Berrak sular ve yeşil dağlarla değişen Çin

Gündem 06.08.2026 - 13:15, Güncelleme: 06.08.2026 - 13:15 59 kez okundu.
 

Berrak sular ve yeşil dağlarla değişen Çin

Bu yıl, “Berrak sular ve yeşil dağlar, altın ve gümüş değerinde” anlayışının ortaya konmasının 21. yıl dönümü. Xi Jinping, bu bilimsel anlayışı 15 Ağustos 2005’te Çin’in Anji ilçesine yaptığı ziyaret sırasında ortaya koydu
Çin, son 21 yıldır Xi Jinping’in ekolojik medeniyet düşüncesinin rehberliğinde, “Berrak sular ve yeşil dağlar, altın ve gümüş değerinde” ilkesine bağlı kalarak insan ile doğanın uyum içinde bir arada yaşadığı modernleşme yolunu izledi. Günümüzde Çin’in ekolojik çevresi tarihî, dönüm noktası niteliğinde ve kapsamlı değişimler geçirdi. Mavi gökyüzü, yeşil topraklar ve berrak sular, “Güzel Çin”in belirgin simgeleri hâline geldi. Çin’in ekolojik çevresinde yaşanan büyük değişimler, yalnızca herkesin gözleri önünde gerçekleşen bir dönüşüm değil, aynı zamanda küresel ekolojik medeniyet inşasında dikkat çeken bir “Çin mucizesi”dir. Birçok yabancı, Çin’in ekolojik yapısındaki büyük dönüşümü bizzat yaşadı ve bu sürece tanıklık etti. Prof. Dr. Giray Fidan da Türkiye’nin önde gelen sinoloji uzmanlarından biridir. Yıllar boyunca çok sayıda Çin klasiğini inceleyen ve çeviren Fidan’ın başlıca çevirileri arasında “Xi Jinping Anekdotlar”, “Sun Tzu’nun Savaş Sanatı” ve “Kızıl Köşkün Rüyası” yer alıyor. “Xi Jinping Anekdotlar” kitabının Türkçe baskısının çevirmeni olan Giray Fidan, kitapta yer verilen Xi Jinping’in devlet yönetimine ilişkin düşüncelerini daha derinlemesine kavradı. Kitabın "İki Dağı" İyice Korumak başlıklı bölümünde Xi Jinping tarafından ortaya konan “Berrak sular ve yeşil dağlar, altın ve gümüş değerinde” düşüncesi, Fidan üzerinde derin bir etki bıraktı. Yirmi yılı aşkın süredir Çin’e gidip gelen Fidan, Çin’in ekolojik çevresinde yaşanan büyük değişimin de tanığı oldu. “Biliyorsunuz, Çin özellikle reform ve dışa açılma politikalarının uygulanmasından sonra, son 40 yılda çok hızlı büyüyüp gelişerek dünyanın en hızlı gelişen ekonomilerinden biri hâline geldi. Ancak ilk yıllarda durum farklıydı. Ben de 10-15 yıl önce Beijing’e geldiğimde, o dönemde şehrin havası gerçekten çok kirliydi. Hatta o zaman biri bana bu hava kirliliği sorununun çözüleceğini söyleseydi, açıkçası herhâlde inanmazdım. Ben çocukken, doğup büyüdüğüm şehir olan Ankara’da da 1980’li ve 1990’lı yıllarda benzer bir sorun vardı. Beijing’de de sanayiden kaynaklanan hava kirliliği sorunu çok kısa sürede, birkaç yıl içinde çözüldü.” “Geçen yıl bir belgesel çekimi için Fujian eyaletinin Sanming kentine gitmiştik. Orada Sanming’deki demir-çelik fabrikasını ziyaret ettim. Bu, beni gerçekten çok şaşırtan bir deneyimdi. Çünkü şehre gittikten sonra, çekimlerin üçüncü ya da dördüncü gününde bu fabrikayı ziyaret ettik. O zamana kadar şehirde bir fabrika bulunduğunu bile hissetmemiştim. Hiçbir kirlilik yoktu. Daha sonra fabrikaya gittik ve burada özel bir sistem kurulduğunu gördük. Çevrenin kirletilmemesi için yüksek teknolojiden yararlanılarak özel bir çaba gösterildiğine tanık oldum. Bu da ekolojik medeniyet düşüncesinin gerçek hayattaki yansımasını görmemi sağladı. Geçen yıl Sanming ve çevresindeki birçok köyü, kasabayı ve farklı yeri ziyaret ettim. Her yer gerçekten de söylendiği gibi yeşil dağlar ve berrak sularla doluydu. Sanayiden kaynaklanan en küçük bir kirlilik bile yoktu.” Günümüzde, “Berrak sular ve yeşil dağlar, altın ve gümüş değerinde” düşüncesinin önemi giderek artıyor. Çin’de yeşil dönüşümün hız kazanmasıyla birlikte yeşil kalkınma, ülkenin geleceğini şekillendiriyor. Çin, kapsamlı yeşil dönüşüm ve yeni enerji sayesinde “karbon emisyonlarını azaltma, kirliliği azaltma, yeşil alanları genişletme ve kalkınmayı teşvik etme” unsurlarından oluşan olumlu bir döngüyü başarıyla oluşturdu. Çin, ekolojik avantajlarını nitelikli kalkınmanın temel itici gücü hâline getirdi. Ülkenin enerji yapısı tarihî bir dönüşüm geçirdi. 2024 yılı sonu itibarıyla Çin’in yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı toplam elektrik üretim kapasitesi, ülke genelindeki toplam elektrik üretim kapasitesinin yüzde 50’sini aşarak 1,45 milyar kilovata ulaştı. “Berrak sular ve yeşil dağlar, altın ve gümüş değerinde” düşüncesini temel alan Çin, ekolojik kaynaklarını başarıyla endüstriyel avantaja dönüştürdü. Çin’in Qinghai eyaletinde, tek ünite bazında dünyanın en büyük ısı depolama kapasitesine sahip güneş termal enerji pilot projesi tamamlandı. Çin, son 10 yılda küresel rüzgâr enerjisi ve fotovoltaik elektrik üretim maliyetlerindeki düşüşün büyük bölümüne katkıda bulundu. 2030 yılında küresel ölçekte yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı yeni kurulu gücün yüzde 60’ının Çin’den geleceği tahmin ediliyor. Eksiksiz endüstri zinciri ve öncü teknolojiler, Çin’in küresel yeşil rekabette üstün bir konuma gelmesini sağladı. Bu olumlu döngü, Çin tarzı modernleşmenin belirgin özelliklerinden biri hâline gelen yeşil kalkınmanın hem enerji güvenliğini garanti altına aldığını hem de ekonomik ve sosyal kalkınmayı teşvik ettiğini gösterdi. Çin’in yeşil kalkınma sürecinden her vatandaş yararlanıyor. İktisatçı olmamasına rağmen Çin’de sık sık konferans ve seminerlere katılan akademisyen Fidan, ülkenin bilim ve teknoloji alanında hızla geliştiğini, bu alandaki kazanımları halkın yararına kullandığını ve toplumun hizmetine sunduğunu söyledi. “Bu alanların tamamında önemli gelişmeler yaşandığı yadsınamaz bir gerçek. Oldukça hızlı biçimde olumlu gelişmeler kaydedildiği, bu sürecin süreklilik göstererek devam ettiği de görülebiliyor. İnsanların yaşam standartlarında ve ekonomide gerçekten çok ciddi bir iyileşme yaşandı. Bunun yanı sıra, teknolojik gelişmelerin sıradan insanların günlük hayatına da girdiğini görüyoruz. Bu teknolojiler, yalnızca laboratuvarlarda kalan soyut teknik ilerlemeler olmaktan çıkıp insanların hayatını doğrudan kolaylaştıran ve artık yaşamlarının ayrılmaz bir parçası hâline gelen unsurlara dönüştü. Bütün bunların, belirli bir kararlılığı ve olumlu yönde ilerleme iradesini gözler önüne seren olgular olduğunu düşünüyorum. Çin’in bu anlamda öne çıkan özelliği, bu teknolojileri halkın kullanımına sunmuş olmasıdır. Burada yalnızca özel ilgi alanı olarak kalan teknolojilerden değil, bütün toplumun hizmetine sunulan teknolojilerden söz ediyoruz. Yalnızca cep telefonunuzu yanınıza alarak, cüzdan kullanmadan seyahat etmeniz, bir yerlere gitmeniz, yemek yemeniz, hatta çok kısa sürede alışveriş yapmanız mümkün. Yeni teknolojilerin bütün toplumun hizmetine sunulduğunu, herkesin yararlandığı bir unsur hâline geldiğini ve günlük hayatın giderek daha büyük bir parçası olduğunu görüyoruz. Bunun da sanırım büyük ölçüde Çin’e özgü bir durum olduğunu söyleyebiliriz.” 2025 yılı sonu itibarıyla Çin genelinde orman örtüsü oranı yüzde 25’i aştı. Bu yüzyılda dünya genelinde oluşturulan yeni yeşil alanların yaklaşık dörtte biri Çin’den kaynaklandı. Çin, orman kaynakları en fazla ve en hızlı artan, aynı zamanda en geniş yapay ormanlık alana sahip ülke hâline geldi. Ülke, millî parkları temel alan doğa koruma alanları sistemini ilk aşamada tamamladı ve kara ekosistemi türlerinin yüzde 90’ını etkili biçimde koruma altına aldı. 2025 yılında Çin genelinde ilçe düzeyi ve üzerindeki şehirlerde ince partikül maddelerin (PM2,5) ortalama yoğunluğu metreküp başına 28 mikrograma düştü. Hava kalitesinin “iyi” olduğu günlerin oranı ise yüzde 89,3’e ulaştı. Çin, hava kalitesinde en hızlı iyileşme kaydeden ülke hâline geldi. Ülke, şu anda en sıkı ekolojik çevre koruma sistemini oluşturuyor. 15. Beş Yıllık Kalkınma Planı’na göre, 2030 yılına kadar Çin’in ekolojik çevre kalitesi kapsamlı biçimde iyileştirilecek ve “Güzel Çin” inşasında yeni ve önemli ilerlemeler kaydedilecek. Çin’in ekolojik çevre yönetimi alanındaki başarılı deneyimleri, tüm dünya için önemli bir örnek oluşturdu. Fidan, konuya ilişkin şunları söyledi: “Bir tarafta ekonomik gelişme ve kalkınma, diğer tarafta ise bunların beraberinde kaçınılmaz olarak getirdiği bir kirlilik sorunu var. Bu, bütün dünya için çok büyük bir sorun. Bu sorunun yeni teknolojiler ya da yeni yöntemlerle kontrol altına alınması, azaltılması veya sıfıra indirilmesi mümkün. Bunu Fujian’ın Sanming kentinde kendi gözlerimle görme fırsatı buldum. Bu da benim için önemli bir deneyimdi. Bana göre ekolojik medeniyet düşüncesi, önümüzdeki yıllarda daha fazla öne çıkacak ve insanlığın gündeminde daha fazla yer alacak önemli meselelerden biri olacak. Bu nedenle ekolojik medeniyet düşüncesinin yalnızca Çin için değil, bütün dünya için de önemli bir gelişme yolu sunduğunu ya da sunacağını düşünebiliriz.” Hibya Haber Ajansı
Bu yıl, “Berrak sular ve yeşil dağlar, altın ve gümüş değerinde” anlayışının ortaya konmasının 21. yıl dönümü. Xi Jinping, bu bilimsel anlayışı 15 Ağustos 2005’te Çin’in Anji ilçesine yaptığı ziyaret sırasında ortaya koydu
Çin, son 21 yıldır Xi Jinping’in ekolojik medeniyet düşüncesinin rehberliğinde, “Berrak sular ve yeşil dağlar, altın ve gümüş değerinde” ilkesine bağlı kalarak insan ile doğanın uyum içinde bir arada yaşadığı modernleşme yolunu izledi. Günümüzde Çin’in ekolojik çevresi tarihî, dönüm noktası niteliğinde ve kapsamlı değişimler geçirdi. Mavi gökyüzü, yeşil topraklar ve berrak sular, “Güzel Çin”in belirgin simgeleri hâline geldi. Çin’in ekolojik çevresinde yaşanan büyük değişimler, yalnızca herkesin gözleri önünde gerçekleşen bir dönüşüm değil, aynı zamanda küresel ekolojik medeniyet inşasında dikkat çeken bir “Çin mucizesi”dir. Birçok yabancı, Çin’in ekolojik yapısındaki büyük dönüşümü bizzat yaşadı ve bu sürece tanıklık etti. Prof. Dr. Giray Fidan da Türkiye’nin önde gelen sinoloji uzmanlarından biridir. Yıllar boyunca çok sayıda Çin klasiğini inceleyen ve çeviren Fidan’ın başlıca çevirileri arasında “Xi Jinping Anekdotlar”, “Sun Tzu’nun Savaş Sanatı” ve “Kızıl Köşkün Rüyası” yer alıyor. “Xi Jinping Anekdotlar” kitabının Türkçe baskısının çevirmeni olan Giray Fidan, kitapta yer verilen Xi Jinping’in devlet yönetimine ilişkin düşüncelerini daha derinlemesine kavradı. Kitabın "İki Dağı" İyice Korumak başlıklı bölümünde Xi Jinping tarafından ortaya konan “Berrak sular ve yeşil dağlar, altın ve gümüş değerinde” düşüncesi, Fidan üzerinde derin bir etki bıraktı. Yirmi yılı aşkın süredir Çin’e gidip gelen Fidan, Çin’in ekolojik çevresinde yaşanan büyük değişimin de tanığı oldu. “Biliyorsunuz, Çin özellikle reform ve dışa açılma politikalarının uygulanmasından sonra, son 40 yılda çok hızlı büyüyüp gelişerek dünyanın en hızlı gelişen ekonomilerinden biri hâline geldi. Ancak ilk yıllarda durum farklıydı. Ben de 10-15 yıl önce Beijing’e geldiğimde, o dönemde şehrin havası gerçekten çok kirliydi. Hatta o zaman biri bana bu hava kirliliği sorununun çözüleceğini söyleseydi, açıkçası herhâlde inanmazdım. Ben çocukken, doğup büyüdüğüm şehir olan Ankara’da da 1980’li ve 1990’lı yıllarda benzer bir sorun vardı. Beijing’de de sanayiden kaynaklanan hava kirliliği sorunu çok kısa sürede, birkaç yıl içinde çözüldü.” “Geçen yıl bir belgesel çekimi için Fujian eyaletinin Sanming kentine gitmiştik. Orada Sanming’deki demir-çelik fabrikasını ziyaret ettim. Bu, beni gerçekten çok şaşırtan bir deneyimdi. Çünkü şehre gittikten sonra, çekimlerin üçüncü ya da dördüncü gününde bu fabrikayı ziyaret ettik. O zamana kadar şehirde bir fabrika bulunduğunu bile hissetmemiştim. Hiçbir kirlilik yoktu. Daha sonra fabrikaya gittik ve burada özel bir sistem kurulduğunu gördük. Çevrenin kirletilmemesi için yüksek teknolojiden yararlanılarak özel bir çaba gösterildiğine tanık oldum. Bu da ekolojik medeniyet düşüncesinin gerçek hayattaki yansımasını görmemi sağladı. Geçen yıl Sanming ve çevresindeki birçok köyü, kasabayı ve farklı yeri ziyaret ettim. Her yer gerçekten de söylendiği gibi yeşil dağlar ve berrak sularla doluydu. Sanayiden kaynaklanan en küçük bir kirlilik bile yoktu.” Günümüzde, “Berrak sular ve yeşil dağlar, altın ve gümüş değerinde” düşüncesinin önemi giderek artıyor. Çin’de yeşil dönüşümün hız kazanmasıyla birlikte yeşil kalkınma, ülkenin geleceğini şekillendiriyor. Çin, kapsamlı yeşil dönüşüm ve yeni enerji sayesinde “karbon emisyonlarını azaltma, kirliliği azaltma, yeşil alanları genişletme ve kalkınmayı teşvik etme” unsurlarından oluşan olumlu bir döngüyü başarıyla oluşturdu. Çin, ekolojik avantajlarını nitelikli kalkınmanın temel itici gücü hâline getirdi. Ülkenin enerji yapısı tarihî bir dönüşüm geçirdi. 2024 yılı sonu itibarıyla Çin’in yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı toplam elektrik üretim kapasitesi, ülke genelindeki toplam elektrik üretim kapasitesinin yüzde 50’sini aşarak 1,45 milyar kilovata ulaştı. “Berrak sular ve yeşil dağlar, altın ve gümüş değerinde” düşüncesini temel alan Çin, ekolojik kaynaklarını başarıyla endüstriyel avantaja dönüştürdü. Çin’in Qinghai eyaletinde, tek ünite bazında dünyanın en büyük ısı depolama kapasitesine sahip güneş termal enerji pilot projesi tamamlandı. Çin, son 10 yılda küresel rüzgâr enerjisi ve fotovoltaik elektrik üretim maliyetlerindeki düşüşün büyük bölümüne katkıda bulundu. 2030 yılında küresel ölçekte yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı yeni kurulu gücün yüzde 60’ının Çin’den geleceği tahmin ediliyor. Eksiksiz endüstri zinciri ve öncü teknolojiler, Çin’in küresel yeşil rekabette üstün bir konuma gelmesini sağladı. Bu olumlu döngü, Çin tarzı modernleşmenin belirgin özelliklerinden biri hâline gelen yeşil kalkınmanın hem enerji güvenliğini garanti altına aldığını hem de ekonomik ve sosyal kalkınmayı teşvik ettiğini gösterdi. Çin’in yeşil kalkınma sürecinden her vatandaş yararlanıyor. İktisatçı olmamasına rağmen Çin’de sık sık konferans ve seminerlere katılan akademisyen Fidan, ülkenin bilim ve teknoloji alanında hızla geliştiğini, bu alandaki kazanımları halkın yararına kullandığını ve toplumun hizmetine sunduğunu söyledi. “Bu alanların tamamında önemli gelişmeler yaşandığı yadsınamaz bir gerçek. Oldukça hızlı biçimde olumlu gelişmeler kaydedildiği, bu sürecin süreklilik göstererek devam ettiği de görülebiliyor. İnsanların yaşam standartlarında ve ekonomide gerçekten çok ciddi bir iyileşme yaşandı. Bunun yanı sıra, teknolojik gelişmelerin sıradan insanların günlük hayatına da girdiğini görüyoruz. Bu teknolojiler, yalnızca laboratuvarlarda kalan soyut teknik ilerlemeler olmaktan çıkıp insanların hayatını doğrudan kolaylaştıran ve artık yaşamlarının ayrılmaz bir parçası hâline gelen unsurlara dönüştü. Bütün bunların, belirli bir kararlılığı ve olumlu yönde ilerleme iradesini gözler önüne seren olgular olduğunu düşünüyorum. Çin’in bu anlamda öne çıkan özelliği, bu teknolojileri halkın kullanımına sunmuş olmasıdır. Burada yalnızca özel ilgi alanı olarak kalan teknolojilerden değil, bütün toplumun hizmetine sunulan teknolojilerden söz ediyoruz. Yalnızca cep telefonunuzu yanınıza alarak, cüzdan kullanmadan seyahat etmeniz, bir yerlere gitmeniz, yemek yemeniz, hatta çok kısa sürede alışveriş yapmanız mümkün. Yeni teknolojilerin bütün toplumun hizmetine sunulduğunu, herkesin yararlandığı bir unsur hâline geldiğini ve günlük hayatın giderek daha büyük bir parçası olduğunu görüyoruz. Bunun da sanırım büyük ölçüde Çin’e özgü bir durum olduğunu söyleyebiliriz.” 2025 yılı sonu itibarıyla Çin genelinde orman örtüsü oranı yüzde 25’i aştı. Bu yüzyılda dünya genelinde oluşturulan yeni yeşil alanların yaklaşık dörtte biri Çin’den kaynaklandı. Çin, orman kaynakları en fazla ve en hızlı artan, aynı zamanda en geniş yapay ormanlık alana sahip ülke hâline geldi. Ülke, millî parkları temel alan doğa koruma alanları sistemini ilk aşamada tamamladı ve kara ekosistemi türlerinin yüzde 90’ını etkili biçimde koruma altına aldı. 2025 yılında Çin genelinde ilçe düzeyi ve üzerindeki şehirlerde ince partikül maddelerin (PM2,5) ortalama yoğunluğu metreküp başına 28 mikrograma düştü. Hava kalitesinin “iyi” olduğu günlerin oranı ise yüzde 89,3’e ulaştı. Çin, hava kalitesinde en hızlı iyileşme kaydeden ülke hâline geldi. Ülke, şu anda en sıkı ekolojik çevre koruma sistemini oluşturuyor. 15. Beş Yıllık Kalkınma Planı’na göre, 2030 yılına kadar Çin’in ekolojik çevre kalitesi kapsamlı biçimde iyileştirilecek ve “Güzel Çin” inşasında yeni ve önemli ilerlemeler kaydedilecek. Çin’in ekolojik çevre yönetimi alanındaki başarılı deneyimleri, tüm dünya için önemli bir örnek oluşturdu. Fidan, konuya ilişkin şunları söyledi: “Bir tarafta ekonomik gelişme ve kalkınma, diğer tarafta ise bunların beraberinde kaçınılmaz olarak getirdiği bir kirlilik sorunu var. Bu, bütün dünya için çok büyük bir sorun. Bu sorunun yeni teknolojiler ya da yeni yöntemlerle kontrol altına alınması, azaltılması veya sıfıra indirilmesi mümkün. Bunu Fujian’ın Sanming kentinde kendi gözlerimle görme fırsatı buldum. Bu da benim için önemli bir deneyimdi. Bana göre ekolojik medeniyet düşüncesi, önümüzdeki yıllarda daha fazla öne çıkacak ve insanlığın gündeminde daha fazla yer alacak önemli meselelerden biri olacak. Bu nedenle ekolojik medeniyet düşüncesinin yalnızca Çin için değil, bütün dünya için de önemli bir gelişme yolu sunduğunu ya da sunacağını düşünebiliriz.” Hibya Haber Ajansı
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adliyehaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.