Belgesel fotoğrafçılığıyla kültür ekonomisine katkı: Kırsal mimari arşive alınıyor
Belgesel fotoğrafçılığıyla kültür ekonomisine katkı: Kırsal mimari arşive alınıyor
Fotoğraf sanatçısı Hilal Bayar’ın yürüttüğü ‘Taşın Belleği’ projesi, Bitlis’in Hizan ilçesine bağlı köylerde kırsal taş yapılarını, belgesel fotoğraflarla kayıt altına alıyor. Proje, kültürel mirasın korunmasını sağlarken kültür ekonomisine hem katma değer sunmayı hem de bölgesel tanıtım potansiyelini değerlendirmeyi hedefliyor.
Kırsal mimari mirasın önemli bir bölümünün hâlâ sistematik belgeleme süreçlerine dahil edilmediği Türkiye’de, ‘Taşın Belleği’ çalışması görsel hafızayı güçlendirmeyi ve hızla dönüşen coğrafyalarda kaybolma riski taşıyan mimari unsurları kalıcı bir arşive dönüştürmeyi amaçlıyor. Çalışmalar, Hizan’a bağlı Hacımehmet, Ortaca, Nurs, Uzuntaş ve Döküktaş (Kayaş Mezrası) köylerinde saha temelli belgeleme yöntemiyle yürütülüyor. Projenin temel hedefi; yüzyıllar içinde şekillenen taş yapıları, kırsal yerleşimleri ve bu yerleşimlerin taşıdığı yaşam izlerini ortaya çıkararak, kültürel belleğin korunmasına katkı sunmak.KURUMSAL HAFIZANIN PARÇASIFotoğraf sanatçısı Hilal Bayar’ın yürüttüğü proje kapsamında fotoğraf, yalnızca estetik bir üretim alanı olarak değil, kurumsal ve toplumsal hafızayı besleyen bir kayıt aracı olarak da değerlendiriliyor. Hafıza aktarımının giderek zayıfladığı köylerde Taşın Belleği belgeseli, köyün yaşlı sakinlerinin aktardığı hikayeler aracılığıyla sözlü tarihin korunması açısından büyük önem taşıyor. Taşın Belleği, düzenli bir biçimde derlenen ve geleceğe referans bırakmayı hedefleyen bir arşiv çalışmasına dönüşüyor. Böylece üretilen görsel içerik; yerel yönetimler, kültür kurumları ve akademik çevreler için hem kaynak hem de belge niteliği kazanıyor. Ayrıca bu kaynaklar dijital ortamda da ilgilisine sunuluyor.Hilal Bayar, proje yaklaşımını değerlendirirken, kültürel mirasın kayıt altına alınmasını, ‘uzun vadeli bir yatırım alanı’ olarak tanımlıyor. Bayar, belgelemenin yalnızca ‘geçmişi saklamak’ değil, aynı zamanda geleceğe dönük bir içerik ve referans altyapısı oluşturmak olduğunu söylüyor. Bu çerçevede belgesel fotoğraf çalışmaları, araştırmalarda kullanılabilecek kalıcı veri üretirken; sergi, yayın ve dijital arşiv gibi mecralar üzerinden kamusal erişime açılarak etki alanını genişletiyor.AGRO-TURİZM POTANSİYELİTaşın Belleği proje ekibi, köylerdeki mimari dokuyu fotoğraflarken bu yapıların çevresini saran devasa bir ekonomik ve turistik potansiyeli de yerinde gözlemledi. Bitlis’in sadece taş işçiliğiyle değil, aynı zamanda fındık, bal ve ceviz yetiştiriciliğiyle de bölge ekonomisi için kritik bir merkez olduğu verilerle sabitlenmiş durumda. Özellikle Adilcevaz’da ekonomiye yıllık yaklaşık 150 milyon TL katma değer sağlayan ve 5 bin tona ulaşan tescilli ceviz üretimi ile Londra ve Paris gibi merkezlerden ‘dünyanın en iyi balı’ ödülleriyle dönen Bitlis balı, kentin marka değerini küresel bir ölçeğe taşıyor.Belgesel fotoğrafları çekerken Hizan’daki mikroklima etkisinin yarattığı yıllık 900 tonluk fındık rekoltesini ve bu ürünlerin hasat süreçlerini de kadrajına alan ekip, bu tarımsal zenginliğin taş mimariyle birleştiğinde muazzam bir agro-turizm (tarım turizmi) rotası sunduğunu fark etti. Bu veriler, projenin sadece bir arşiv çalışması olmadığını, aynı zamanda gastronomi ve doğa turizmini tetikleyebilecek stratejik bir veri tabanı sunduğunu da kanıtlıyor.YAŞAYAN BİR EKOSİSTEMAslında objektife yansıyan her bir kare, sadece soğuk taş yapıları değil, toprağın bereketi ile insanın sabrının aynı duvarda nasıl birleştiğini de belgeliyor. Hizan’ın dik yamaçlarındaki bir taş evin avlusunda kurutulan cevizlerin veya o evin serinliğinde dinlendirilen balların, bölgedeki mimari kimliğin doğrudan tarımsal üretimle şekillendiğini kanıtladığını belirten Bayar, şunları söylüyor: “Eğer bu kadim yapılar korunup birer turizm rotasına dönüştürülebilirse, içinde üretilen dünyanın en kaliteli balı ve cevizi de kendi doğal sahnesini bulmuş olacak. Dolayısıyla belgesel fotoğraflarla yaratılan bu görsel farkındalık; yerel ürünün ticari değerini artırırken, turistin de sadece bir binayı değil, o binanın ruhunu veren hasat kültürünü deneyimlemesini sağlıyor. Bu döngü, Bitlis için dışa bağımlı olmayan, tamamen kendi öz kaynaklarına dayalı sürdürülebilir bir kalkınma modelinin kapılarını aralıyor.”GÖRSEL ARŞİV SERMAYEYİ BÜYÜTÜYORProjenin öne çıkan ayaklarından biri de görsel arşivin kültürel sermayeye dönüşebilme potansiyeli. Oluşturulan arşivler, sergiler ve yayınlar aracılığıyla dolaşıma girdiğinde yalnızca sanat çevrelerine değil, kültürel üretim zincirinin farklı halkalarına da temas ediyor. Bu zincirde; editoryal üretim, kitaplaşma, dijital platformlarda içerik sunumu ve yerel tanıtım stratejileri gibi başlıklar öne çıkıyor. Belgesel fotoğrafları satışının da hem bir istihdam alanı hem de katma değer oluşturabildiğini söyleyen Bayar, “Belgesel fotoğrafın sağladığı kalıcı kayıt, kurumların ve akademinin uzun süre referans gösterebileceği bir ‘görsel veri seti’ işlevi görüyor. Bu da kültür alanında sürdürülebilir üretime zemin hazırlayan bir unsur olarak konumlanıyor. Kısacası proje, mirası yalnızca ‘korunan bir değer’ olarak değil, doğru yöntemlerle işlendiğinde üretime, yayına ve tanıtıma dönüşebilen bir sermaye alanı olarak ele alıyor” diyor. KÜLTÜR EKONOMİSİNE KATKIProjenin ekonomik boyutu, doğrudan bir ticari faaliyet iddiasından çok, dolaylı katma değer üretme potansiyeli üzerinden tarif ediliyor. Görsel bellek çalışmaları bölgesel tanıtım stratejilerini güçlendirirken, yerel değerlerin ulusal ve uluslararası ölçekte tanınırlığını artırabilecek bir içerik zemini sunuyor. Bu noktada, Bayar’a göre belgeleme çalışmasının iki yönlü etkisi öne çıkıyor: Bir yandan yerel mirasın görünür olması, destinasyon anlatısını besleyerek tanıtım kapasitesini artırıyor. YENİ BİR HAT OLUŞUYORTaş yapıların hikayesi, bahçe ve kovan kültürüyle birleştiğinde yöresel tatlar, festival takvimi ve coğrafi işaret gibi araçlarla desteklenen bütüncül bir kırsal turizm anlatısı ortaya çıkıyor. Nitekim Bitlis Eren Üniversitesi bünyesinde düzenlenen turizm çalıştayı raporlarında da gastronomi turizminin geliştirilmesi bağlamında Hizan fındığı, ceviz ve bal gibi ürünlerin özellikle anılması, bu potansiyelin karşılık bulmaya başladığına işaret ediyor.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.