortak özellikleri şunlar:* Yüksek katma değerli üretim yaparlar.* Komponent üretirler. * Teknoloji geliştirirler.* Marka kurarlar.* Tasarım yaparlar.* Sistem satarlar.Kaybedenler ise sadece üretim yapanlardır. Bu nedenle sanayide asıl dönüşüm şu soruyla başlar: Daha çok üretmek mi? Yoksa daha değerli üretmek mi? Türkiye’nin geleceği daha fazla fabrika kurmakta değil, daha yüksek katma değer üreten fabrikalar kurmakta.Katma değer nasıl artırılır?Bugün birçok sanayi firmasının önünde üç temel seçenek var:1. Sadece üretim yapan firma olmakBu modelde firma kapasitesini artırır, maliyet düşürür ama fiyatı belirleyemez. Bu model büyüme sağlar ama zenginleşme sağlamaz.2. Marka sahibi olacak şekilde yol haritası oluşturmakFirma kendi markasını kurar, tasarım yapar, pazarlama yapar,dağıtım kurar. Ve bu modelde kilogram başına değer artar. Tekstil, gıda, mobilya ve diğer bütün sektörlerde bu dönüşüm mümkün.3. Teknoloji ve komponent üretmek En yüksek katma değer burada oluşur. Elektronik, makina, savunma, yazılım, otomotiv yan sanayi, biyomedikal, uzay ve havacılık gibi alanlarda kilogram başına değer katlanarak artar. Türkiye, son yıllarda savunma sanayinde bu dönüşümün ilk örneklerini vermeye başladı. Ancak bu yaklaşımın daha geniş sektörlere yayılması gerekir.Türkiye için asıl soruTürkiye, üretim yapabilen bir ülkedir. Ama üretim yapmak artık yeterli değil. Bugün asıl soru şu: Daha çok üretmek mi? Daha ucuz üretmek mi? Yoksa daha değerli üretmek mi?Geleceğin güçlü ülkeleri, kilogram başına değeri yüksek olan ülkeler olacak. Ve bu dönüşüm, devlet politikalarından önce firmaların strateji değişimiyle başlayacak. Üretmek yetmez. Değer üretmek gerekir.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.