Türk savunma sanayisinde dev hacim: Proje portföyü 100 milyar doları aştı

Gündem 09.04.2026 - 15:35, Güncelleme: 09.04.2026 - 15:35 112 kez okundu.
 

Türk savunma sanayisinde dev hacim: Proje portföyü 100 milyar doları aştı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türk savunma sanayisinin 100 milyar doları aşan proje portföyü ve 20 milyar dolarlık cirosuyla milli ekonominin en dinamik sektörlerinden biri haline geldiğini belirterek, sektördeki yerlilik oranının yüzde 80'i aştığını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Bugün Türk savunma sanayi 20 milyar doları aşan sektörel cirosu, 1400'ün üzerinde aktif proje ve 100 milyar doları geride bırakan proje portföyüyle güçlü bir şekilde faaliyet göstermektedir." dedi.Yılmaz, ASELSAN Gölbaşı Yerleşkesi'nde düzenlenen, Üniversite-Savunma Sanayii Güç Birliği Töreni'ne katıldı. Program öncesi fuaye alanına geçen Yılmaz, Üniversite-Savunma Sanayii İşbirliği Ödülü'nü kazanan 6 akademisyenin 5 projesine ilişkin yetkililerden bilgi aldı.Daha sonra törende konuşan Yılmaz, Türkiye'nin hem caydırıcı bir güç olarak kendini tahkim ettiğini hem de barışı savunan, ilkeli bir siyaset izleyen, her zaman müzakereden, adaletten, hukuktan yana olan bir ülke olarak yoluna devam ettiğini söyledi.ABD ile İran arasındaki ateşkese değinen Yılmaz, "Bu sürecin başarıya ulaşması için her türlü katkıyı vermeye hazırız. Sayın Cumhurbaşkanımız liderler düzeyinde, tüm kurumlarımız kendi muhataplarıyla bu süreçlerde çok aktif bir diplomasi izliyor. İnşallah bu sürecin sonunda kalıcı bir barış olur. Bunu temenni ediyoruz. Bu süreci belli güçlerin, başta İsrail yönetimi olmak üzere, provoke ve sabote etmemesini temenni ediyoruz." ifadelerini kullandı.Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde ortaya konan Türkiye Yüzyılı vizyonunun, milli teknoloji ve milli yetkinlik hamlelerinin ülkeye önemli bir istikamet kazandırdığına işaret ederek, bu istikametin kendi teknolojisini geliştiren ve insan kaynağını yetiştiren, kurumlar arası eşgüdüm kuran ve elde ettiği yetkinliği toplumun refahına yansıtan geniş bir kalkınma yaklaşımının vazgeçilmez bir parçası olduğunu vurguladı."Bugün Türk savunma sanayi 20 milyar doları aşan sektörel cirosu, yaklaşık 3,5 milyar dolarlık AR-GE harcaması, 1400'ün üzerinde aktif proje ve 100 milyar doları geride bırakan proje portföyüyle güçlü bir şekilde faaliyet göstermektedir." diyen Yılmaz, savunma sanayinin 4 binden fazla firma ve ortalama yaşı 34 olan 100 bini aşkın nitelikli çalışanıyla milli ekonominin en dinamik sektörlerinden biri konumunda olduğunu dile getirdi."BİZİM AVANTAJIMIZ YOLA ERKEN ÇIKMIŞ OLMAMIZ" Yılmaz, savunma sanayisinde, yerlilik ve millilik oranının yüzde 20'lerden bugün yüzde 80'in üzerine çıktığını hatırlatarak, "Bunu 'değişim' kelimesiyle ifade etmenin hafif kalacağını düşünüyorum. Savunma sanayinde Türkiye son 20 yılda değişimin ötesinde bir devrim yaşadı. Bu da devam diyor henüz bitmiş değil." diye konuştu.Son yıllarda savunma sanayine küresel ilginin arttığına dikkati çeken Yılmaz, "Bizim avantajımız bunu 20 yıl öncesinden görerek yola çıkmış olmamız. Yola erken çıkmış olmamız. Bu avantajımızı çok iyi değerlendirmemiz lazım. Bu da kendiliğinden olmadı. Güçlü bir siyasi iradeyle gerçekleşti. Bu güçlü siyasi iradeyi ortaya koyan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a şükranlarımızı sunuyoruz." ifadelerini kullandı.Yılmaz, 2025 yılında savunma ihracatının bir önceki yıla göre yüzde 48 artarak 10,54 milyar dolara ulaştığını belirterek, savunma sanayinde geliştirilen teknolojilerin sivil sektörlere de yayıldığını, bu etkinin genel ekonomik yapının teknolojik seviyesini yükselttiğini söyledi."11. büyük ihracatçı konumuna gelmiş durumdayız. İnşallah ilk 10'a en kısa zamanda gireriz. Geçen yıl yapılan sözleşmeler bu artış eğiliminin devam edeceğini gösteriyor. Backlog'daki siparişler, oradaki gelişmeler işin devam edeceğini gösteriyor. Dolayısıyla bu başarı bir yıla özgü istisnai bir başarı değil, sürdürülebilir bir başarı." değerlendirmesini yapan Yılmaz, Türk savunma sanayi ürünlerinin 185 ülkeye ihraç edildiğini, yaklaşık 230 farklı ürün tipinin aktif olarak kullanıldığını, Türkiye'nin İHA ve SİHA teknolojilerinde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer aldığını ifade etti."ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİĞİ KALKINMA VİZYONUMUZUN TEMEL TAŞI" Yılmaz, ASELSAN'ın geliştirdiği kritik teknolojiler ve insan kaynağıyla savunma sanayi ekosisteminin en önemli kurumsal aktörlerinden biri olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:"Bu ülkenin savunma hattı, insan kaynağımızın vizyoner ufku ve yeteneği kadar güçlüdür. Yarının güvenliğini ve ülkemizin rekabetçi gücünün sürdürülebilirliğini bugün yetiştirdiğimiz yetkin zihinlerle, kurduğumuz güçlü işbirlikleriyle teminat altına alıyoruz. Bu doğrultuda üniversite-sanayi işbirliği kalkınma vizyonumuzun temel taşını oluşturmaktadır. Bu tüm ekonomik yapı için geçerli olduğu gibi savunma sanayinde de elbette geçerlidir."Yılmaz, ASELSAN-üniversite işbirliğinin bunun güzel bir örneği olduğuna işaret ederek, "ASELSAN Akademi, üniversitelerimizin bilgi birikimiyle mühendislerimizin sahadaki tecrübesini buluşturan özgün bir yapı ortaya koymuştur. Akademik eğitim ile üretim süreçlerinin iç içe geçtiği bu yaklaşım, bilginin doğrudan teknolojiye dönüşmesini hızlandırmaktadır." dedi."GERÇEK BAĞIMSIZLIK, BİLGİ VE TEKNOLOJİ ÜRETİMİNDEN GEÇMEKTEDİR" ASELSAN ile TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi işbirliğiyle "Kuantal" adıyla kurulan kuantum araştırma laboratuvarını, ASELABS çatısı altında genişleterek ODTÜ, İTÜ, Hacettepe ve Gazi Üniversitesini kapsayacak şekilde yaygınlaştırdıklarını bildiren Yılmaz, "ASELSAN'ın bu laboratuvarlarda haberleşme ve algılama teknolojilerinden su altı ve otonomi sistemlerine, yapay zekadan mikrodalga malzemelere kadar birçok alanda ülkemize yeni kazanımlar sağlayacağına inanıyorum." diye konuştu.Savunma sanayinde ulaşılan seviyeyi belirleyen temel unsurun bütüncül yaklaşım olduğunu belirten Yılmaz, şunları kaydetti:"Hava savunmadan radar teknolojilerine, elektronik harpten haberleşmeye kadar geniş bir alanda geliştirilen sistemler, deniz altından uyduya uzanan platformlara yeni kabiliyetler kazandırmaktadır. Altay'dan MİLGEM'e, insansız hava araçlarından Milli Muharip Uçağı'na kadar birçok platformda ASELSAN'ın geliştirdiği kritik teknolojilerin yer alması bu katkının kapsamını açık bir şekilde ortaya koymaktadır."Yılmaz, bugün ortaya konan tablonun, Türkiye'nin bilgiye dayalı kalkınma iradesinin güçlü bir sonucu olduğunun altını çizerek, "Teknolojiyi kullanan ülkeler belli bir süre refah elde etseler bile sürdürülebilir bir refah oluşturmaları mümkün değildir. Gerçek anlamda refah ve bugünün dünyasında gerçek anlamda bağımsızlık, bilgi ve teknoloji üretiminden geçmektedir. Dolayısıyla biz teknolojiyi sadece kullanan değil, üreten, geliştiren, daha ileriye taşıyan bir toplum olarak Türkiye Yüzyılında ülkemizi çok daha ilerilere taşıyacağız." ifadelerini kullandı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türk savunma sanayisinin 100 milyar doları aşan proje portföyü ve 20 milyar dolarlık cirosuyla milli ekonominin en dinamik sektörlerinden biri haline geldiğini belirterek, sektördeki yerlilik oranının yüzde 80'i aştığını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Bugün Türk savunma sanayi 20 milyar doları aşan sektörel cirosu, 1400'ün üzerinde aktif proje ve 100 milyar doları geride bırakan proje portföyüyle güçlü bir şekilde faaliyet göstermektedir." dedi.Yılmaz, ASELSAN Gölbaşı Yerleşkesi'nde düzenlenen, Üniversite-Savunma Sanayii Güç Birliği Töreni'ne katıldı. Program öncesi fuaye alanına geçen Yılmaz, Üniversite-Savunma Sanayii İşbirliği Ödülü'nü kazanan 6 akademisyenin 5 projesine ilişkin yetkililerden bilgi aldı.Daha sonra törende konuşan Yılmaz, Türkiye'nin hem caydırıcı bir güç olarak kendini tahkim ettiğini hem de barışı savunan, ilkeli bir siyaset izleyen, her zaman müzakereden, adaletten, hukuktan yana olan bir ülke olarak yoluna devam ettiğini söyledi.ABD ile İran arasındaki ateşkese değinen Yılmaz, "Bu sürecin başarıya ulaşması için her türlü katkıyı vermeye hazırız. Sayın Cumhurbaşkanımız liderler düzeyinde, tüm kurumlarımız kendi muhataplarıyla bu süreçlerde çok aktif bir diplomasi izliyor. İnşallah bu sürecin sonunda kalıcı bir barış olur. Bunu temenni ediyoruz. Bu süreci belli güçlerin, başta İsrail yönetimi olmak üzere, provoke ve sabote etmemesini temenni ediyoruz." ifadelerini kullandı.Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde ortaya konan Türkiye Yüzyılı vizyonunun, milli teknoloji ve milli yetkinlik hamlelerinin ülkeye önemli bir istikamet kazandırdığına işaret ederek, bu istikametin kendi teknolojisini geliştiren ve insan kaynağını yetiştiren, kurumlar arası eşgüdüm kuran ve elde ettiği yetkinliği toplumun refahına yansıtan geniş bir kalkınma yaklaşımının vazgeçilmez bir parçası olduğunu vurguladı."Bugün Türk savunma sanayi 20 milyar doları aşan sektörel cirosu, yaklaşık 3,5 milyar dolarlık AR-GE harcaması, 1400'ün üzerinde aktif proje ve 100 milyar doları geride bırakan proje portföyüyle güçlü bir şekilde faaliyet göstermektedir." diyen Yılmaz, savunma sanayinin 4 binden fazla firma ve ortalama yaşı 34 olan 100 bini aşkın nitelikli çalışanıyla milli ekonominin en dinamik sektörlerinden biri konumunda olduğunu dile getirdi."BİZİM AVANTAJIMIZ YOLA ERKEN ÇIKMIŞ OLMAMIZ" Yılmaz, savunma sanayisinde, yerlilik ve millilik oranının yüzde 20'lerden bugün yüzde 80'in üzerine çıktığını hatırlatarak, "Bunu 'değişim' kelimesiyle ifade etmenin hafif kalacağını düşünüyorum. Savunma sanayinde Türkiye son 20 yılda değişimin ötesinde bir devrim yaşadı. Bu da devam diyor henüz bitmiş değil." diye konuştu.Son yıllarda savunma sanayine küresel ilginin arttığına dikkati çeken Yılmaz, "Bizim avantajımız bunu 20 yıl öncesinden görerek yola çıkmış olmamız. Yola erken çıkmış olmamız. Bu avantajımızı çok iyi değerlendirmemiz lazım. Bu da kendiliğinden olmadı. Güçlü bir siyasi iradeyle gerçekleşti. Bu güçlü siyasi iradeyi ortaya koyan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a şükranlarımızı sunuyoruz." ifadelerini kullandı.Yılmaz, 2025 yılında savunma ihracatının bir önceki yıla göre yüzde 48 artarak 10,54 milyar dolara ulaştığını belirterek, savunma sanayinde geliştirilen teknolojilerin sivil sektörlere de yayıldığını, bu etkinin genel ekonomik yapının teknolojik seviyesini yükselttiğini söyledi."11. büyük ihracatçı konumuna gelmiş durumdayız. İnşallah ilk 10'a en kısa zamanda gireriz. Geçen yıl yapılan sözleşmeler bu artış eğiliminin devam edeceğini gösteriyor. Backlog'daki siparişler, oradaki gelişmeler işin devam edeceğini gösteriyor. Dolayısıyla bu başarı bir yıla özgü istisnai bir başarı değil, sürdürülebilir bir başarı." değerlendirmesini yapan Yılmaz, Türk savunma sanayi ürünlerinin 185 ülkeye ihraç edildiğini, yaklaşık 230 farklı ürün tipinin aktif olarak kullanıldığını, Türkiye'nin İHA ve SİHA teknolojilerinde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer aldığını ifade etti."ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİĞİ KALKINMA VİZYONUMUZUN TEMEL TAŞI" Yılmaz, ASELSAN'ın geliştirdiği kritik teknolojiler ve insan kaynağıyla savunma sanayi ekosisteminin en önemli kurumsal aktörlerinden biri olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:"Bu ülkenin savunma hattı, insan kaynağımızın vizyoner ufku ve yeteneği kadar güçlüdür. Yarının güvenliğini ve ülkemizin rekabetçi gücünün sürdürülebilirliğini bugün yetiştirdiğimiz yetkin zihinlerle, kurduğumuz güçlü işbirlikleriyle teminat altına alıyoruz. Bu doğrultuda üniversite-sanayi işbirliği kalkınma vizyonumuzun temel taşını oluşturmaktadır. Bu tüm ekonomik yapı için geçerli olduğu gibi savunma sanayinde de elbette geçerlidir."Yılmaz, ASELSAN-üniversite işbirliğinin bunun güzel bir örneği olduğuna işaret ederek, "ASELSAN Akademi, üniversitelerimizin bilgi birikimiyle mühendislerimizin sahadaki tecrübesini buluşturan özgün bir yapı ortaya koymuştur. Akademik eğitim ile üretim süreçlerinin iç içe geçtiği bu yaklaşım, bilginin doğrudan teknolojiye dönüşmesini hızlandırmaktadır." dedi."GERÇEK BAĞIMSIZLIK, BİLGİ VE TEKNOLOJİ ÜRETİMİNDEN GEÇMEKTEDİR" ASELSAN ile TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi işbirliğiyle "Kuantal" adıyla kurulan kuantum araştırma laboratuvarını, ASELABS çatısı altında genişleterek ODTÜ, İTÜ, Hacettepe ve Gazi Üniversitesini kapsayacak şekilde yaygınlaştırdıklarını bildiren Yılmaz, "ASELSAN'ın bu laboratuvarlarda haberleşme ve algılama teknolojilerinden su altı ve otonomi sistemlerine, yapay zekadan mikrodalga malzemelere kadar birçok alanda ülkemize yeni kazanımlar sağlayacağına inanıyorum." diye konuştu.Savunma sanayinde ulaşılan seviyeyi belirleyen temel unsurun bütüncül yaklaşım olduğunu belirten Yılmaz, şunları kaydetti:"Hava savunmadan radar teknolojilerine, elektronik harpten haberleşmeye kadar geniş bir alanda geliştirilen sistemler, deniz altından uyduya uzanan platformlara yeni kabiliyetler kazandırmaktadır. Altay'dan MİLGEM'e, insansız hava araçlarından Milli Muharip Uçağı'na kadar birçok platformda ASELSAN'ın geliştirdiği kritik teknolojilerin yer alması bu katkının kapsamını açık bir şekilde ortaya koymaktadır."Yılmaz, bugün ortaya konan tablonun, Türkiye'nin bilgiye dayalı kalkınma iradesinin güçlü bir sonucu olduğunun altını çizerek, "Teknolojiyi kullanan ülkeler belli bir süre refah elde etseler bile sürdürülebilir bir refah oluşturmaları mümkün değildir. Gerçek anlamda refah ve bugünün dünyasında gerçek anlamda bağımsızlık, bilgi ve teknoloji üretiminden geçmektedir. Dolayısıyla biz teknolojiyi sadece kullanan değil, üreten, geliştiren, daha ileriye taşıyan bir toplum olarak Türkiye Yüzyılında ülkemizi çok daha ilerilere taşıyacağız." ifadelerini kullandı

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adliyehaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.