İran'a ambargoların kalkması Türkiye'ye yarar! İTO Başkanı Şekib Avdagiç: Bize 1 gün yeter
İran'a ambargoların kalkması Türkiye'ye yarar! İTO Başkanı Şekib Avdagiç: Bize 1 gün yeter
İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, İran’a yönelik ambargoların kaldırılması halinde Türkiye’nin coğrafi ve ticari avantajıyla öne çıkacağını belirterek, “ABD’nin oraya mal satması için belki 6 ay, belki 1 yıl lazım. Bize ise 1 gün yeter” dedi.
İTO Başkanı Şekib Avdagiç, ABD-İsrail saldırıları ve İran’ın misillemeleriyle şekillenen sürecin barışla sonuçlanması durumunda Türkiye’nin önemli fırsatlar yakalayacağını ifade etti. Avdagiç, ambargoların kalkması halinde Türkiye’nin İran ile ticarette hızlı bir şekilde yeni bir döneme girebileceğini söyledi. Avdagiç, Türkiye’nin bölgesel konumunun en büyük avantajlarından biri olduğunu belirterek, “Barış ya da ona yakın bir durum oluşursa, İran’a karşı ambargolar kalkarsa bundan en çok istifade edecek ülke şüphesiz Türkiye olacak” ifadelerini kullandı.Avdagiç, gündemin en sıcak konularını EKONOMİ’ye değerlendirdi. Avdagiç, İran’a yönelik ambargoların kaldırılması halinde Türk iş dünyasının kültürel yakınlık ve komşuluk ilişkisi içinde İran’la yeni bir dönemi başlatabileceğini söyledi. Savaşın son bulması halinde Türkiye’nin sahip olacağı bölgesel avantajları değerlendiren Avdagiç, mücevher sektörü ve gayrimenkul alanında önemli gelişmeler yaşanmasının olası olduğunu söyledi. Avdagiç, “Mücevher sanayi ile ilgili Dubai’ye giden süreçlerin, Türkiye’ye geri geleceğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.Türkiye’nin göreceli olarak bölgesinin en istikrarlı ülkesi olmayı sürdürdüğünü dile getiren Avdagiç, savaşın makul bir sürede sona ermesi halinde turizm sektörünün de hızla toparlayabileceğini, hatta rekabet ettiği ülkeler arasında öne çıkabileceğini belirtti.TÜRK SANAYİCİSİNE SPOT SİPARİŞLER GELİYOR Avdagiç, Türkiye’nin kriz dönemlerindeki çevikliğine de vurgu yaparak, şöyle devam etti: “Genellikle bu tür gerginliklerde Türkiye’nin dezavantajları kadar yeni pozitif pozisyonlar da öne çıkıyor. Türkiye’nin zorlu koşullarda esnek üretim kabiliyeti var. Bu çeviklik konusunda Orta Doğu’da, Afrika’da kimse elimize su dökemez. Avrupa’da bile bu çeviklik kimsede yok. Şangay-Rotterdam konteyner fiyatları 2 bin 100 dolardan 5-6 bin dolara kadar çıkınca örneğin Türk tekstilcilerine ya da yedek parçacılara spot siparişler gelebiliyor.”ABD’deki bazı otomotiv ana sanayi firmalarının Çin’den tedarik ettikleri bazı komponentleri Avrupa’dan değil, Türkiye’den tedarik etmek için görüşme yaptıklarına dair haberler aldıklarını kaydeden Avdagiç, “Uzakdoğu’dan malların gelme süresi ve gelme maliyeti arttı. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde birçok firma, oradan tedarik edemediği yedek parçayı Türkiye’den tedarik etmek için bir çalışma yapabilir” diye konuştu.Avdagiç, savaşın Türkiye ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerini de değerlendirerek petrol ve hammadde fiyatlarındaki artışa değindi. Avdagiç, “Petrol fiyatlarındaki artış elbette önemli. Ancak şunu da unutmayalım ki petrol 72 dolardan 113 dolara çıktıysa bu Almanya için de çıktı. Amerikalı için de çıktı. Öte yandan savaşın fuar katılımlarına da olumsuz yansıdığını görüyoruz. Olağanüstü bir gelişme yaşanmazsa, turizmde yaşadıklarımız şu anda dönemsel bir sıkıntı olarak gözüküyor. Ben makul bir şekilde durum toparlanır, savaş sona ererse neticenin lehimimize olacağını düşünüyorum. Ama şu anda rezervasyon iptalleri var, bir sıkıntı var” ifadelerini kullandı.İç piyasadaki durumu da değerlendiren Avdagiç, tüketicilerin “bekle-gör” moduna geçtiğini şöyle anlattı: “Halı mağazası olan bir arkadaşım bile diyor ki; ‘Savaş başladı ciro yüzde 30 düştü. Herkes yenileme talebini askıya aldı. Mobilyasını, mutfağını yenileyecekti bir ‘dur bakayım’ dedi. Konut ve gayrimenkul piyasasında da bir gevşeme gözlüyoruz.” Avdagiç, İstanbul’daki alışveriş merkezlerinin cirolarında savaş başladığı zaman yaşanan düşüşün, yavaş yavaş toparlanma eğilimi gösterdiğini de kaydetti.YÜKSEK REZERVLERİN AVANTAJINI YAŞADIK Avdagiç, Türkiye’nin İsrail/ABD’in İran’a saldırısı ile başlayan savaş döneminde döviz rezervlerinin yüksek olmasının avantajını yaşadığını, rezervlerdeki son azalmayı ise makul ve yönetilebilir olarak gördüğünü söyledi. Avdagiç, “Zaten rezervlerimiz neden var, bu tür süreçleri yönetmek için” ifadesini kullandı. Hükümetinin savaş başlar başlamaz tarımsal üretimi korumaya yönelik aldığı önlemlere değinen Avdagiç, “Gübrede gümrük vergisi kaldırıldı. Bazı tarım ürünlerinde ihracat yasaklandı. Dolayısıyla orada da devlet hızlı bir şekilde bir aksiyon almaya çalışıyor. Bir de Allah’a çok şükür, bu sene bol yağış aldık. Bu sezon tarımda verimin artacağını öngörüyoruz” dedi.İTO Başkanı, Türkiye’nin ihracatının ekonomik büyümeye katkısının 5 çeyrektir negatif olduğuna dikkat çekti. Avdagiç, “Bunu hep söylüyoruz. Döviz kuru ile enflasyon arasındaki korelasyonu çok önemsiyoruz. Enflasyonla kur arasındaki korelasyon sağlanmalı diyoruz. Bu çok açık bir söylem. Büyüme rakamı gelince, ilk baktığımız konu büyümeye ihracat ve yatırımların etkisi. 5 çeyrektir ihracatın büyümeye katkısı negatif. Halbuki sürekli olarak Türkiye’de büyüme rakamı örneğin yüzde 3 ise ihracatın da eşit-büyük yüzde 3 olması lazım. Bunu başarmalıyız” dedi. Avdagiç, imalat sanayinin GSYH içinde payını mutlaka makul bir sürede tekrar yüzde 15 seviyesinden yüzde 20 ve üzerine çıkarmamız gerektiğini de belirtti.ORTA ÖLÇEKLİYE DE YTAK VERİLEBİLİR Avdagiç, orta ölçekli firmalara da Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) Programı kredileri verilmesini önerdi. Avdagiç, “Türkiye bir KOBİ cenneti. Dolayısıyla YTAK kredilerinin şartı olan 1 milyar TL ve üstü yatırım yapabilecek firma sayısı sınırlı. YTAK kredilerinin diyelim ki yüzde 30’unu, daha makul büyüklükteki yatırımlar için ayırabiliriz. Sadece büyüklere ve en büyüklere değil, en azından KOBİ’lerin OBİ’lere (orta büyüklükteki işletme) stratejik yatırımları için bir kredi payı ayrılabilir” dedi.18-25 YAŞ KUŞAĞI İÇİN YENİ GİDERLER ÇIKTI Avdagiç, hizmetler sektörünün çok hızlı geliştiğini, hane ve bireylerin özellikle de genç jenerasyon için çok daha evvel olmayan, hızlı bir harcama paketinin ortaya çıktığını söyledi. Avdagiç, “10 yıl evvel bireylerin ve ailelerin katlanmadığı birtakım maliyetler, 18-25 yaş kuşağı için şu anda vazgeçilmez gider haline geldi. Yılın ilk ayında hizmet ihracatı, ithalatının üzerinde gerçekleşti. Daha çok yabancı turisti çekebiliyor olmamız lazım. Yoksa problemimiz açık. Gidenden ziyade, geleni artırmak lazım” değerlendirmesinde bulundu.TÜRKİYE LÜKS ALIŞVERİŞTE PAHALI ÜLKE OLDU Şekib Avdagiç, İstanbul’un yabancı turist için önem taşıyan lüks alışveriş pazarında pahalı hale geldiğini söyledi. Avdagiç, “İstanbul lüks ürün satışında önde gelen bir şehirdi. Ama şimdi İstanbul’un kirası, gastronomisi ve alışverişi pahalı. Turistler iki tane-üç tane marka çanta satın alıp, ülkelerine dönüyorlardı. Hatta yabancı heyetler geldiği zaman bize diyorlar ki, ‘Şu marka, İstinye’de bir kişiye sadece bir tane çanta satıyor. Sizin arkadaşlar gelip bizim için bir tane daha alabilirler mi.’ Biz daha önce Avrupa’da ucuz muuyduk, hayır makuldük. Ama şimdi o özelliğimizi kaybettik.”İSTANBUL’U SANAYİSİZLEŞTİRME POLİTİKAMIZ OLMAMALI Avdagiç, İstanbul’u sanayisizleştirilme politikasını doğru bulmadıklarını, İstanbul’un sanayi teşvikleri anlamında mağdur bir şehir olduğunu kaydetti. Avdagiç, şunları söyledi: “İstanbul’da bir sanayi altyapısı var. Çok geniş, derin ve tarihi geçmişi bulunan bir sanayi kültürü var. Birikmiş iş gücü var. İstanbul’daki sanayi kuruluşlarına teknolojik, çevreye duyarlı yatırımlar yapma, enerji tasarruflu yeni sistemler kurma, teknolojilerini geliştirme gibi konularda mevcut kapasitelerini ıslah etme, yenileme ve modernize etmeleri için imkan tanınması çok yararlı olur.”TAPU HARÇLARI YÜZDE 2’YE İNDİRİLMELİ Avdagiç, kentsel dönüşünü teşvik etmek için başlatılan Yarısı Bizden kampanyası için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na teşekkür etti. Avdagiç, “Yarısı Bizden kampanyası çok doğru bir iş oldu. Büyük inşaat firmalarının bir ekosistemleri var. Ama küçük ve orta ölçekli, mahalle içinde 1-2 konut dönüştürenler için Yarısı Bizden can suyu oldu. Kampanyanın uzatılması da olumlu oldu. 31 Aralık 2026’ya kadar kanun kapsamında riskli yapı ilan edilen tüm konut ve iş yerleri hibe, kredi ve taşınma desteğinden yararlanabilecek.” Avdagiç, halihazırda toplam yüzde 4 olan tapu harçlarının yüzde 2’ye indirilmesini de talep etti. Avdagiç, “En azından şu aşamada yüzde 2 olsun. Bu ciddi bir katkı. Kayıt altına almış olacak. Bence bu bir kayıp değil, bir kazanç olacak.”ÇİN’DEN İTHALATI KESEMEYİZÇin’den artarak devam eden ithalata da değinen Avdagiç, Çin’den yapılan ithalatın neden kesilemeyeceğini ise şöyle açıkladı: “İhracat yapan sektörümüzün büyük bir kısmı Çin’den aldığı ara malları kullanıyor. Bu malları Avrupa’dan daha pahalıya alırsak, ürünlerimizin rekabet gücü kalmaz. Örneğin giyim sanayicisi bir fermuarı 5 Euro’ya Çin’den değil de Avrupa’dan 10 Euro’ya alsa, o elbisenin fiyatı rekabetçi olmaktan çıkacak. Almanya’dan bir tezgahı 2 milyon Euro’ya alacağına, aynısını Çin’den 800 bin Euro’ya alıyor. Ve ondan parça basıyor, ihracat yapıyor. Çin’den daha çok ara malı ithal ediyoruz. Öte yandan İTO Meclis Üyemiz Murat Kolbaşı’nın önerisindeki gibi ürün bazında bakmalıyız.”5. VE 6. BÖLGELERE TEŞVİKTE POZİTİF AYRIMCILIK YAPILMALI İTO Başkanı Avdagiç, emek yoğun sektörlere verilen desteklere de ek bir öneri sundu: “Şu andaki yürütülen süreçte Doğu Anadolu ve Güneydoğu’daki emek yoğun tesislerin hayatına devam edebilmesi için teşvikler artırılmalı. Diyelim ki çalışan başına 3.500 lira destek veriyoruz. 5. ve 6. Bölgeler için bu tutar 4.500-5.000 TL bandına çıkarılabilir. İstanbul’da bir tekstil atölyesi kapandığı zaman ayrılan çalışan hizmet sektöründe iş bulabiliyor. Ama Batman’daki bir tekstil atölyesinde işten ayrılan 100 gencimizin başka yerde iş bulma şansı daha az.”
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.