İklim krizinin eşiğinde Türkiye’de çevre ve COP31 fırsatı

Gündem 06.06.2026 - 14:37, Güncelleme: 06.06.2026 - 14:37 161 kez okundu.
 

İklim krizinin eşiğinde Türkiye’de çevre ve COP31 fırsatı

Çevre artık imaj çalışması değil, ekonomik rekabet gücünü, enerji bağımsızlığını ve toplumsal refahı doğrudan belirleyen bir konudur. Türkiye, sıfır atıktan enerji dönüşümüne uzanan girişimleriyle bu gerçeğe dair farkındalığını ortaya koymaktadır.
SETA İklim Değişikliği ve Çevre Programı Araştırmacısı Dr. Çağla Vural, 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında Türkiye’nin COP31 ev sahipliğiyle küresel iklim siyasetinde üstlendiği rolü ve çevre politikalarının kalkınmadaki yerini değerlendirdi.Türkiye, 9-20 Kasım 2026’da Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Dünya Çevre Günü kapsamında yapılan değerlendirmede, Türkiye’nin uzun süre reaktif pozisyonda bir ülkeyken bugün iklim diplomasisinde proaktif bir aktöre dönüştüğü vurgulandı. Sıfır Atık hareketi, yenilenebilir enerji yatırımları ve yeşil dönüşüm hedefleri, Türkiye’nin küresel iklim siyasetindeki konumunu güçlendiren başlıklar olarak öne çıkıyor.DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ İKLİM KRİZİ GÖLGESİNDE KUTLANIYORSETA İklim Değişikliği ve Çevre Programı Araştırmacısı Dr. Çağla Vural, 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında Türkiye’nin COP31 ev sahipliğiyle küresel iklim siyasetinde üstlendiği kritik rolü ve çevre politikalarının kalkınmadaki yerini AA Analiz için kaleme aldı.1970’lerin başından bu yana her yıl 5 Haziran’da kutlanan Dünya Çevre Günü, bu yıl Birleşmiş Milletler’in çevreyi koruma çağrısının her zamankinden daha güçlü duyulduğu bir döneme rast geldi.İklim krizinin artık uzak bir tehdit olmaktan çıktığını belirten Vural, rekor sıcaklıklar, kuruyan göller, sıklaşan orman yangınları ve şiddetlenen sellerin bu durumu açıkça gösterdiğini ifade etti.İKLİM KRİZİ BUGÜNÜN MESELESİ HALİNE GELDİDr. Çağla Vural’a göre iklim krizi, yalnızca gelecek kuşakların meselesi olmaktan çıkarak bugünün meselesi haline geldi.Üstelik tablo yalnızca iklimle sınırlı değil. Okyanusları kaplayan kirlilik, hızla azalan biyolojik çeşitlilik ve kaynakları hızla tüketen doğrusal ekonomi de aynı krizin parçası olarak öne çıkıyor.Bu nedenle çevre politikaları, artık yalnızca doğayı koruma başlığı altında değil, ekonomik, sosyal ve kalkınma odaklı bir çerçevede değerlendiriliyor.KÜRESEL İKLİM DİPLOMASİSİNDE RETORİK VE PRATİK AÇIĞIKüresel iklim diplomasisinin Paris Anlaşması’nın koyduğu 1,5 derece hedefi etrafında döndüğünü belirten Vural, retorik ve pratik arasındaki açığın hala kapanmadığına dikkat çekti.Fosil yakıtlardan çıkış takvimi, iklim finansmanı ve gelişmekte olan ülkelere kaynak aktarımı gibi kritik konuların her zirvede konuşulduğunu ancak çoğu zaman somut bir taahhüde dönüşmediğini ifade etti.Vural’a göre 2025’te Brezilya’nın Belém kentinde toplanan COP30’un sonuç bildirisinde “fosil yakıtlar” ifadesine dahi yer verilmemesi, bu açığın ne kadar derin olduğunu gösterdi.GELİŞMİŞ VE GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER ARASINDAKİ GERİLİM SÜRÜYORDr. Çağla Vural, gelişmiş ülkelerin sözlerini tutmaması ile gelişmekte olan ülkelerin kalkınma talebi arasındaki gerilimin, iklim müzakerelerinin değişmeyen kırılma noktası olmayı sürdürdüğünü belirtti.Bu tablo, küresel iklim siyasetinde adil dönüşüm, finansman ve kalkınma hakkı başlıklarının önemini artırıyor.Türkiye’nin son yıllarda bu alanda dikkat çeken bir konuma geldiği vurgulanıyor.TÜRKİYE PROAKTİF BİR AKTÖRE DÖNÜŞTÜVural’a göre Türkiye, uzun süre reaktif pozisyonda bir ülkeyken bugün iklim diplomasisinde proaktif bir aktöre dönüştü.Bunun en somut kanıtı, 9-20 Kasım 2026’da Antalya’da yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’e ev sahipliği yapacak ve dönemin başkanlığını yürütecek olması olarak gösterildi.Türkiye, bu hakkı Avustralya ile adaylık sürecinde aylarca süren görüşmeler sonunda uzlaşıyla elde etti.COP31 ANTALYA’DA DÜZENLENECEKAnlaşmaya göre COP31’in ev sahipliği, iletişim ve sahadaki iklim eylemini yönlendiren Aksiyon Gündemi Türkiye’nin sorumluluğunda olacak.Müzakere başkanlığını ise Avustralya yürütecek.Zirvenin en önemli ayağı olan liderler buluşmasının İstanbul’da gerçekleştirilmesi planlanıyor.196 TARAF VE 80 BİNDEN FAZLA KATILIMCI BEKLENİYORCOP31 kapsamında 196 taraf ve 80 binden fazla katılımcının Türkiye’ye gelmesi bekleniyor.Vural’a göre bu zirve, Türkiye için büyük bir organizasyonun ötesinde anlam taşıyor.COP31, Türkiye’nin küresel iklim siyasetinde söz sahibi olma iddiasını da ortaya koyuyor.YEŞİL DÖNÜŞÜM VİZYONU DÜNYAYA GÖSTERİLECEKTürkiye’nin COP31 ev sahipliği, aynı zamanda ülkenin yeşil dönüşüm vizyonunu dünyaya gösterme fırsatı sunuyor.Dr. Çağla Vural, iklim diplomasisinde inandırıcılığın masada söylenenlerle değil, sahada atılan adımlarla kazanıldığını belirtti.Bu kapsamda yürütülen politikaların, Türkiye’ye somut verilere dayanan güçlü bir zemin sağladığı ifade edildi.SIFIR ATIK HAREKETİ KÜRESEL BİR GİRİŞİME DÖNÜŞTÜTürkiye’nin yeşil dönüşüm adımlarının en görünür olanı Sıfır Atık hareketi olarak öne çıkıyor.2017’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde başlayan proje, bugün Birleşmiş Milletler’in de kabul ettiği küresel bir harekete dönüştü.Türkiye’nin girişimleriyle 30 Mart, Birleşmiş Milletler tarafından Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan edildi.GERİ KAZANIM ORANI YÜZDE 37,53’E ÇIKTIÇevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre 2017’de yüzde 13 olan geri kazanım oranı, 2025 sonunda yüzde 37,53’e çıktı.Proje kapsamında bugüne kadar 90 milyon tondan fazla atık geri dönüştürüldü.Bu süreçte ülke ekonomisine 365 milyar liralık katkı sağlandı.613 MİLYON AĞACIN KESİLMESİ ÖNLENDİSıfır Atık hareketi kapsamında 28 milyon kişiye eğitim verildi.Proje sayesinde 613 milyon ağacın kesilmesi önlendi.Türkiye, geri kazanım oranını 2035’te yüzde 60’a, 2053’te yüzde 70’e çıkarmayı hedefliyor.DEPOZİTO SİSTEMİ VE TEK KULLANIMLIK PLASTİK DÜZENLEMELERİDepozito Yönetim Sistemi’nin illere yayılması ve tek kullanımlık plastiklere yönelik düzenlemeler, Türkiye’nin sıfır atık hedeflerinin kağıt üzerinde kalmayacağını gösteren adımlar arasında yer alıyor.Sıfır Atık hareketinin deniz ayağı olan Sıfır Atık Mavi kapsamında da önemli çalışmalar yürütüldü.Bu kapsamda 325 bin tondan fazla deniz çöpü toplandı.YENİLENEBİLİR ENERJİDE KAYDA DEĞER MESAFETürkiye’nin yeşil dönüşümünde ikinci önemli alan enerji olarak öne çıkıyor.Dr. Çağla Vural’a göre Türkiye, yenilenebilir enerji alanında kayda değer bir mesafe katetti.Türkiye’nin kurulu elektrik gücü 125 bin megavatı aşarken, bu kapasitenin yaklaşık üçte ikisi artık yenilenebilir kaynaklardan geliyor.GÜNEŞ VE RÜZGARIN KURULU GÜCÜ 41 BİN 844 MEGAVATA ULAŞTITürkiye’de güneş ve rüzgarın toplam kurulu gücü 41 bin 844 megavata ulaştı.Bu rakam, toplam kapasitenin üçte birine karşılık geliyor.Tek başına güneşin payı ise yüzde 21’i geçti.TÜRKİYE YENİLENEBİLİR ENERJİDE AVRUPA’DA BEŞİNCİ SIRADABu tablo, Türkiye’yi yenilenebilir enerji kapasitesinde Avrupa’da beşinci, dünyada on birinci sıraya taşıyor.2002’de yaklaşık 12 bin megavat olan yenilenebilir kurulu güç, bugün yaklaşık 78 bin megavata çıktı.Vural, yenilenebilir enerji alanındaki ivmenin yavaşlamadığına dikkat çekti.6 MİLYAR DOLARLIK TESİSLER AÇILDIGeçtiğimiz günlerde, 2025’te tamamlanan ve toplam 8 bin 200 megavat kapasiteye sahip tesisler resmen açıldı.Bu tesislerin toplam değerinin 6 milyar dolar olduğu belirtildi.Türkiye, enerji dönüşümünde yeni yatırımlarla kapasitesini artırmayı sürdürüyor.2035 HEDEFİ 120 BİN MEGAVATTürkiye, 2035’e kadar rüzgar ve güneş kapasitesini 120 bin megavata çıkarmayı hedefliyor.Bu hedef doğrultusunda 80 milyar dolarlık büyük bir yatırım programı yürütülüyor.Vural’a göre bu yatırımlar, Türkiye’nin çevre politikasını giderek bir kalkınma stratejisine dönüştürdüğünü gösteriyor.YEŞİL DÖNÜŞÜM HENÜZ TAMAMLANMADIDr. Çağla Vural, bütün kazanımlara rağmen dönüşümün henüz tamamlanmadığını vurguladı.Kurulu güçteki yenilenebilir ağırlığının üretime daha güçlü yansıması gerektiğini belirtti.Enerji depolama ve şebeke yatırımlarının sürdürülmesi, önümüzdeki dönemin öncelikleri arasında gösterildi.TÜRKİYE BİRİKİMİNİ SINIRLARIN ÖTESİNE TAŞIYORTürkiye, sıfır atık başta olmak üzere çevre politikaları alanındaki birikimini sınırlarının ötesine de taşıyor.Bu kapsamda eş yürütücülüğünü üstlendiği Uluslararası Sıfır Atık Şehir Ağı gibi platformlar öne çıkıyor.Söz konusu platformlar, Türkiye’nin çevre diplomasisinde daha görünür bir aktör haline geldiğini ortaya koyuyor.ÇEVRE POLİTİKASI KALKINMA STRATEJİSİNE DÖNÜŞÜYORVural’a göre çevre meselesi artık bir imaj çalışması değil.Ekonomik rekabet gücünü, enerji bağımsızlığını ve toplumsal refahı doğrudan belirleyen bir konu haline geldi.Türkiye, sıfır atıktan enerji dönüşümüne uzanan girişimleriyle bu gerçeğe dair farkındalığını ortaya koyuyor.TÜRKİYE COP31’E KARARLI ADIMLARLA HAZIRLANIYORTürkiye, kasım ayında Antalya’da dünyayı ağırlamaya hazırlanıyor.COP31 ev sahipliği, Türkiye’nin küresel iklim siyasetindeki rolünü güçlendirecek önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.Dr. Çağla Vural’a göre temiz bir geleceği ertelemek yerine bugünden itibaren birlikte inşa etmek gerektiği bilinciyle hareket edilmeli. Türkiye de bu yolda kararlı adımlarla ilerliyor.
Çevre artık imaj çalışması değil, ekonomik rekabet gücünü, enerji bağımsızlığını ve toplumsal refahı doğrudan belirleyen bir konudur. Türkiye, sıfır atıktan enerji dönüşümüne uzanan girişimleriyle bu gerçeğe dair farkındalığını ortaya koymaktadır.

SETA İklim Değişikliği ve Çevre Programı Araştırmacısı Dr. Çağla Vural, 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında Türkiye’nin COP31 ev sahipliğiyle küresel iklim siyasetinde üstlendiği rolü ve çevre politikalarının kalkınmadaki yerini değerlendirdi.Türkiye, 9-20 Kasım 2026’da Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Dünya Çevre Günü kapsamında yapılan değerlendirmede, Türkiye’nin uzun süre reaktif pozisyonda bir ülkeyken bugün iklim diplomasisinde proaktif bir aktöre dönüştüğü vurgulandı. Sıfır Atık hareketi, yenilenebilir enerji yatırımları ve yeşil dönüşüm hedefleri, Türkiye’nin küresel iklim siyasetindeki konumunu güçlendiren başlıklar olarak öne çıkıyor.DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ İKLİM KRİZİ GÖLGESİNDE KUTLANIYORSETA İklim Değişikliği ve Çevre Programı Araştırmacısı Dr. Çağla Vural, 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında Türkiye’nin COP31 ev sahipliğiyle küresel iklim siyasetinde üstlendiği kritik rolü ve çevre politikalarının kalkınmadaki yerini AA Analiz için kaleme aldı.1970’lerin başından bu yana her yıl 5 Haziran’da kutlanan Dünya Çevre Günü, bu yıl Birleşmiş Milletler’in çevreyi koruma çağrısının her zamankinden daha güçlü duyulduğu bir döneme rast geldi.İklim krizinin artık uzak bir tehdit olmaktan çıktığını belirten Vural, rekor sıcaklıklar, kuruyan göller, sıklaşan orman yangınları ve şiddetlenen sellerin bu durumu açıkça gösterdiğini ifade etti.İKLİM KRİZİ BUGÜNÜN MESELESİ HALİNE GELDİDr. Çağla Vural’a göre iklim krizi, yalnızca gelecek kuşakların meselesi olmaktan çıkarak bugünün meselesi haline geldi.Üstelik tablo yalnızca iklimle sınırlı değil. Okyanusları kaplayan kirlilik, hızla azalan biyolojik çeşitlilik ve kaynakları hızla tüketen doğrusal ekonomi de aynı krizin parçası olarak öne çıkıyor.Bu nedenle çevre politikaları, artık yalnızca doğayı koruma başlığı altında değil, ekonomik, sosyal ve kalkınma odaklı bir çerçevede değerlendiriliyor.KÜRESEL İKLİM DİPLOMASİSİNDE RETORİK VE PRATİK AÇIĞIKüresel iklim diplomasisinin Paris Anlaşması’nın koyduğu 1,5 derece hedefi etrafında döndüğünü belirten Vural, retorik ve pratik arasındaki açığın hala kapanmadığına dikkat çekti.Fosil yakıtlardan çıkış takvimi, iklim finansmanı ve gelişmekte olan ülkelere kaynak aktarımı gibi kritik konuların her zirvede konuşulduğunu ancak çoğu zaman somut bir taahhüde dönüşmediğini ifade etti.Vural’a göre 2025’te Brezilya’nın Belém kentinde toplanan COP30’un sonuç bildirisinde “fosil yakıtlar” ifadesine dahi yer verilmemesi, bu açığın ne kadar derin olduğunu gösterdi.GELİŞMİŞ VE GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER ARASINDAKİ GERİLİM SÜRÜYORDr. Çağla Vural, gelişmiş ülkelerin sözlerini tutmaması ile gelişmekte olan ülkelerin kalkınma talebi arasındaki gerilimin, iklim müzakerelerinin değişmeyen kırılma noktası olmayı sürdürdüğünü belirtti.Bu tablo, küresel iklim siyasetinde adil dönüşüm, finansman ve kalkınma hakkı başlıklarının önemini artırıyor.Türkiye’nin son yıllarda bu alanda dikkat çeken bir konuma geldiği vurgulanıyor.TÜRKİYE PROAKTİF BİR AKTÖRE DÖNÜŞTÜVural’a göre Türkiye, uzun süre reaktif pozisyonda bir ülkeyken bugün iklim diplomasisinde proaktif bir aktöre dönüştü.Bunun en somut kanıtı, 9-20 Kasım 2026’da Antalya’da yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’e ev sahipliği yapacak ve dönemin başkanlığını yürütecek olması olarak gösterildi.Türkiye, bu hakkı Avustralya ile adaylık sürecinde aylarca süren görüşmeler sonunda uzlaşıyla elde etti.COP31 ANTALYA’DA DÜZENLENECEKAnlaşmaya göre COP31’in ev sahipliği, iletişim ve sahadaki iklim eylemini yönlendiren Aksiyon Gündemi Türkiye’nin sorumluluğunda olacak.Müzakere başkanlığını ise Avustralya yürütecek.Zirvenin en önemli ayağı olan liderler buluşmasının İstanbul’da gerçekleştirilmesi planlanıyor.196 TARAF VE 80 BİNDEN FAZLA KATILIMCI BEKLENİYORCOP31 kapsamında 196 taraf ve 80 binden fazla katılımcının Türkiye’ye gelmesi bekleniyor.Vural’a göre bu zirve, Türkiye için büyük bir organizasyonun ötesinde anlam taşıyor.COP31, Türkiye’nin küresel iklim siyasetinde söz sahibi olma iddiasını da ortaya koyuyor.YEŞİL DÖNÜŞÜM VİZYONU DÜNYAYA GÖSTERİLECEKTürkiye’nin COP31 ev sahipliği, aynı zamanda ülkenin yeşil dönüşüm vizyonunu dünyaya gösterme fırsatı sunuyor.Dr. Çağla Vural, iklim diplomasisinde inandırıcılığın masada söylenenlerle değil, sahada atılan adımlarla kazanıldığını belirtti.Bu kapsamda yürütülen politikaların, Türkiye’ye somut verilere dayanan güçlü bir zemin sağladığı ifade edildi.SIFIR ATIK HAREKETİ KÜRESEL BİR GİRİŞİME DÖNÜŞTÜTürkiye’nin yeşil dönüşüm adımlarının en görünür olanı Sıfır Atık hareketi olarak öne çıkıyor.2017’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde başlayan proje, bugün Birleşmiş Milletler’in de kabul ettiği küresel bir harekete dönüştü.Türkiye’nin girişimleriyle 30 Mart, Birleşmiş Milletler tarafından Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan edildi.GERİ KAZANIM ORANI YÜZDE 37,53’E ÇIKTIÇevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre 2017’de yüzde 13 olan geri kazanım oranı, 2025 sonunda yüzde 37,53’e çıktı.Proje kapsamında bugüne kadar 90 milyon tondan fazla atık geri dönüştürüldü.Bu süreçte ülke ekonomisine 365 milyar liralık katkı sağlandı.613 MİLYON AĞACIN KESİLMESİ ÖNLENDİSıfır Atık hareketi kapsamında 28 milyon kişiye eğitim verildi.Proje sayesinde 613 milyon ağacın kesilmesi önlendi.Türkiye, geri kazanım oranını 2035’te yüzde 60’a, 2053’te yüzde 70’e çıkarmayı hedefliyor.DEPOZİTO SİSTEMİ VE TEK KULLANIMLIK PLASTİK DÜZENLEMELERİDepozito Yönetim Sistemi’nin illere yayılması ve tek kullanımlık plastiklere yönelik düzenlemeler, Türkiye’nin sıfır atık hedeflerinin kağıt üzerinde kalmayacağını gösteren adımlar arasında yer alıyor.Sıfır Atık hareketinin deniz ayağı olan Sıfır Atık Mavi kapsamında da önemli çalışmalar yürütüldü.Bu kapsamda 325 bin tondan fazla deniz çöpü toplandı.YENİLENEBİLİR ENERJİDE KAYDA DEĞER MESAFETürkiye’nin yeşil dönüşümünde ikinci önemli alan enerji olarak öne çıkıyor.Dr. Çağla Vural’a göre Türkiye, yenilenebilir enerji alanında kayda değer bir mesafe katetti.Türkiye’nin kurulu elektrik gücü 125 bin megavatı aşarken, bu kapasitenin yaklaşık üçte ikisi artık yenilenebilir kaynaklardan geliyor.GÜNEŞ VE RÜZGARIN KURULU GÜCÜ 41 BİN 844 MEGAVATA ULAŞTITürkiye’de güneş ve rüzgarın toplam kurulu gücü 41 bin 844 megavata ulaştı.Bu rakam, toplam kapasitenin üçte birine karşılık geliyor.Tek başına güneşin payı ise yüzde 21’i geçti.TÜRKİYE YENİLENEBİLİR ENERJİDE AVRUPA’DA BEŞİNCİ SIRADABu tablo, Türkiye’yi yenilenebilir enerji kapasitesinde Avrupa’da beşinci, dünyada on birinci sıraya taşıyor.2002’de yaklaşık 12 bin megavat olan yenilenebilir kurulu güç, bugün yaklaşık 78 bin megavata çıktı.Vural, yenilenebilir enerji alanındaki ivmenin yavaşlamadığına dikkat çekti.6 MİLYAR DOLARLIK TESİSLER AÇILDIGeçtiğimiz günlerde, 2025’te tamamlanan ve toplam 8 bin 200 megavat kapasiteye sahip tesisler resmen açıldı.Bu tesislerin toplam değerinin 6 milyar dolar olduğu belirtildi.Türkiye, enerji dönüşümünde yeni yatırımlarla kapasitesini artırmayı sürdürüyor.2035 HEDEFİ 120 BİN MEGAVATTürkiye, 2035’e kadar rüzgar ve güneş kapasitesini 120 bin megavata çıkarmayı hedefliyor.Bu hedef doğrultusunda 80 milyar dolarlık büyük bir yatırım programı yürütülüyor.Vural’a göre bu yatırımlar, Türkiye’nin çevre politikasını giderek bir kalkınma stratejisine dönüştürdüğünü gösteriyor.YEŞİL DÖNÜŞÜM HENÜZ TAMAMLANMADIDr. Çağla Vural, bütün kazanımlara rağmen dönüşümün henüz tamamlanmadığını vurguladı.Kurulu güçteki yenilenebilir ağırlığının üretime daha güçlü yansıması gerektiğini belirtti.Enerji depolama ve şebeke yatırımlarının sürdürülmesi, önümüzdeki dönemin öncelikleri arasında gösterildi.TÜRKİYE BİRİKİMİNİ SINIRLARIN ÖTESİNE TAŞIYORTürkiye, sıfır atık başta olmak üzere çevre politikaları alanındaki birikimini sınırlarının ötesine de taşıyor.Bu kapsamda eş yürütücülüğünü üstlendiği Uluslararası Sıfır Atık Şehir Ağı gibi platformlar öne çıkıyor.Söz konusu platformlar, Türkiye’nin çevre diplomasisinde daha görünür bir aktör haline geldiğini ortaya koyuyor.ÇEVRE POLİTİKASI KALKINMA STRATEJİSİNE DÖNÜŞÜYORVural’a göre çevre meselesi artık bir imaj çalışması değil.Ekonomik rekabet gücünü, enerji bağımsızlığını ve toplumsal refahı doğrudan belirleyen bir konu haline geldi.Türkiye, sıfır atıktan enerji dönüşümüne uzanan girişimleriyle bu gerçeğe dair farkındalığını ortaya koyuyor.TÜRKİYE COP31’E KARARLI ADIMLARLA HAZIRLANIYORTürkiye, kasım ayında Antalya’da dünyayı ağırlamaya hazırlanıyor.COP31 ev sahipliği, Türkiye’nin küresel iklim siyasetindeki rolünü güçlendirecek önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.Dr. Çağla Vural’a göre temiz bir geleceği ertelemek yerine bugünden itibaren birlikte inşa etmek gerektiği bilinciyle hareket edilmeli. Türkiye de bu yolda kararlı adımlarla ilerliyor.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adliyehaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.