IMF'den Türkiye raporu: Dezenflasyon programı başarıyla sürüyor

Ekonomi 16.02.2026 - 11:25, Güncelleme: 16.02.2026 - 11:25 108 kez okundu.
 

IMF'den Türkiye raporu: Dezenflasyon programı başarıyla sürüyor

Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye ekonomisine ilişkin 2025 yılı 4. Madde Konsültasyonu sonuçlarında, yürürlükteki dezenflasyon programının somut başarılar gösterdiğini ve mevcut politika bileşiminin büyüme ile istikrarı dengelediğini açıkladı. Eylül 2024'te %49,4 olan yıllık enflasyonun Aralık 2025'te %30,9'a gerilemesini mali disiplin ve sıkı para politikasına bağlayan IMF, 2026 yılı sonunda oranın %23 seviyelerine inebileceğini öngörüyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye ekonomisine ilişkin 2025 yılı 4. Madde (Article IV) Konsültasyonu sonuçlarını açıkladı. Fon’un güncel analizinde, yürürlükteki dezenflasyon programının somut sonuçlar vermeye başladığı, buna paralel olarak büyüme görünümünün de istikrarlı bir çizgide seyrettiği belirtildi. Açıklamada, mevcut politika karmasının fiyat istikrarını tesis etme ve büyümeyi destekleme kapasitesine vurgu yapıldı.  IMF, Türkiye’de uygulanan para, maliye ve gelir politikalarının birlikte sıkılaştırılmasıyla enflasyonla mücadelede ilerleme kaydedildiğine dikkat çekti. Dezenflasyon sürecinin etkilerinin hem fiyatlar genel düzeyinde hem de beklentilerde hissedildiği, makroekonomik görünümde dengelenmenin güçlendiği aktarıldı.  ENFLASYONDA GERİLEME VE İLERİYE DÖNÜK BEKLENTİLER   Fon’un değerlendirmesine göre, Türkiye’de yıllık enflasyon Eylül 2024’te %49,4 seviyesindeyken Aralık 2025 itibarıyla %30,9’a geriledi. Bu düşüşte, sıkı para politikası uygulamaları, mali disiplinin güçlendirilmesi ve ihtiyatlı gelir politikalarının bir arada yürütülmesinin etkili olduğu ifade edildi.  IMF, mevcut programın devamı halinde dezenflasyon sürecinin kademeli olarak süreceğini ve 2026 yılı sonunda yıllık enflasyonun yaklaşık %23 düzeyine inebileceğini öngördü. Bu projeksiyon, para ve maliye politikalarının istikrarlı biçimde sürdürülmesi ile enflasyon beklentilerindeki iyileşmenin eş zamanlı ilerlemesine bağlandı.  BÜYÜME GÖRÜNÜMÜNDE İSTİKRAR VURGUSU   IMF tahminlerinde, Türkiye ekonomisinin 2025 yılında yaklaşık %4,1 oranında büyüyeceği öne çıkarıldı. 2026 yılı için ise büyüme oranının yaklaşık %4,2 seviyesine yükselebileceği değerlendirildi. Analizde, büyümenin, uygulanan politikalarla güvenin artması ve iç talebin kontrollü ancak canlı seyrini koruması sayesinde sürdürülebileceği ifade edildi.  Fon, Türk lirasına olan talebin güçlenmesinin uluslararası rezervler üzerinde destekleyici etki yarattığını bildirdi. Cari açığın ise mevcut durumda yeterli düzeyde finanse edildiği, bu çerçevede dış finansman görünümünün izlenmeye devam edildiği kaydedildi. RİSKLER, FİNANSAL BASKILAR VE REFORM GEREKLİLİĞİ   IMF, olumlu tabloya karşın Türkiye ekonomisini etkileyebilecek risk alanlarını da sıraladı. Küresel ticaretteki belirsizliklerin ve bölgesel jeopolitik gerilimlerin dış kaynaklı riskleri canlı tuttuğu, bu faktörlerin ticaret ve sermaye akımları üzerinde etkili olabileceği belirtildi.  Enerji fiyatlarında yaşanabilecek yukarı yönlü hareketler ile olumsuz hava koşullarının, dezenflasyon sürecini uzatma potansiyeli taşıdığına dikkat çekildi. Ayrıca kademeli dezenflasyon yaklaşımının, özellikle finans sektörü üzerinde baskı yarattığı ve verimlilik artış hızını sınırlayabildiği ifade edildi. IMF, kalıcı fiyat istikrarı sağlanması ve dış kırılganlıkların azaltılması için idari ve yapısal reformların sürdürülmesi gerektiği mesajını yineledi. 
Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye ekonomisine ilişkin 2025 yılı 4. Madde Konsültasyonu sonuçlarında, yürürlükteki dezenflasyon programının somut başarılar gösterdiğini ve mevcut politika bileşiminin büyüme ile istikrarı dengelediğini açıkladı. Eylül 2024'te %49,4 olan yıllık enflasyonun Aralık 2025'te %30,9'a gerilemesini mali disiplin ve sıkı para politikasına bağlayan IMF, 2026 yılı sonunda oranın %23 seviyelerine inebileceğini öngörüyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye ekonomisine ilişkin 2025 yılı 4. Madde (Article IV) Konsültasyonu sonuçlarını açıkladı. Fon’un güncel analizinde, yürürlükteki dezenflasyon programının somut sonuçlar vermeye başladığı, buna paralel olarak büyüme görünümünün de istikrarlı bir çizgide seyrettiği belirtildi. Açıklamada, mevcut politika karmasının fiyat istikrarını tesis etme ve büyümeyi destekleme kapasitesine vurgu yapıldı.  IMF, Türkiye’de uygulanan para, maliye ve gelir politikalarının birlikte sıkılaştırılmasıyla enflasyonla mücadelede ilerleme kaydedildiğine dikkat çekti. Dezenflasyon sürecinin etkilerinin hem fiyatlar genel düzeyinde hem de beklentilerde hissedildiği, makroekonomik görünümde dengelenmenin güçlendiği aktarıldı.  ENFLASYONDA GERİLEME VE İLERİYE DÖNÜK BEKLENTİLER   Fon’un değerlendirmesine göre, Türkiye’de yıllık enflasyon Eylül 2024’te %49,4 seviyesindeyken Aralık 2025 itibarıyla %30,9’a geriledi. Bu düşüşte, sıkı para politikası uygulamaları, mali disiplinin güçlendirilmesi ve ihtiyatlı gelir politikalarının bir arada yürütülmesinin etkili olduğu ifade edildi.  IMF, mevcut programın devamı halinde dezenflasyon sürecinin kademeli olarak süreceğini ve 2026 yılı sonunda yıllık enflasyonun yaklaşık %23 düzeyine inebileceğini öngördü. Bu projeksiyon, para ve maliye politikalarının istikrarlı biçimde sürdürülmesi ile enflasyon beklentilerindeki iyileşmenin eş zamanlı ilerlemesine bağlandı.  BÜYÜME GÖRÜNÜMÜNDE İSTİKRAR VURGUSU   IMF tahminlerinde, Türkiye ekonomisinin 2025 yılında yaklaşık %4,1 oranında büyüyeceği öne çıkarıldı. 2026 yılı için ise büyüme oranının yaklaşık %4,2 seviyesine yükselebileceği değerlendirildi. Analizde, büyümenin, uygulanan politikalarla güvenin artması ve iç talebin kontrollü ancak canlı seyrini koruması sayesinde sürdürülebileceği ifade edildi.  Fon, Türk lirasına olan talebin güçlenmesinin uluslararası rezervler üzerinde destekleyici etki yarattığını bildirdi. Cari açığın ise mevcut durumda yeterli düzeyde finanse edildiği, bu çerçevede dış finansman görünümünün izlenmeye devam edildiği kaydedildi. RİSKLER, FİNANSAL BASKILAR VE REFORM GEREKLİLİĞİ   IMF, olumlu tabloya karşın Türkiye ekonomisini etkileyebilecek risk alanlarını da sıraladı. Küresel ticaretteki belirsizliklerin ve bölgesel jeopolitik gerilimlerin dış kaynaklı riskleri canlı tuttuğu, bu faktörlerin ticaret ve sermaye akımları üzerinde etkili olabileceği belirtildi.  Enerji fiyatlarında yaşanabilecek yukarı yönlü hareketler ile olumsuz hava koşullarının, dezenflasyon sürecini uzatma potansiyeli taşıdığına dikkat çekildi. Ayrıca kademeli dezenflasyon yaklaşımının, özellikle finans sektörü üzerinde baskı yarattığı ve verimlilik artış hızını sınırlayabildiği ifade edildi. IMF, kalıcı fiyat istikrarı sağlanması ve dış kırılganlıkların azaltılması için idari ve yapısal reformların sürdürülmesi gerektiği mesajını yineledi. 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adliyehaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.