Şampiyon sporcu ve oyuncu Nazan Koçak, sanat yolculuğunu müzikle sürdürüyor

Kültür Sanat 19.05.2026 - 17:28, Güncelleme: 19.05.2026 - 17:28 801 kez okundu.
 

Şampiyon sporcu ve oyuncu Nazan Koçak, sanat yolculuğunu müzikle sürdürüyor

Nazan Koçak, "Bizler, Müşfik Hoca'nın komandolarıydık. 'Bir oyuncunun en önemli enstrümanı bedeni. Sağlıklı besleneceksiniz ve hareketi de hayatınızdan hiç eksik etmeyeceksiniz.' derdi" diye konuştu.
Sanatla disiplini harmanladığı yaşam öyküsünü ve yeni müzik projesini AA muhabirine anlatan Mimar Sinan Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuvarı mezunu Koçak, oyunculuk eğitiminde disiplinin önemine değindi.Usta sanatçı Müşfik Kenter'in öğrencisi olmanın bir oyuncu için "askerlik" kadar disiplinli bir süreç olduğunu belirten sanatçı, şu ifadeleri kullandı:"Bizler, Müşfik Hoca'nın komandolarıydık. Sabah 6.00'da bizi sahneye çıkartırdı. Önce koşturur, sonra da bazı fizik hareketleri yaptırırdı. 'Bir oyuncunun en önemli enstrümanı bedeni. Bedeninize iyi bakacaksınız, sağlıklı besleneceksiniz ve hareketi de hayatınızdan hiç eksik etmeyeceksiniz.' derdi. Biz 4 sene bu şekilde bir komando eğitimi alarak mezun olduk."Nazan Koçak, sanatsal idolünün de Zeliha Berksoy olduğunu aktararak, "Zeliha hocam, hem çok disiplinli bir oyuncu hem de çok iyi bir hocadır. Bana düştüğümde hemen toparlanıp kalkabileceğimi öğretti. Bu sporda, günlük hayatta, oyunculukta olabilir. Sahnede de düştüğümüz, çaktırmadan oyuna devam ettiğimiz zamanlar da var. Zeliha hocam benim için bir ilham. Şu anda da onun kurduğu Bakırköy Belediye Tiyatrosu'nda oynuyorum." diye konuştu."YAZIN SPORCUYUM, KIŞIN İSE OYUNCU" Küçük yaştan itibaren suyla derin bir bağ kurduğunu ve yüzmenin kendisi için bir terapi olduğunu anlatan ödüllü sporcu, hayatının en duygusal spor deneyimini de otizmli oğlu Ege ile paylaştığını aktardı.Oğlu ile Meis Adası'ndan Kaş'a uzanan 7 kilometrelik bir açık deniz parkurunu tamamladıklarını belirten Koçak, "Söz konusu yüzme olduğunda ben Ege'ye kendimden bile çok güveniyorum. Ben bir yunus doğurmuşum. O kadar güzel yüzüyor ki, onu geçemiyorum. 7 kilometreyi tamamladığımızda Ege, açık denizde bu mesafeyi yüzen ilk otizmli çocuk oldu." ifadelerini kullandı.Sanatçı Koçak, suyun kendisi için sadece bir spor alanı değil, bir "terapi merkezi" olduğunu vurgulayarak, "Disiplinler aslında birbirine çok benziyor. Oyunculuk da spor da disiplin istiyor. Ama ben kendimi oyuncu olarak tanımlıyorum. Sporculuğum ise 'bileziklerimden biri'. Yazın sporcuyum, kışın ise oyuncu." dedi."RAGIP SAVAŞ İLE BİRLİKTE SANAT YOLUNDA DÜŞE KALKA YÜRÜDÜK" Haldun Taner'in "Eşeğin Gölgesi" adlı eseri ile Bakırköy Belediye Tiyatroları'nda izleyici karşısına çıkan sanatçı, "Çok başarılı bir prodüksiyon oldu. A'dan Z'ye herkes çok eğlenerek işin içinde varlık gösteriyor. Yönetmenimiz Murat Karasu ve bütün oyuncular canla başla çalışıyor. Seyirci de çok güzel reaksiyon veriyor. Emeğin görülmesi ve değerlendirilmesi oyuncuyu oldukça mutlu eden unsurlardan biri." değerlendirmesinde bulundu.Koçak, Bakırköy Belediye Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ragıp Savaş'tan da övgüyle bahsederek, sözlerini şöyle sürdürdü:"Konservatuvarda bizim iki dönem üstümüzdü. Birlikte büyüdük. Birlikte sanat yolunda düşe kalka yürüdük ve Bakırköy Belediye Tiyatroları'nda yollarımız kesişti. Hayatın çeşitli evrelerinde birlikte yürüdüğünüz zaman gelişime tanıklık etmiş oluyorsunuz. Ragıp Savaş kendini çok iyi yetiştirdi. Şimdi de son derece hoşgörülü, yapıcı ve çözüm odaklı bir yöneticilik yapıyor. İstanbul'un sanat dünyasına yeni bir tiyatro kazandırdı. Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi çok güzel bir salon. Biz orada evimizde gibi hissediyoruz."Dijitalleşmenin getirdiği bilgi kirliliği ve şöhret odaklı yaşam tarzına karşı gençleri uyaran Koçak, başarının "emek işçiliği" gerektirdiğini vurgulayarak şöyle devam etti:"Ben kendi hayallerimin aynı zamanda işçisiyim. Yetenek ham elmas gibidir. Ham elması çalışarak kesmezseniz ışıltısını veremez. Bizler de aynı şekildeyiz. Ben Türkiye Şampiyonu olduğumda çok güçlü rakiplerim vardı. Fakat gerçekten istedim, hayal ettim ve peşini bırakmadım. Gençlere tek tavsiyem, lütfen elinizdeki telefonları bırakın ve hayata karışın. Yüzün, dalın, oyunlara gidin. Hiçbir şey yapamıyorsanız ağaçların arasında dolaşın. O bile size telefondan çok daha yüksek enerji ve frekans verecektir."MÜZİK YOLCULUĞU 10 YIL ÖNCE BAŞLADI Nazan Koçak, 10 yıl önce Çiğdem Erken'in yönlendirmesiyle başlayan müzik serüveninin de annesinin teşviki ve Melih Yüzer'in bestesiyle gerçeğe dönüştüğünü söyledi.Yakın zamanda müzikseverlerle buluşan "Bak Yüreğime" adlı ilk single çalışmasına da değinen Koçak, "Ben başlangıçta bu kadar ismin arasında bir şarkı çıkarmaya cesaret edemedim. İçimde hep bir şarkıcı vardı. Ama insan 40'larına gelene kadar, daha çok zamanı olduğunu düşünüyor. Fakat, hayatın bitebilen bir şey olduğunu sonradan anlıyor. Yıllar kuş gibi, neredeyse ışık hızında uçup gidiyor. Dedim ki, 'Şimdi yapmazsam ne zaman yapacağım?' Böylece bir yola çıktık." diye konuştu.Müzikal yolculuğunun devam edeceğini belirten sanatçı, iki yeni şarkının hazırlıklarının devam ettiğini söyledi.Yaz sonunda bir ilahiyi elektronik bir altyapıyla yorumlayacağını sözlerine ekleyen sanatçı, "Bu iki şarkının da altyapı çalışmaları ve söz-müziği Melih Yüzer'e ait. Biz bir yola çıktık, güzel şeyler de gelecek. İnsanın söyleyecek bir sözü varsa bence ister oyunla, ister müzikalle, ister şarkılarla olsun, eğer insanlara ulaşacaksa bir yol buluyor ve o yolla akıyor diye düşünüyorum." dedi.Ada Müzik etiketiyle yayınlanan Bak Yüreğime şarkısının söz, müzik ve düzenlemesini Melih Yüzer yaptı. Piyano, gitar ve perküsyonda Yüzer, bas gitarda Berker Günay, kanun ve bağlamada Hasan Koç, yaylılarda ise Emin Gülfidan yer aldı. Şarkının klibi ise Gökhan Palas yönetmenliğinde, su altı ve karadaki çekimlerle tamamlandı.
Nazan Koçak, "Bizler, Müşfik Hoca'nın komandolarıydık. 'Bir oyuncunun en önemli enstrümanı bedeni. Sağlıklı besleneceksiniz ve hareketi de hayatınızdan hiç eksik etmeyeceksiniz.' derdi" diye konuştu.

Sanatla disiplini harmanladığı yaşam öyküsünü ve yeni müzik projesini AA muhabirine anlatan Mimar Sinan Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuvarı mezunu Koçak, oyunculuk eğitiminde disiplinin önemine değindi.Usta sanatçı Müşfik Kenter'in öğrencisi olmanın bir oyuncu için "askerlik" kadar disiplinli bir süreç olduğunu belirten sanatçı, şu ifadeleri kullandı:"Bizler, Müşfik Hoca'nın komandolarıydık. Sabah 6.00'da bizi sahneye çıkartırdı. Önce koşturur, sonra da bazı fizik hareketleri yaptırırdı. 'Bir oyuncunun en önemli enstrümanı bedeni. Bedeninize iyi bakacaksınız, sağlıklı besleneceksiniz ve hareketi de hayatınızdan hiç eksik etmeyeceksiniz.' derdi. Biz 4 sene bu şekilde bir komando eğitimi alarak mezun olduk."Nazan Koçak, sanatsal idolünün de Zeliha Berksoy olduğunu aktararak, "Zeliha hocam, hem çok disiplinli bir oyuncu hem de çok iyi bir hocadır. Bana düştüğümde hemen toparlanıp kalkabileceğimi öğretti. Bu sporda, günlük hayatta, oyunculukta olabilir. Sahnede de düştüğümüz, çaktırmadan oyuna devam ettiğimiz zamanlar da var. Zeliha hocam benim için bir ilham. Şu anda da onun kurduğu Bakırköy Belediye Tiyatrosu'nda oynuyorum." diye konuştu."YAZIN SPORCUYUM, KIŞIN İSE OYUNCU" Küçük yaştan itibaren suyla derin bir bağ kurduğunu ve yüzmenin kendisi için bir terapi olduğunu anlatan ödüllü sporcu, hayatının en duygusal spor deneyimini de otizmli oğlu Ege ile paylaştığını aktardı.Oğlu ile Meis Adası'ndan Kaş'a uzanan 7 kilometrelik bir açık deniz parkurunu tamamladıklarını belirten Koçak, "Söz konusu yüzme olduğunda ben Ege'ye kendimden bile çok güveniyorum. Ben bir yunus doğurmuşum. O kadar güzel yüzüyor ki, onu geçemiyorum. 7 kilometreyi tamamladığımızda Ege, açık denizde bu mesafeyi yüzen ilk otizmli çocuk oldu." ifadelerini kullandı.Sanatçı Koçak, suyun kendisi için sadece bir spor alanı değil, bir "terapi merkezi" olduğunu vurgulayarak, "Disiplinler aslında birbirine çok benziyor. Oyunculuk da spor da disiplin istiyor. Ama ben kendimi oyuncu olarak tanımlıyorum. Sporculuğum ise 'bileziklerimden biri'. Yazın sporcuyum, kışın ise oyuncu." dedi."RAGIP SAVAŞ İLE BİRLİKTE SANAT YOLUNDA DÜŞE KALKA YÜRÜDÜK" Haldun Taner'in "Eşeğin Gölgesi" adlı eseri ile Bakırköy Belediye Tiyatroları'nda izleyici karşısına çıkan sanatçı, "Çok başarılı bir prodüksiyon oldu. A'dan Z'ye herkes çok eğlenerek işin içinde varlık gösteriyor. Yönetmenimiz Murat Karasu ve bütün oyuncular canla başla çalışıyor. Seyirci de çok güzel reaksiyon veriyor. Emeğin görülmesi ve değerlendirilmesi oyuncuyu oldukça mutlu eden unsurlardan biri." değerlendirmesinde bulundu.Koçak, Bakırköy Belediye Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ragıp Savaş'tan da övgüyle bahsederek, sözlerini şöyle sürdürdü:"Konservatuvarda bizim iki dönem üstümüzdü. Birlikte büyüdük. Birlikte sanat yolunda düşe kalka yürüdük ve Bakırköy Belediye Tiyatroları'nda yollarımız kesişti. Hayatın çeşitli evrelerinde birlikte yürüdüğünüz zaman gelişime tanıklık etmiş oluyorsunuz. Ragıp Savaş kendini çok iyi yetiştirdi. Şimdi de son derece hoşgörülü, yapıcı ve çözüm odaklı bir yöneticilik yapıyor. İstanbul'un sanat dünyasına yeni bir tiyatro kazandırdı. Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi çok güzel bir salon. Biz orada evimizde gibi hissediyoruz."Dijitalleşmenin getirdiği bilgi kirliliği ve şöhret odaklı yaşam tarzına karşı gençleri uyaran Koçak, başarının "emek işçiliği" gerektirdiğini vurgulayarak şöyle devam etti:"Ben kendi hayallerimin aynı zamanda işçisiyim. Yetenek ham elmas gibidir. Ham elması çalışarak kesmezseniz ışıltısını veremez. Bizler de aynı şekildeyiz. Ben Türkiye Şampiyonu olduğumda çok güçlü rakiplerim vardı. Fakat gerçekten istedim, hayal ettim ve peşini bırakmadım. Gençlere tek tavsiyem, lütfen elinizdeki telefonları bırakın ve hayata karışın. Yüzün, dalın, oyunlara gidin. Hiçbir şey yapamıyorsanız ağaçların arasında dolaşın. O bile size telefondan çok daha yüksek enerji ve frekans verecektir."MÜZİK YOLCULUĞU 10 YIL ÖNCE BAŞLADI Nazan Koçak, 10 yıl önce Çiğdem Erken'in yönlendirmesiyle başlayan müzik serüveninin de annesinin teşviki ve Melih Yüzer'in bestesiyle gerçeğe dönüştüğünü söyledi.Yakın zamanda müzikseverlerle buluşan "Bak Yüreğime" adlı ilk single çalışmasına da değinen Koçak, "Ben başlangıçta bu kadar ismin arasında bir şarkı çıkarmaya cesaret edemedim. İçimde hep bir şarkıcı vardı. Ama insan 40'larına gelene kadar, daha çok zamanı olduğunu düşünüyor. Fakat, hayatın bitebilen bir şey olduğunu sonradan anlıyor. Yıllar kuş gibi, neredeyse ışık hızında uçup gidiyor. Dedim ki, 'Şimdi yapmazsam ne zaman yapacağım?' Böylece bir yola çıktık." diye konuştu.Müzikal yolculuğunun devam edeceğini belirten sanatçı, iki yeni şarkının hazırlıklarının devam ettiğini söyledi.Yaz sonunda bir ilahiyi elektronik bir altyapıyla yorumlayacağını sözlerine ekleyen sanatçı, "Bu iki şarkının da altyapı çalışmaları ve söz-müziği Melih Yüzer'e ait. Biz bir yola çıktık, güzel şeyler de gelecek. İnsanın söyleyecek bir sözü varsa bence ister oyunla, ister müzikalle, ister şarkılarla olsun, eğer insanlara ulaşacaksa bir yol buluyor ve o yolla akıyor diye düşünüyorum." dedi.Ada Müzik etiketiyle yayınlanan Bak Yüreğime şarkısının söz, müzik ve düzenlemesini Melih Yüzer yaptı. Piyano, gitar ve perküsyonda Yüzer, bas gitarda Berker Günay, kanun ve bağlamada Hasan Koç, yaylılarda ise Emin Gülfidan yer aldı. Şarkının klibi ise Gökhan Palas yönetmenliğinde, su altı ve karadaki çekimlerle tamamlandı.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adliyehaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.