Jeopolitik riskler tek seferlik poliçeleri artırıyor

Gündem 10.04.2026 - 10:12, Güncelleme: 10.04.2026 - 10:12 171 kez okundu.
 

Jeopolitik riskler tek seferlik poliçeleri artırıyor

Hürmüz ve Babülmendeb hattında artan jeopolitik risk, sadece gemilerin rotasını değil, sigorta sektöründeki kuralları da değiştirdi. Savaş riski primlerindeki sert yükseliş taşımacılığı öngörülemez hale getirirken, sigorta şirketleri yıllık poliçeler yerine tek seferlik poliçeler tercih etmeye başladı. Sektörde hasarın ödenmesinden ziyade riskin hangi boyutta olduğunun tanımlanması ön plana çıkıyor.
Küresel ticaretin en kritik geçiş noktalarından Babülmendeb ve Hürmüz Boğazı çevresinde artan güvenlik riskleri, deniz taşımacılığında dengeleri değiştirdi. Asya-Avrupa ticaretinin ana arterlerinden biri olan bölgede yaşanan gerilim, lojistik sistemi doğrudan etkiledi. Özellikle Hürmüz’ün kapanmasıyla gemiler Ümit Burnu’na yönelince mesafenin artması nedeniyle taşıma süreleri de uzadı. ÖNGÖRÜLEBİLİR POLİÇEBu nedenle krizin ilk ayında savaşın en sert etkisi sigorta sektöründe görülmeye başlandı. Güvenlik algısındaki bozulma, savaş riski primlerini hızla yukarı taşıdı. Bunun üzerine sigorta şirketleri yıllık poliçeler yerine sefer bazlı fiyatlamaya geçti. Bu değişim, özellikle Hürmüz ve çevresine yönelik taşımaları hem pahalı hem de öngörülemez hale getirdi. RİSK YENİDEN TANIMLANIYORSigortacılar açısından en kritik kırılma, riskin artık ‘öngörülebilir’ olmaktan uzaklaşmasıyla saldırı olasılığı kadar olayın nasıl sınıflandırılacağı, misilleme döngüsünün hangi seviyeye tırmanacağı, yaptırımların teminata etkisi ve teknik seyir güvenliğinin bozulması oldu.   Boğazın küresel enerji sistemindeki rolü, sigorta kaynaklı bir maliyet şokunun dalga boyunu büyütüyor. Ek savaş riski teminatları, çok katmanlı sigorta yapıları, sektörün yeni normu haline geliyor. Sigortacılık, artık sadece hasarı karşılayan bir mekanizma değil, riskin nasıl tanımlandığını belirleyen kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Bir zararın sigorta hukuku açısından savaş benzeri eylem kapsamında değerlendirilmesi, standart poliçeleri devre dışı bırakırken, yalnızca savaş riski teminatlarını geçerli kılıyor. Bu tablo, sigorta sektörünün çatışmanın niteliğini tarif eden ve sonuçlarını doğrudan belirleyen başlıca aktörlerden biri olduğunu gösteriyor. FİYAT ARTIŞI HER ŞEYE YANSIRSigorta Danışmanı Murat Demirayak, bölgede artan jeopolitik risklerin sigorta ve lojistik sektörlerinde ciddi bir dalgalanmaya yol açtığını belirterek, sektördeki gelişmeleri şöyle anlattı: “Özellikle gemi sigortalarında yaşanan artış, maliyetlerin en görünür kalemlerinden biri haline geldi. Savaş ve risk primlerindeki yükseliş, armatörlerin taşıma planlarını yeniden gözden geçirmesine neden olurken, bazı hatlarda teminat koşulları adeta yeniden yazılıyor. Sigortalama sayısına talep artarken, bu talebin yanı sıra artan fiyatların gıda fiyatlarına da yansıması kaçınılmaz. Sigorta şirketleri daha temkinli, kimi zaman da daha katı bir tutum sergiliyor. Hürmüz hattında risk, doğrudan jeopolitik kararlarla belirleniyor ve süreç günlük takip ediliyor. Bu da sigorta şirketlerinin risk değerlendirme yaklaşımını önemli ölçüde değiştiriyor. Artık sigortacılar jeopolitik gerilim, misilleme riski ve belirsizlik katsayısını fiyatlıyor. Bu nedenle özellikle savaş riskleri ayrı bir ürün olmaktan çıkıp, ana risk değerlendirmesinin merkezinde yer alıyor.” SİGORTACILIKTA YENİ NORMAL Bazı çevrelerin bu tabloyu sigortaclıkta ‘yeni normal’ olarak tanımladığını aktaran Murat Demirayak, jeopolitik riskin artık dışsal bir unsur olmaktan çıktığını vurguladı. Demirayak, “Lojistik ve sigortacılığın merkezine yerleşen bu risk, operasyonların doğrudan şekillenmesine neden oluyor. Hatta bazı sigorta şirketleri, belli rotalara yönelik teminatlarda ilave kontrol süreçleri ya da özel güvenlik şartları getirerek risklerini minimize etmeye çalışıyor. Ticaret belirsizliği sevmez; sigorta şirketleri ise hiç sevmez” dedi.TÜRK İHRACATÇISI İÇİN 3 TEMEL ETKİ Türk ihracatçıları ve lojistik firmaları açısından mevcut tabloda üç temel etkinin öne çıktığını belirten IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği Üst Yöneticisi (CEO) Murat Çiftçi, şu tespitte bulundu: “Öncelikle sigorta maliyetlerinde belirgin bir artış söz konusu. Özellikle savaş riskine bağlı primler ve ek teminat maliyetleri ciddi şekilde yükseliyor. Buna paralel olarak navlun ve operasyon maliyetleri de artıyor. Riskli bölgelerden kaçınma, alternatif rotalara yönelme ve buna bağlı gecikmeler maliyet yapısını yukarı çekiyor. Üçüncü önemli başlık ise sözleşme yönetimi ve risk paylaşımı. Artık yalnızca fiyat değil, teslim şekilleri, sigorta kapsamıyla mücbir sebep ve savaş klozları gibi unsurlar çok daha kritik hale gelmiş durumda.”TÜRKİYE’DEN TRANSİT VİZE ANLAŞMASI Türkiye, ticaretin aksamaması için diplomatik çalışmalarını hızlandırdı. Asya ve Avrupa’nın köprüsü olan Türkiye, bölgenin önemli ülkeleri arasında yer alan Suudi Arabistan ile 15 günlük transit vize anlaşmasına vardı.SİGORTA KAPASİTESİ 40 MİLYAR DOLARA ÇIKTI ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemiler için oluşturduğu sigorta teminat programı genişletildi. Başlangıçta 20 milyar dolar olarak planlanan kapasiteye, uluslararası sigorta ve reasürans şirketlerinin katılımıyla ek 20 milyar dolarlık reasürans kapasitesi sağlandı.SAVAŞIN HASAR RAPORU  * Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), 28 Şubat’tan bu yana ticari gemiciliğe yönelik 20’den fazla saldırının doğrulandığını, 10 denizcinin öldüğünü ve Basra Körfezi’nde yaklaşık 20 bin denizcinin gemiler üzerinde mahsur kaldığını açıkladı. * Ortak Denizcilik Bilgi Merkezi (JMIC), bölgedeki denizcilik risk seviyesini ‘kritik’ olarak tanımlıyor ve bunun her geçen gemiye saldırıların kesin olacağını anlamına geldiği belirtildi. Ayrıca bölgedeki navigasyon riskinin büyüdüğü, bu durumda bazı taşımalarda savaş ek primlerinin devreden çıktığı kaydedildi.* Otomatik Tanımlama Sistemi (AIS) verilerine dayalı trafik analizinde, tarihsel günlük transit ortalaması 138 gemi iken transitin dönemsel olarak yaklaşık 5 gemiye kadar gerilediği raporlandı.  * S&P Global verilerine göre, mart başında Basra Körfezi’nde tanker hareketleri için savaş ek primi gövde-makina değerinin yaklaşık yüzde 2.5’i seviyesine kadar yükseldi. 27 Mart haftasında ise yüzde 1 civarına geriledi. 
Hürmüz ve Babülmendeb hattında artan jeopolitik risk, sadece gemilerin rotasını değil, sigorta sektöründeki kuralları da değiştirdi. Savaş riski primlerindeki sert yükseliş taşımacılığı öngörülemez hale getirirken, sigorta şirketleri yıllık poliçeler yerine tek seferlik poliçeler tercih etmeye başladı. Sektörde hasarın ödenmesinden ziyade riskin hangi boyutta olduğunun tanımlanması ön plana çıkıyor.

Küresel ticaretin en kritik geçiş noktalarından Babülmendeb ve Hürmüz Boğazı çevresinde artan güvenlik riskleri, deniz taşımacılığında dengeleri değiştirdi. Asya-Avrupa ticaretinin ana arterlerinden biri olan bölgede yaşanan gerilim, lojistik sistemi doğrudan etkiledi. Özellikle Hürmüz’ün kapanmasıyla gemiler Ümit Burnu’na yönelince mesafenin artması nedeniyle taşıma süreleri de uzadı. ÖNGÖRÜLEBİLİR POLİÇEBu nedenle krizin ilk ayında savaşın en sert etkisi sigorta sektöründe görülmeye başlandı. Güvenlik algısındaki bozulma, savaş riski primlerini hızla yukarı taşıdı. Bunun üzerine sigorta şirketleri yıllık poliçeler yerine sefer bazlı fiyatlamaya geçti. Bu değişim, özellikle Hürmüz ve çevresine yönelik taşımaları hem pahalı hem de öngörülemez hale getirdi. RİSK YENİDEN TANIMLANIYORSigortacılar açısından en kritik kırılma, riskin artık ‘öngörülebilir’ olmaktan uzaklaşmasıyla saldırı olasılığı kadar olayın nasıl sınıflandırılacağı, misilleme döngüsünün hangi seviyeye tırmanacağı, yaptırımların teminata etkisi ve teknik seyir güvenliğinin bozulması oldu.   Boğazın küresel enerji sistemindeki rolü, sigorta kaynaklı bir maliyet şokunun dalga boyunu büyütüyor. Ek savaş riski teminatları, çok katmanlı sigorta yapıları, sektörün yeni normu haline geliyor. Sigortacılık, artık sadece hasarı karşılayan bir mekanizma değil, riskin nasıl tanımlandığını belirleyen kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Bir zararın sigorta hukuku açısından savaş benzeri eylem kapsamında değerlendirilmesi, standart poliçeleri devre dışı bırakırken, yalnızca savaş riski teminatlarını geçerli kılıyor. Bu tablo, sigorta sektörünün çatışmanın niteliğini tarif eden ve sonuçlarını doğrudan belirleyen başlıca aktörlerden biri olduğunu gösteriyor. FİYAT ARTIŞI HER ŞEYE YANSIRSigorta Danışmanı Murat Demirayak, bölgede artan jeopolitik risklerin sigorta ve lojistik sektörlerinde ciddi bir dalgalanmaya yol açtığını belirterek, sektördeki gelişmeleri şöyle anlattı: “Özellikle gemi sigortalarında yaşanan artış, maliyetlerin en görünür kalemlerinden biri haline geldi. Savaş ve risk primlerindeki yükseliş, armatörlerin taşıma planlarını yeniden gözden geçirmesine neden olurken, bazı hatlarda teminat koşulları adeta yeniden yazılıyor. Sigortalama sayısına talep artarken, bu talebin yanı sıra artan fiyatların gıda fiyatlarına da yansıması kaçınılmaz. Sigorta şirketleri daha temkinli, kimi zaman da daha katı bir tutum sergiliyor. Hürmüz hattında risk, doğrudan jeopolitik kararlarla belirleniyor ve süreç günlük takip ediliyor. Bu da sigorta şirketlerinin risk değerlendirme yaklaşımını önemli ölçüde değiştiriyor. Artık sigortacılar jeopolitik gerilim, misilleme riski ve belirsizlik katsayısını fiyatlıyor. Bu nedenle özellikle savaş riskleri ayrı bir ürün olmaktan çıkıp, ana risk değerlendirmesinin merkezinde yer alıyor.” SİGORTACILIKTA YENİ NORMAL Bazı çevrelerin bu tabloyu sigortaclıkta ‘yeni normal’ olarak tanımladığını aktaran Murat Demirayak, jeopolitik riskin artık dışsal bir unsur olmaktan çıktığını vurguladı. Demirayak, “Lojistik ve sigortacılığın merkezine yerleşen bu risk, operasyonların doğrudan şekillenmesine neden oluyor. Hatta bazı sigorta şirketleri, belli rotalara yönelik teminatlarda ilave kontrol süreçleri ya da özel güvenlik şartları getirerek risklerini minimize etmeye çalışıyor. Ticaret belirsizliği sevmez; sigorta şirketleri ise hiç sevmez” dedi.TÜRK İHRACATÇISI İÇİN 3 TEMEL ETKİ Türk ihracatçıları ve lojistik firmaları açısından mevcut tabloda üç temel etkinin öne çıktığını belirten IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği Üst Yöneticisi (CEO) Murat Çiftçi, şu tespitte bulundu: “Öncelikle sigorta maliyetlerinde belirgin bir artış söz konusu. Özellikle savaş riskine bağlı primler ve ek teminat maliyetleri ciddi şekilde yükseliyor. Buna paralel olarak navlun ve operasyon maliyetleri de artıyor. Riskli bölgelerden kaçınma, alternatif rotalara yönelme ve buna bağlı gecikmeler maliyet yapısını yukarı çekiyor. Üçüncü önemli başlık ise sözleşme yönetimi ve risk paylaşımı. Artık yalnızca fiyat değil, teslim şekilleri, sigorta kapsamıyla mücbir sebep ve savaş klozları gibi unsurlar çok daha kritik hale gelmiş durumda.”TÜRKİYE’DEN TRANSİT VİZE ANLAŞMASI Türkiye, ticaretin aksamaması için diplomatik çalışmalarını hızlandırdı. Asya ve Avrupa’nın köprüsü olan Türkiye, bölgenin önemli ülkeleri arasında yer alan Suudi Arabistan ile 15 günlük transit vize anlaşmasına vardı.SİGORTA KAPASİTESİ 40 MİLYAR DOLARA ÇIKTI ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemiler için oluşturduğu sigorta teminat programı genişletildi. Başlangıçta 20 milyar dolar olarak planlanan kapasiteye, uluslararası sigorta ve reasürans şirketlerinin katılımıyla ek 20 milyar dolarlık reasürans kapasitesi sağlandı.SAVAŞIN HASAR RAPORU  * Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), 28 Şubat’tan bu yana ticari gemiciliğe yönelik 20’den fazla saldırının doğrulandığını, 10 denizcinin öldüğünü ve Basra Körfezi’nde yaklaşık 20 bin denizcinin gemiler üzerinde mahsur kaldığını açıkladı. * Ortak Denizcilik Bilgi Merkezi (JMIC), bölgedeki denizcilik risk seviyesini ‘kritik’ olarak tanımlıyor ve bunun her geçen gemiye saldırıların kesin olacağını anlamına geldiği belirtildi. Ayrıca bölgedeki navigasyon riskinin büyüdüğü, bu durumda bazı taşımalarda savaş ek primlerinin devreden çıktığı kaydedildi.* Otomatik Tanımlama Sistemi (AIS) verilerine dayalı trafik analizinde, tarihsel günlük transit ortalaması 138 gemi iken transitin dönemsel olarak yaklaşık 5 gemiye kadar gerilediği raporlandı.  * S&P Global verilerine göre, mart başında Basra Körfezi’nde tanker hareketleri için savaş ek primi gövde-makina değerinin yaklaşık yüzde 2.5’i seviyesine kadar yükseldi. 27 Mart haftasında ise yüzde 1 civarına geriledi. 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adliyehaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.