Türkiye yatırımda vites yükseltiyor: Hedef dijital, yüksek teknoloji ve yeşil dönüşüm yatırıcısı
Türkiye yatırımda vites yükseltiyor: Hedef dijital, yüksek teknoloji ve yeşil dönüşüm yatırıcısı
Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, Türkiye’nin uluslararası doğrudan yatırımlarda bölgesinde en çok yatırım çeken üç ülkeden biri konumunu koruduğunu belirterek yeni dönemde odaklarının dijitalleşme, yapay zekâ, yüksek teknoloji ve sürdürülebilirlik temelli Climate FDI yatırımları olduğunu açıkladı.
Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, "Biz, daha çok dijital yatırım, 'Climate FDI' dedikleri yeşil sürdürülebilir iklime uygun yatırımları çekmek istiyoruz." dedi.Dağlıoğlu, İstanbul Finans Merkezi'nde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Dağlıoğlu, Türkiye'ye gelen yatırımların yüzde 12,2'lik artışla dünyadaki artışın üstünde artmış olduğunu vurguladı.Gelişmekte olan ülkelere giden yatırımların azaldığı bir dönem yaşandığına dikkati çeken Dağlıoğlu, "Türkiye yine burada pozitif ayrışan bir ülke olarak dikkat çekmiş oldu. Burada yani Türkiye'nin temel olarak bölgesinde artık bölgesel bir merkez olmasının getirdiği birtakım avantajlar var. Yani bu yatırımın sürekliliğinde zaten geniş bir uluslararası yatırımcı tabanı var ve coğrafi olarak da geniş bir alana hizmet vermesinden dolayı dünyadaki birçok gelişmeler perspektifinde, iç pazarıyla, çevre pazarlara erişimiyle yatırımcılar için pozitif bir ortam sunmaya devam ediyor." diye konuştu.EN ÇOK YATIRIM HOLLANDA'DANCumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Dağlıoğlu, yatırım yoluyla vatandaşlık programının uygulandığı dönemde gayrimenkule gelen yatırımlarda çok hızlı bir artış olduğunu anımsatarak, bazı yıllarda yüzde 50'ye yakın yatırımın gayrimenkulden geldiğinin görüldüğünü söyledi.Dağlıoğlu, bunun 2025'te yaklaşık yüzde 18'de kaldığını aktararak, "Uzun vadeli ortalamaya bakarsak aslında yüzde 25'in biraz üzerinde seyrediyor. Gayrimenkuldeki seyir de biraz böyle azalmış, gelen yatırımların artışı diğer o sermaye dediğimiz kalemden gelmiş oluyor." dedi.Yatırımların hangi ülkelerden geldiğine değinen Dağlıoğlu, Hollanda'nın vergi anlaşmaları ve birçok uluslararası şirketin "kasası" konumunda olması sebebiyle listenin başında olduğunu bildirdi.Dağlıoğlu, sonrasında Lüksemburg'un geldiğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:"ABD burada 5'inci ülke olarak görünüyor ama ABD'nin daha üst sıralara çıktığını görüyoruz. Kazakistan'dan biliyorsunuz bir işlem olmuş oldu, Hepsiburada'nın satın alınması bu ülke üzerinden gerçekleştiği için Kaspi.kz üzerinden, bu yıl dikkat çeken üst sıralarda yer alıyor Kazakistan. Sonrasında Almanya, Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi ülkelerle listemiz devam ediyor. Yine coğrafi çeşitliliğin olduğuna dikkat çekiyoruz. Amerika'dan yatırımların, Avrupa'dan yatırımların geldiğini görüyoruz, Körfez ülkeleri ve Asya ülkelerinden yatırımların geldiğini görüyoruz. Özetle önceki yıllardaki trendin benzeri şekilde devamı."TÜRKİYE BÖLGEDE EN ÇOK YATIRIM ÇEKEN ÜÇ ÜLKE ARASINDABurak Dağlıoğlu, gelişmekte olan ülkelere yönelik uluslararası doğrudan yatırımların sınırlı kaldığı bir konjonktürde Türkiye'nin pozitif ayrışmasının en temelinde güçlü siyasi liderliğin olduğunu belirtti.Dağlıoğlu, özellikle dünyadaki jeopolitik gelişmeler düşünüldüğü zaman yatırımcıların karar verme dinamiklerinde artık jeopolitik gelişmelerin daha büyük bir rol oynadığının altını çizdi.Yatırımcılardan gelen geri bildirimlerde Türkiye'nin güçlü liderlikle ekonomisindeki dinamizmi korumasının ve reform yapma kapasitesinin üst düzeyde olmasının önemli etken olduğunu dile getiren Dağlıoğlu, şunları kaydetti:"İş ortamını geliştirme açısından geçtiğimiz yılı hatırlarsak birçok mevzuatta, kanunda düzenlemeler oldu. İklim Kanunu çok uzun süredir beklenen bir gelişmeydi, yatırım teşvikleriyle ilgili güncellemeler geldi ve tabii ki buradaki insan kaynağımız, bunlar yatırımcılar nezdinde pozitif, Türkiye'yi olumlu ayrıştıran faktörler. Coğrafi konumumuza zaten biraz değinmiş olduk. Biz burada neyi görüyoruz? Daha uzun vadeli baktığımız zaman Türkiye yine aslında bu coğrafyada, coğrafyadan kastımız da Orta ve Doğu Avrupa, Kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkeleri bizim rekabet coğrafyamızı oluşturuyor. Biz yatırımlardaki performansımızı ölçerken bu ülkelerle olan rekabetimize bakıyoruz. Türkiye burada yine en çok yatırım çeken üçüncü ülke konumunda. Aslında ilk üç arasında çok büyük farklılıklar yok, bu konumunu da aslında geçtiğimiz yıl korumuş oldu."Dağlıoğlu, Türkiye'nin 2015'ten 2025'e kadar olan dönemde bir önceki 10 yıla kıyasla Doğu Avrupa bölgesinde bir sıra atladığını ve Polonya'nın ardından bölgede ikinci sırada olduğunu vurgulayarak, Kuzey Afrika ve Orta Doğu da katıldığı zaman, BAE'nin de tabloya dahil olmasıyla, Türkiye'nin en çok yatırım çeken üç ülke arasında olduğunu bildirdi.Türkiye'nin son 10-11 yıllık döneminde sanayi projelerinde çok ciddi bir artış olduğuna işaret eden Dağlıoğlu, "Gıda-tarım projelerinde çok ciddi bir artış var. Hizmetler sektörü daha böyle stabil kalmış, orada belki daha da bizim için bir iyileştirme alanı görüyoruz ama Türkiye açık ara bu bölgede imalat sanayi projelerini çekmede ve genişleme tipi yatırımları çekmede lider ülke konumunda. Satın alma-birleşmelerde ikinci sıradayız ama yine bir liderlik iddiamız da olur orada. Böyle bir tablodan bahsediyoruz, ülkemiz kendi bölgesinde en rekabetçi, en yatırım çekme açısından canlı ülke konumunda." şeklinde konuştu.Dağlıoğlu, yatırım konularına uzun vadeli yaklaştıklarını vurgulayarak, doğrudan yatırımların daha uzun vadeli perspektiflerle, değerlendirmelerle yatırım yapılan bir alan olduğuna dikkati çekti.2003'ten bu yana en çok yatırım çekilen alanlara bakıldığında, finans, imalat, toptan-perakende ticaret, enerji, bilgi işlem teknolojileri şeklinde devam eden bir sıralama olduğunu kaydeden Dağlıoğlu, 2025'te toptan-perakende, imalat sanayi, bilgi işlem teknolojileri, finans, ulaştırma, enerji şeklinde bir sıralama olduğunu bildirdi.Dağlıoğlu, ilk 5 sıradaki sektörlerin neyi anlattığına değinerek, şöyle devam etti:"Türkiye teknoloji girişimciliği üzerinden ve uluslararası şirketlerin Türkiye'yi bir tedarik zinciri merkezi olarak konumlamasından dolayı gerçekleşen projeler. Hem imalat hem de lojistik alanındaki, ulaştırma alanındaki yatırımlar da o üretilen ürünlerin istenen noktaya gönderilmesi için gerekli olan yatırımlar. Böyle sektör tasnifini tabii ki yapabiliriz yani böyle geniş tanımlarla ama genel trendin, yani geçtiğimiz, özellikle salgın sonrasında gördüğümüz bu trend devam ediyor, teknoloji girişimciliği ve tedarik zinciri odaklı yatırımların devam ettiğini görüyoruz."2020'den sonraki yatırımlara baktığımız zaman imalat sanayinin yüzde 28'lik payla dikkati çeker bir şekilde önde gittiğini aktaran Dağlıoğlu, "Toptan-perakende ticaretin çoğunluğunun bu teknoloji girişimcilerinden oluştuğunu biliyoruz. Benzeri şekilde bilgi-iletişim sektörü ve finans sektöründe çok fazla teknolojiyle alakalı yatırım var. Bu da böyle aslında uzun vadeli değerlendirmelerde de yani sadece bir yıl değil, 5-6 yıllık dönemde de benzeri bir trendi burada açıkça görmüş oluyoruz." şeklinde konuştu.Dağlıoğlu, İstanbul Finans Merkezinin katkısıyla hazırlanan Anadolu Ajansı (AA) Finans Masası'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak soruları yanıtladı.Son dönemde yürürlüğe giren teşvik programlarına işaret eden Dağlıoğlu, HIT-30 Yüksek Teknoloji Teşvik Programı ile önemli başlıklarda çağrılar açıldığını ve orada ilk grup projelerin lansmanı yapılan ve uluslararası yatırımcıların bulunduğu projelerin olduğunu söyledi.Dağlıoğlu, burada büyük ölçekli yatırım projelerinin bir kısmının hayata geçmeye başladığını, temelinin atıldığını, bir kısmının ise finansmanını kapattığını belirterek, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bu programı yürüttüğünü ve büyük ölçekli yatırımların zaten bu rakamların içine de yansımış durumda olduğunu dile getirdi.Türkiye'nin bütün genelinde bölgesel yatırım teşvikleri ve stratejik öncelikli farklı, geniş bir skalada teşvik programlarının olduğuna dikkati çeken Dağlıoğlu, "Geçtiğimiz yıl yine burada bir güncelleme oldu, aslında daha niş odaklanma getiren ve yatırımcıların birazcık daha talep ettikleri alanlardaki teşvikleri bulabileceği bir paket olmuş oldu ve yine hızlıca biz her ay açıklanan bu yatırım teşvik belgelerinden bunların analizini yapıyoruz. Uluslararası yatırımcılarda da bunun hızla karşılık bulduğunu görüyoruz, yatırım projelerine dönüşmüş durumdalar." diye konuştu.TÜRKİYE'NİN REKABETÇİLİĞİNİ KORUMAK ADINA BU REFORM ADIMLARI ÇOK ÖNEMLİYDİCumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Dağlıoğlu, İklim Kanunu ve teşvik programlarının bir kısmının yine bu sürdürülebilirliğe katkıdan geldiğini, Türkiye'nin bu yolda hızlı ilerlediğini, geçmişte bu yöndeki hazırlıklarının iyi olduğunu dile getirdi.Dağlıoğlu, sürdürülebilirlik anlamında bu düzenlemelerin, Türkiye'yi daha ileri götürmek adına bu mevzuat çalışmalarının önemli bir altyapı sağladığına işaret ederek, "Yine bununla beraber özellikle Enerji Bakanlığımızın yenilenebilir enerji alanında açtığı kapasitelerle, ihalelerle beraber hem sektörlerimizin, o imalat sanayi sektörlerimizin yeşil dönüşümünü, sürdürülebilirliğini, karbon ayak izini azaltmayı hızlandıran hem de bir yandan o enerji sektöründeki daha çok yenilenebilir enerji üretme kapasitesine yönelik olan yatırımların yapıldığı, arttığı bir yıl görmüş olduk." şeklinde konuştu.Birçok yatırım projesinin sürdürülebilirlik bağlamında duyurulduğunu anlatan Dağlıoğlu, bunun kesinlikle pozitif etkisinin olduğunu vurguladı.Dağlıoğlu, dünyada özellikle kurumsal büyük yatırımcılarda dijitalleşme gibi yeşil dönüşüm ajandasının da devam ettiğinin altını çizerek, "Bu bağlam da Türkiye'yi rekabetçi kılıyor. Biz, böyle uluslararası yatırımcılar için yani 15 yıl öncesini hatırladığımız zaman yatırım parametreleri neydi? Şimdi bugüne bakıyorsunuz, çok fazla oranda karbon ayak izi azaltma, su verimliliği gibi boyutları olduğu için Türkiye'nin rekabetçiliğini korumak adına bu reform adımları çok önemliydi." ifadelerini kullandı.Burak Dağlıoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın son Körfez ziyaretinde imzaları atılan 2 milyar dolarlık enerji anlaşmasına değinerek, bunun hızla hayata geçecek bir anlaşma olduğunu düşündüklerini söyledi.Dağlıoğlu, Körfez ilişkilerinin çok boyutlu olduğunu dile getirerek, bu ilişkilerin ticaret boyutunun da hızla büyüdüğünü ve BAE'nin geçen 4 yılda Türkiye'ye her zaman yatırım yapan ilk 10 ülke arasında yer aldığını bildirdi.Körfez'deki yatırımcı profillerini doğru anlamak gerektiğini anlatan Dağlıoğlu, birinci profilin Körfez ülkelerinin yurt dışına yatırım yapan yapıların büyük oranda oraların varlık fonları veya bu varlık fonlarının iştiraki şirketler olduğunu, ikinci profilin ise bölgede yer alan aile şirketleri ve bir diğer profilin de bu ülkelerde yerleşik finansal yatırımcı profilleri olduğunu söyledi.Dağlıoğlu, ülkeler arasındaki politik ilişkilerin yakınlaşmasıyla özellikle o birinci profildeki yani varlık fonları ve onların ekosistemindeki yatırımcıların Türkiye'de aktif olduğunu gördüklerini vurgulayarak, şöyle devam etti:"Bunlar, yatırımlarına devam ediyorlar. Tabii ki hedefimiz daha da arttırmak. İkinci profil yani bu aileler, o holdingler zaten Türkiye'de aktifler, özellikle ticarette çok büyük rol oynuyorlar çünkü kendi ülkelerindeki birçok dağıtım noktasında aktörler bu insanlar. Türkiye'ye daha çok ticaret heyeti yaptıklarını biliyoruz, satın alma heyetiyle geldiklerini biliyoruz. Yatırım artı ticaret için özellikle çok aktif figürler bunlar. Üçüncü profil de zaten 2003'ten bu yana özellikle bu coğrafyada yerleşik girişim sermayesi fonları, özellikle BAE'de yerleşik fonlar, Türkiye'de aktif ve son dönemde gördüğümüz bir trend de Katar'da da çok fazla girişim sermayesi fonu var, Suudi Arabistan'da da var ve bunların yatırım yaptığı yapılar üzerinden Türkiye'de çok ciddi teknoloji yatırımları oluyor.Yani mesela geçtiğimiz yıl Türkiye'de yapılan bu teknoloji ekosistemindeki yatırımların bir kısmı Katar'da kurulu veya Suudi Arabistan'da kurulu fonlar üzerinden veya Dubai'deki fonlar üzerinden gelmiş oldu veya yakın zamanda bir oyun yatırımı duyuruldu biliyorsunuz. Onu alan şirket, Amerikan şirketi görünüyor ama asıl ana sahipliği Suudi Arabistan'daki bir oyun şirketi. Bu bağlamda yani yatırım biraz böyle dolanıp dünyanın öbür tarafından gelmiş olsa da karar vericilerin Suudi Arabistan'da aktif olduğunu biliyoruz. Bu yakın ilişkiler, özetlemek gerekirse, büyük bir yatırım potansiyeli olan, ülkemize yatırım yapma potansiyeli olan bir coğrafyadan bahsediyoruz. Bu yakın siyasi ilişkilerin sonucu olarak ekonomi ve ticaret tarafında da karşılığını görüyoruz bunun ve yatırımlara doğrudan yansımasını da bizzat böyle rakamlara yansıtacak şekilde görebiliyoruz."Dağlıoğlu, 2026 ve sonrası için hedeflerine değinerek, kendilerine en yol gösterici yaklaşımın ülkenin kalkınma programı olduğunu vurguladı.Dünyadaki yatırımlardan yüzde 1,5 kadarını alma hedefinin bulunduğunu ifade eden Dağlıoğlu, şu anda yaklaşık yüzde 1 pay alındığını ve bunun aslında yatırımların yüzde 50 artırılması gerektiği anlamına geldiğini belirtti.Dağlıoğlu, rakamsal hedefin kendileri için önemli olduğunu ancak ama bu yatırımların niteliğinin de ölçülmesi gerektiğine işaret ederek, şunları kaydetti:"Biz, daha çok dijital yatırım, 'Climate FDI' dedikleri yeşil sürdürülebilir iklime uygun yatırımları çekmek istiyoruz. Daha yüksek nitelikli istihdam gerektiren yatırım projelerini, daha bilgi yoğun yatırım projelerini çekmek istiyoruz. Dünyadaki finansal yatırımcı dediğimiz varlık fonları, girişim sermayesi fonları, aile ofisleri gibi yapıların yatırımlarını çekmek istiyoruz. Bunlar, bizim için kendimize hedef koyduğumuz, çok geleneksel sektörler şeklinde ifade etmiyoruz ama yani bu, birazcık da dünyadaki yeni sektör tanımlarını içeriyor. Yani dijital yatırımlar dediğimiz bu yapay zeka yatırımlarını da kapsıyor. Bu anlamda bizim kendimize hedef koyduğumuz ana sektör kırılımları bu şekilde ki kendi kurum içi raporlamalarımızda aslında bu yöne dönüştürmüş olduk."Türkiye'de birçok uluslararası sermayeli şirketin bir şekilde artık varlığının olduğunu söyleyen Dağlıoğlu, genelde üretim kapasitelerinin ve yönetim ofislerinin Türkiye'de bulunduğunu belirtti.Dağlıoğlu, uzun zamandır bu şirketlerin AR-GE merkezlerinin sayısını artırmak için uğraştıklarını vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu:"Orada somut bir ilerleme gördük. Bunların lojistik merkezlerinin Türkiye'de olması için faaliyet gösteriyoruz, birçok şirketin lojistik merkezini burada görüyoruz. Aslında neyden bahsediyoruz? Bütün bu şirketlerin bütün o değer zincirindeki faaliyetlerinin Türkiye'de yerleşik olmasını önceliklendiriyoruz yani burada bir ürünü geliştiren AR-GE tasarım merkezinden tutun, bunun ticarileşmesi için çalışan ekipler, bunun üretilmesi yani üretim öncesi planlama aşamasını planlayan, üretilmesini sağlayan, üretim sonrası faaliyetleri yürüten ekipler, ta ki o yönetim zincirinin, karar vericilerinin olduğu seviyeye kadar böyle uçtan uca bütün o şirketin hayatını burada sürdürebileceği bir ortam sağlamak istiyoruz.Burada şöyle bir önemi var, dünyada bazı çalkantılar olduğu zaman bazı yatırımcıların bazı yerlerdeki operasyonlarını kapattığını farklı kaynaklardan takip ediyoruz. Türkiye'de bu değer zincirinin ne kadar çok halkası yerleşik olursa yatırımcıların burada kalma oranı da o kadar yüksek oluyor. Bu, bizim için kıymetli bir yaklaşım, faaliyetlerimizi yürütürken de yani bu sektör yaklaşımını yaparken hangi fonksiyonları buraya kazandırdığımızı da ölçerek yolumuza devam etmeye çalışıyoruz."Dağlıoğlu, İstanbul Finans Merkezinin katkısıyla hazırlanan Anadolu Ajansı (AA) Finans Masası'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak soruları yanıtladı.Uluslararası doğrudan yatırım duyurularını takip etmek için kendi veri tabanlarını duyurduklarını anımsatan Dağlıoğlu, bu duyuruları sıfırdan yatırımla birleşme ve satın alma işlemleri olarak ikiye ayırdıklarını söyledi.Dağlıoğlu, sıfırdan yatırımlar hakkında bilgi vererek, 2024'te 375 olan proje sayısının 2025'te 478 olduğunu ve bu projelerde yaklaşık 47 bin istihdam duyurulduğunu, yatırım tutarının 21 milyar dolar olmasının hedeflendiğini kaydetti.Bunların 270'i doğrudan yani "greenfield" denilen sıfırdan yatırım, 208'inin de genişleme yatırımları şeklinde olduğunu aktaran Dağlıoğlu, şöyle devam etti:"Burada şuna dikkat etmek lazım tabii, bu yatırım duyuruları önümüzdeki birkaç yıllık dönemi kapsayabiliyor. Bunlar henüz daha temelini atmış veya atma aşamasında olan şirketler de olabiliyor, kimisi aynı yıl içerisinde başlayıp yatırımını böyle ileri aşamalara da taşıyabilmiş oluyor ve bu yatırım tutarları yani o öz kaynağın ötesinde bütün o kredi vesaireyi de içeren faktörler olduğu için. Bazen, 'Yahu işte geçen yıl bu kadar sermaye yoktu' diyorlar. Bu yapılan duyuruların toplam büyüklüğü ve bu uluslararası bir metodolojiye dayanıyor. Geçen yıl da anlatmıştık hani biz bunu niye yapıyoruz diye. Biz zaten bunu uluslararası veri tabanlarından takip ediyorduk, onlardaki birtakım eksiklikleri biz onlara zaten raporluyorduk. Zaten bu kadar mesai yapıyorsak biz bunu artık kendimiz yapalım motivasyonuyla başlamıştık."Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Dağlıoğlu, veri tabanındaki 2025 verilerini fonksiyonel şekilde ele almaya çalıştıklarını kaydetti.Dağlıoğlu, "Şimdi bir sanayi sektöründeki şirketin imalat yatırımını da biz tasnif ediyoruz ki burada projelerin çoğu imalata geldiğini görüyoruz ve mesela 2025'te 66 tane AR-GE projesi duyurulmuş. Yani bu bir sanayi sektöründeki şirketin içerisindeki fonksiyonlarda imalat da orada, AR-GE de orada, iş hizmetlerine yönelik yani kendisi bazı şirketlerde böyle elektrik üretimi yatırımları vesaire de oluyor, bunlara böyle dağıtmış olduk. Satış-pazarlama yatırımları vesaire de var ama burada çok dikkat çeken imalat, AR-GE ve iş hizmetleri sektörlerindeki yatırımların artışı bizim için kıymetli." diye konuştu.Veri tabanında yatırımları kaynak ülkelere göre de ayırdıklarını anlatan Dağlıoğlu, proje sayısına göre Almanya, ABD, Japonya, Hollanda ve Fransa'nın ilk sıralarda yer aldığını bildirdi.Dağlıoğlu, yaklaşımlarının gelen yatırımların nitelikli olup olmadığını ölçmek olduğunu anımsatarak, "Bizim tanımladığımız bazı nitelikli yatırım profilleri var. Bu bahsi geçen 470 küsur projenin 329'u bizim istediğimiz nitelikli yatırım profillerine uygun olduğunu görüyoruz. Burada da bahsetmiştim satın alma-birleşmeleri ayrı ölçüyoruz, uluslararası metodolojide de bu genelde ayrı ölçülür. Yani o sıfırdan yatırımlar ve genişleme yatırımlarıyla satın alma-birleşmeleri ayırıyoruz. Geçen yıl uluslararası şirketlerin 119 satın alma-birleşme işlemine dahil olduğunu gördük, toplam böyle 6,5 milyar dolara yakın bir tutardan bahsediyoruz burada." ifadelerini kullandı.KATILIM BANKALARININ SEKTÖRDEKİ PAYI YÜZDE 9,2 OLDUBurak Dağlıoğlu, finans ve ekonomi boyutuyla katılım finansın daha adil bir dünya çağrısına önemli bir cevap olduğunu düşündüğünü vurgulayarak, katılım finansın adaleti, ekonomik adaleti sağlayabileceğini düşündüğünü belirtti.Dağlıoğlu, Türkiye'de katılım bankalarının mevcut durumuna değinerek, geçen yıllarda yüzde 8 sektörün payının yüzde 9,2'ye yükseldiğinin bilgisini paylaştı.Katılım finansın sadece bankacılıktan oluşmadığını aktaran Dağlıoğlu, "Sigortayı da hatırlamak lazım yine geçtiğimiz yıllarda böyle yüzde 5'in altında olan katılım sigortacılığının payının yüzde 6'ya yaklaştığını görüyoruz. Umarız hızla payını önce yüzde 10'a ulaştırır." dedi.Dağlıoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:"Sermaye piyasalarında da gördüğümüz üzere yani burada reel büyümeyi de arkadaşlar özellikle vurguladılar ciddi bir büyüme geliyor. Zaten katılım finans sektörünün doğası gereği aslında asıl büyümenin sermaye piyasalarında olması gerektiğini hep böyle vurguluyoruz. Nitekim rakamlar da bunu doğrular şekilde devam ediyor ve yine geçtiğimiz yılda da önemli sukuk ihraçları olduğunu duyduk ve yakın zamanda da önemli bir sukuk ihracı vardı önemli bir kamu şirketinin biliyorsunuz. Bu anlamdaki farkındalığın da artmış olması yani hem ihraç edenler tarafından hem de yatırımcılar tarafından bizce çok kıymetli."Bu alanda nereye gitmek istediklerine işaret eden Dağlıoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın koyduğu hedeflere, ekonomi yönetiminin koyduğu hedeflere ulaşmaya çalışmanın bütün aktörlerin öncelikli gayreti olduğunu ifade etti.Dağlıoğlu, "Bir diğer alan tabii bu hedeflere ulaşırken uzun süredir gündemde olan bir yeni bir mevzuat konusu vardı, bunun üzerine çalışılmaya devam ediliyor tabii ki kapsamlı bir gündemi olduğu için istişare süreçleri, fikir alma süreçleri devam ediyor. Ümidimiz inşallah bu yıl bu mevzuatta bir ilerleme olması yani en azından tabii ki Meclis'in takdiridir ama bu çalışmaların nihayete erdiği bir dönem olur inşallah. Çünkü bu sektördeki asıl büyümeyi bu mevzuat iyileştirmesiyle yapabileceğimize ben inanıyorum." diye konuştu.Dağlıoğlu, katılım finans konusunda uluslararası işbirliği boyutuna değinerek, dünyadaki finansal varlıkların içerisinde bu katılım ürünlerinin payının yüzde 1'in az üzerinde olduğunun bilgisini paylaştı.Önemli olanın katılım finansı uluslararası ölçekte büyütmek olduğuna dikkati çeken Dağlıoğlu, şunları kaydetti:"Çünkü biliyorsunuz ticaretin asıl büyümesi o uluslararası ölçeğe çıktığı zaman oluyor ve yatırımların artması için de o daha önemli. Kendimize belirlediğimiz bazı hedef ülkeler, coğrafyalarla karşılıklı heyet ziyaretleri yaparak bu ülkeler arasındaki ekosistem oyuncularını birbirlerine tanıtarak işbirliğini artırmaya başladık. Yani bunların somut yansımaları da oluyor, geçtiğimiz yıl mesela Malezya ile çok kapsamlı büyük bir heyet getirmiş olduk, Körfez ülkeleriyle zaten hani hem coğrafi yakınlığın verdiği avantajla daha böyle küçük heyetlerin gidiş gelişleri çok sık hem de Londra bu katılım finans için önemli bir merkez halinde. Bu ülkedeki aktörlerle de yakın çalışmalar yürüterek uluslararası işbirlikleriyle bu sektörün dünyadaki varlığını da büyütmek istiyoruz."Müslüman nüfusun çoğunlukta olmadığı ülkelerde ciddi bir katılım finans hareketi, büyümesi olduğunu anlatan Dağlıoğlu, Avustralya, Filipinler, Yeni Zelanda ve Afrika'da, Balkan ülkelerinde ve Türki coğrafyalarda ciddi potansiyel bulunduğunu söyledi.Dağlıoğlu, katılım finans alanında İstanbul'un önemine vurgu yaparak, "Biz bütün bunlarda İstanbul'un merkezi bir konumda olması için de bir çaba içerisindeyiz. İstanbul Finans Merkezinin biz bölgesel bir katılım finans merkezi de olabileceğini, bu temanın üzerine odaklanabileceğini de düşünüyoruz. Bu coğrafyalardaki aktörleri İstanbul'a davet ettiğimiz zaman mutlaka toplantılarımızı fiziksel olarak da orada yapmaya çalışıyoruz. Belki buradan da yine bir tarihi ilk defa duyurabiliriz sizin vesilenizle, geçtiğimiz yıllarda iki kere yaptığımız Dünya İslam İktisadı Kongresi'nin üçüncüsünü inşallah bu yıl haziran ayının başında İstanbul Finans Merkezi'nde gerçekleştireceğiz. Yine katılımcı kitlesini, heyet profilini büyüterek ve yükselterek inşallah başarılı bir etkinlik yapmayı hedefliyoruz." ifadelerini kullandı.Türkiye'de geçen yıl 376 işlem turunda yaklaşık 600 milyon dolara yakın bir erken aşamada teknoloji yatırımı gördüklerini belirten Dağlıoğlu, bir önceki yıla göre biraz bir düşüş gibi görünse de güzel bir yıl olduğunu söyledi.Dağlıoğlu, teknoloji sektöründeki yatırımlara işaret ederek, şunları kaydetti:"Geçtiğimiz yıl ülkemize teknoloji sektöründeki daha ileri aşamadaki yatırımlarda 2,4 milyar dolarlık yatırım gelmiş. Böyle ekosistemin olgunlaştığını görüyoruz, ekosistem olgunlaştıkça da inşallah bu grafiğin daha da böyle artarak devam ettiğini göreceğiz. Bu girişimler erken aşamadayken biliyorsunuz ilk başta birkaç yüz bin dolar yatırım arayarak yola çıkıyorlar, sonra birkaç milyon dolarları arıyorlar, sonra çift haneli milyon dolarları arıyorlar, sonrasında artık milyar dolarlara giden yatırım turlarından bahsediyoruz. İşte ekosistem olgunlaştıkça daha ileri seviyede teknoloji şirketlerinin sayısı arttıkça bu grafiğin inşallah daha da dolu olacağını hayal ediyoruz.""FinTek, daha çok yatırımın olacağını öngördüğümüz bir alan"Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Dağlıoğlu, online oyunda Türkiye'nin artık yerini belli ettiğini ve Avrupa'daki en büyük ikinci, dünyadaki en büyük üçüncü olduğu kategorilerin bulunduğunu belirtti.Dağlıoğlu, Türkiye'deki markaları herkesin bildiğini vurgulayarak, "İnanın biz yıl içerisinde Asya'da, Amerika'da daha böyle uzak coğrafyalarda da tanıtım turları yaptığımızda bu sektörleri temsil eden kişileri de götürdüğümüzde oyun tarafına farkındalığın çok yüksek olduğunu görüyoruz yani diğer teknoloji başlıklarında belki o kadar farkında değiller ama oyun konusunda herkes Türkiye'nin başarısının farkında." şeklinde konuştu.FinTeklere işaret eden Dağlıoğlu, Türkiye'de 1000'in üzerinde FinTek şirketi kurulduğunu bildiklerini, aralarında kapanma veya birleşme yaşayanlarla 830 kadar aktif FinTek şirketinin hayatına devam ettiğini aktardı.Dağlıoğlu, bu yıl bazı düzenleyici adımları olduğuna işaret ederek, "Piyasada birazcık böyle ne olup bittiğini anlamayı gerektiren bir dönem olmuş oldu ama bu uzun vadede sektörün sağlığı için atılmış, regülatör tarafından atılmış bir adım olarak değerlendirmek lazım, bunu da yatırımcılar da zaten bu şekilde görüyor. Önümüzdeki dönemde bu başlıklardaki finansal teknolojiler şimdi geniş bir alan çünkü ödeme sistemleri en çok yatırım olan bir alan ama bütün alanlara ilgi olduğunu görüyoruz, daha çok yatırımın olacağını öngördüğümüz bir alan." ifadelerini kullandı.İstanbul Finans Merkezi'nde kendilerinin de paydaşı olduğu bir teknopark olduğunu anımsatan Dağlıoğlu, bunun geçen aylarda Resmi Gazete'de duyurusunun yapıldığını bildirdi.Dağlıoğlu, "Fiziksel altyapımız da tamamlanmak üzere, önümüzdeki aylarda ilk katılımcılarımızı inşallah misafir ediyor olacağız. Bu da inşallah sektöre ayrı bir dinamizm getirir umudundayız. Özetle FinTek şirketleri sadece yurt içerisinde değil, çevre ülkelerdeki başarısıyla da yatırımcıların dikkatini çekmiş durumda ve önümüzdeki dönemde inşallah daha fazla Türk FinTek şirketinin çevre ülkelerdeki başarılarına hep beraber şahit oluruz." diye konuştu."20'nci yılımızda 250 etkinlik yapma hedefimiz var"Burak Dağlıoğlu, 2006'da Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansının kurulduğuna, daha sonra bunun Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi olarak devam ettiğine ve bu yıl 20'nci yılını kutladıklarına vurgu yaparak, artık 20 yaşında daha olgun bir kurum haline dönüştüklerini ve birçok ülkeye de kendi tecrübelerini aktarma fırsatı da buldukları bir seviyeye geldiklerini söyledi.Dağlıoğlu, her yıl dünyada tanıtım turları yaptıklarına değinerek, 20'nci yıllarında da 250 etkinlik yapma hedefleri olduğunu dile getirdi.Ramazandan sonra Londra ile tekrar tanıtım turlarına devam edeceklerini aktaran Dağlıoğlu, şöyle devam etti:"Türkiye'ye yatırımı olan bu ülkelerde etkinliklerimizi gerçekleştiriyor olacağız. Bu yıl Türkiye için aslında etkinlikler açısından önemli bir yıl. Yani politik anlamda da NATO Zirvesi olacak yani doğrudan yatırımla alakalı değil belki ama ülkemiz için önemli bir etkinlik, burada özellikle dünyadaki güvenlik ve savunma konusundaki böyle gündemin arttığı bir dönemde Türkiye'nin NATO Zirvesine aslında ev sahipliğini yapıyor olması, Sayın Cumhurbaşkanımızın o diğer liderleri burada misafir edecek olması bizce çok kıymetli, anlamlı.Ayrıca bir diğer önemli etkinlik COP31 var. Yine dünyada sürdürülebilirlik konuları konuşulurken yeşil dönüşüm konuşulurken COP31 Türkiye'de olacak. Bu bizim için önemli bir fırsat diye düşünüyorum yani bütün yatırımcılarımız için önemli bir fırsat, finans dünyası için önemli bir fırsat. Çünkü birçok karar verici, birçok aktör şirketler düzeyinde de yatırımcılar düzeyinde de Türkiye'de Antalya'da olacak inşallah. Umarız bu faaliyetlerden en üst seviyede yararlanırız."Dağlıoğlu, senenin sonunda kendilerinin çok kıymet verdikleri bir etkinlik olan Take-Off Zirvesi'nin de olduğunu anımsatarak, TEKNOFEST'in girişimcilik zirvesini yaptıklarını bu etkinliğin en büyük etkinliklerinden biri olduğunu belirtti.Burada anlattıklarının aslında bu ofisin kendi 20 yılı değil, Türkiye'nin 2003'ten bu yana Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde nasıl bir dönüşüm yaşadığı ve aslında nereye gittiği olduğunu ifade eden Dağlıoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:"Her zaman altını çiziyorum kendi mesai arkadaşlarımıza gittiğimiz toplantılarda da yatırımcı geçmişte ne yaptığınıza birazcık fikir sahibi olmak için bakıyor ama asıl sizin gelecekte ne yapmak istediğinizi merak ediyor. Biz de onlara bu 20'nci yılımız vesilesiyle aslında önümüzdeki 'Türkiye Yüzyılı'nda bizim nereye gitmek istediğimizi, dünyanın nasıl ilk 10 ekonomisinden birisi olacağımızı anlatıyoruz. Dünyadaki ticaretten aldığımız payı nasıl artırdığımızı, önümüzdeki dönemde bunu daha da nasıl artıracağımızı anlatıyoruz. İş ortamını, yatırım iklimini nasıl reformlarla güncel tuttuğumuzu, dinamik tuttuğumuzu ve geleceğe yönelik reform ajandalarımızı onlarla paylaşıyoruz. Bunları hedeflediğimiz ülkelerde, etkinliklerde, hedeflediğimiz yatırımcılarla anlatmaya devam edeceğiz."
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.