Su stresine karşı sanayi ve tarımda dönüşüm şart
Su stresine karşı sanayi ve tarımda dönüşüm şart
Türkiye, 2040 yılına kadar ‘aşırı yüksek su stresi’ riskiyle karşı karşıya. Artan su stresi, tarım ve sanayide köklü değişimi zorunlu kılıyor. Tarımda verimsiz sulama yerine kapalı devre ve damla sistemlere geçiş, sanayide ise atık suyun yeniden kullanımı, kapalı döngü üretim ve kaçakların azaltılması öne çıkıyor. Yeni planlar, su tüketimini kontrol altına alarak sürdürülebilirliği güçlendirmeyi hedefliyor.
Türkiye'de son aylarda yoğun yağışlar olsa da uzun yıllar ortalaması kuraklık endişelerini artırıyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) raporlarına göre 2025 su yılı (yağışlı periyot) yağışları, son 52 yılın en düşük seviyesine indi. Dünya Kaynakları Enstitüsü (WRI), su stresi göstergesine göre de 2040’a kadar Türkiye dahil 33 ülke ‘aşırı yüksek su stresi’ riskiyle karşı karşıya kalacak. Buna göre tarımda, konutlarda ve sanayide su kullanım alışkanlıklarının değişmesi gerekiyor.CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: SUYU DOĞRU YÖNETMELİYİZTürkiye halen kişi başı 1301 metreküp kullanılabilir su miktarı ile ‘su stresi’ altında bulunuyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Dünyada ortalama yağış miktarı yıllık 990 milimetre, Türkiye’de 574 milimetre. Bu manzara bize şunu gösteriyor: Su kaynaklarımızı, tükenme sınırına gelmeden korumak, verimli kullanmak ve doğru yönetmek mecburiyetindeyiz” dedi. Erdoğan, “Geçtiğimiz asırda petrol ve karbon yakıtlar için yapılan mücadele, önümüzdeki dönemde su alanında yapılacaktır. Çevremizde yaşanan sıcak çatışmalara baktığımızda, bunun işaretlerini şimdiden görebiliyoruz” uyarısını yaptı.MARMARA BÖLGESİ’NDE ORTALAMA DÜŞÜYORBu uyarılara sebep olan durum, MGM raporlarına da yansıyor. Buna göre dönemsel olarak bol yağış görülse de uzun vadede yıllık ortalama yağış azalıyor. Ülke genelinde geçen yıl 422.5 mm yağış kaydedildi. Bu değer, uzun yıllar ortalamasının (573.4 mm) yüzde 26 altında gerçekleşti. Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu bölgelerinde son 65, Marmara Bölgesi’nde son 63, Akdeniz Bölgesi’nde son 51 ve Ege Bölgesi’nde son 18 yılın en düşük su yılı yağış seviyeleri gerçekleşti.Uluslararası raporlara göre ise Türkiye, 2040 yılına kadar ‘aşırı yüksek su stresi’ riskiyle karşı karşıya kalacak. MGM’nin bölgesel tespitleri kentleşme ve nüfus yoğunluğuyla ilgili başka bir riske işaret ediyor. Marmara Bölgesi de bu konuda alarm veriyor. Bu durum, suyu koruma ve kullanma konusunda farklı adımlar atılması gerektiğini gösteriyor.Su tüketimi tarımdaki, sanayideki ve konutlardaki kullanıma göre hesaplanıyor. Türkiye’de ise bu oranlarda sapma dikkat çekiyor. Tarımda su kullanımı dünya ortalaması yüzde 70 civarında olmakla birlikte Türkiye’de suyun yüzde 77’si tarımda kullanılıyor. Özellikle sulamadaki verimsizlik sarfiyatı artırıyor. Yeni planlara göre yüzde 50’ler civarında olan sulama verimliliğinin yüzde 65’e çıkarılması hedefleniyor. Diğer yandan su kullanımının yüzde 18-19’u sanayide, yüzde 10-11’i ise konutlarda gerçekleşiyor.SANAYİDE İYİLEŞTİRMESanayide öne çıkanlar ise verimliliği artırmak ve kirleticileri azaltmaküzerine kurulu. Buna göre sanayide su kullanımı için atılacak adımlar şunlar:Yeniden kullanımKapalı döngü sistemleriAtık su arıtma kurulmasıVerimli ekipmanların kullanılmasıKaçakların tespit edilmesiProses optimizasyonuSoğutma sistemlerinde tüketimin teknolojiyle azaltılmasıİÇME SUYU TEDARİKİÖte yandan, temiz içme suyu tedariki ise hayati öneme sahip. İstanbul ve çevresindeki barajlar içme suyu ve kullanma suyu için önemli bir kaynak olmakla birlikte milyonlarca insanın gıdası uzak şehirlerden temin ediliyor. Dolayısıyla diğer şehirlerdeki havza bazlı yağış dalgalanmaları ve tarımsal tüketimin kontrolü kritik öneme sahip.Endüstri tarafında da daha az harcamaya yönelik verimlilik tedbirleri ve endüstriyel faaliyetlerin su kaynaklarını kirletici etkisini azaltmaya yönelik çözümler artık daha yoğun şekilde uygulanacak.Bu konu devletin planlarında da artık daha fazla yer alıyor. Son yıllarda su yönetimiyle ilgili şu belgeler yayımlandı:Değişen İklime Uyum Çerçevesinde Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2023-2033) hazırlandı. Plan ile sektörel ve bireysel su verimliliği hedefleri çizelgeleri de yayımlandı.Su Verimliliği Yönetmeliği 2024’te yürürlüğe girdi. Böylece su kullanımının ölçülmesi ve takibi, iyi uygulamaların belgelenmesi ve su verimliliği sistemlerinin ülke ölçeğinde yaygınlaştırılması sağlanacak.Son olarak da iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak ve su kaynaklarının korunmasını sağlamak amacıyla hazırlanan Ulusal Su Planı (2026-2035) mart ayında yayımlandı.SU KANUNU HAZIRBu adımlara paralel olarak yıllardır üzerinde çalışılan ‘Su Kanunu’nun da bu yıl içinde çıkabileceği belirtiliyor. Taslak halindeki kanuna göre dağınık olan su mevzuatı tek bir çatıda toplanacak, su tahsisi ve havza bazlı yönetim konusunda yasal hükümler netleşecek.İstanbul Uluslararası Su Forumu 5-9 Mayıs'taİstanbul’da 5-6 Mayıs’ta 5. İstanbul Uluslararası Su Forumu (İUSF) yapılacak. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ev sahipliğinde gerçekleşecek su forumu, suyun yönetimi ve küresel su krizlerine çözüm üretmek amacıyla uluslararası su camiasını Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda bir araya getirecek. Forumun bu yılki ana teması ‘Su Dirençliliğini Güçlendirmek: İnovasyondan Eyleme’ olarak belirlendi. Forumda şu dört temel başlık ele alınacak:Dirençlilik için su diyaloğuİklim dirençli su yönetimi için finansman mobilizasyonu ve inovasyonTek su tek sağlık (entegre risk yönetimi)Su, enerji, gıda, ekosistem bağıntısını ileriye taşımakUlusal Su Planı'nda 31 strateji 141 eylemİklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak ve su kaynaklarının korunmasını sağlamak amacıyla hazırlanan Ulusal Su Planı (2026-2035), mart ayında yayımlandı. Plan toplam 8 hedef, 31 strateji ve 141 eylemden oluşuyor. Plan, kurumsal yapı, mevzuat geliştirme, izleme sistemleri, su kalitesi ve miktarı yönetimi, iklim değişikliğine uyum, su verimliliği, afet ve risk yönetimi, akıllı su yönetimi, finansman mekanizmaları ile eğitim, farkındalık ve işbirliği başlıkları altında çok boyutlu çözüm önerileri sunuyor.Prof. Dr. Elif Güneren Genç: Marmara ve Ege'de su talebi artacakİstanbul Ticaret Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Güneren Genç, suya ilişkin sorunların tamamını iklim değişikliği ile açıklamanın yeterli olmadığını kaydetti. Genç, “Sanayinin yoğunlaştığı Marmara ve Ege’de su talebinin giderek artması kaçınılmaz. Bu nedenle sanayide sürdürülebilir su yönetiminin, suyun yalnızca bir üretim girdisi olarak değil, aynı zamanda sınırlı ve stratejik kaynak olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Bu çerçevede işletmelerin suyu daha verimli kullanması, kayıp ve kaçakları azaltması, proses bazlı su tüketimini izleyerek optimize etmesi ve uygun alanlarda kapalı devre sistemlere geçmesi önem taşıyor” dedi. Genç, ayrıca şu görüşleri paylaştı: “Suyun döngüsel ekonomi yaklaşımı içinde değerlendirilmesi gerekiyor. OSB’lerde ortak arıtma ve geri kazanım sistemlerinin yaygınlaşması, havza bazlı planlamanın güçlendirilmesi ve su tahsisinde veri temelli karar mekanizmalarının geliştirilmesi desteklenmeli. Bu yaklaşım hem su kaynaklarının korunmasına hem de sanayi üretiminin sürdürülebilirliğine katkı sunan bütünleşik bir çerçeve ortaya koyuyor. Türkiye’nin su stresi riskini yönetebilmesi için suyu yalnızca korunması gereken bir doğal kaynak olarak değil, aynı zamanda ekonomik sürdürülebilirliğin temel unsurlarından biri olarak konumlandırması gerekiyor.”Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: Geri kazanım suyu kullanılmalıİstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, “Maalesef suyun çok büyük bir bölümü, hâlâ açık kanal sistemleri ve vahşi sulama yöntemleri sebebiyle heba oluyor. Gıda güvenliğini riske atmadan su tasarrufu sağlamak için tarımda yüzde 100 kapalı devre ve basınçlı damla sulama sistemlerine geçiş zorunlu kılınmalı. Ayrıca arıtılmış kentsel atık suların yeniden tarımsal sulama döngüsüne kazandırılması stratejik bir zorunluluktur” dedi. Kadıoğlu, ayrıca şunları söyledi: “Kentlerdeki içme ve kullanma suyu yönetiminde ise acil müdahale gerektiren ilk nokta, fiziki kayıp ve kaçaklardır. Türkiye genelindeki şehir şebekelerinde su sızıntısı ve kayıp oranları ortalama yüzde 33’tür. Ayrıca şehirlerde birinci sınıf içme suyunun araç yıkama veya peyzaj sulama gibi işlemlerde kullanılmasına son verilmeli, binalarda içme suyu ile gri su şebekeleri birbirinden ayrılmalı. Geniş çatı alanlarına sahip fabrikaların ve organize sanayi tesislerinin yağmur sularını toplayıp arıtarak proses suyu, kazan besi suyu veya makina soğutma suyu olarak yeniden üretime entegre etmesi büyük tasarruf sağlar. Sanayi kuruluşları, yeraltı tatlı su kaynaklarının yerine atık su arıtma tesislerinden elde edilen geri kazanım sularını kullanmaya yönlendirilmeli.”
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.