500 dolar senaryosu için kilit faktörler: Borsada yeni hikaye arayışı
500 dolar senaryosu için kilit faktörler: Borsada yeni hikaye arayışı
Dünyada korumacılık politikaları ve jeopolitik gerilimler piyasalara yön verirken Borsa İstanbul da yeni hikaye arayışında. İstanbul Ticaret’e konuşan uzmanlar, “Endeks 2013'te gördüğü 500 dolar zirvesini yeniden yakalayabilir mi?” sorusunu yanıtladı.
Savaşın beklenenden erken bittiği, istikrarın sağlandığı ve dezenflasyon politikalarının sürdüğü bir senaryoda yatırımcılar Borsa İstanbul için uzun vadeli yapısal senaryoları da masalarında tutuyor. Son dönemde 280-300 dolar bandında seyreden BIST 100 endeksi için uzun vadede en çok merak edilen senaryo, endeksin 500 dolar (yaklaşık 22 bin puan) direncini yeniden test edip edemeyeceği konusu oldu.Türkiye dolar bazında bu seviyeleri en son, küresel likidite bolluğunun ve doğrudan yabancı yatırımların en yüksek olduğu 2007, 2010 ve 2013 yıllarında görmüştü. Bugün gelinen noktada, enflasyonun yeniden tek haneye indiği olası bir senaryoda, borsanın dolar bazında bu tarihi zirveyi bir ‘ütopya’ olmaktan çıkarabilmesi için makroekonomik şartların nasıl şekillenmesi gerektiği masaya yatırıldı. Piyasa uzmanlarına göre endeksin mevcut seviyesinden dolar bazında yaklaşık yüzde 75 oranında primlenmesini gerektiren bu tablo, sadece enflasyonun düşmesiyle başarılabilecek bir matematik değil. 500 dolar seviyesi; Türkiye'nin yeniden ‘yatırım yapılabilir’ (Investment Grade) kredi notunu geri kazanmasını ve yüzde 38 bandında seyreden yabancı takas oranının kısa vadeli para girişleri yerine, kalıcı portföy yatırımlarıyla çok daha yüksek seviyelere çıkmasını gerektiriyor. Bu seviyenin yeniden görülebilmesi için küresel likidite koşullarının daraldığı mevcut konjonktürde Borsa İstanbul’un ihtiyaç duyduğu yeni hikayeyi ve şartlarını piyasa uzmanları İstanbul Ticaret için analiz etti.HİKAYEDE KIRILMA YAŞANDIAhlatcı Yatırım Araştırma Müdür Yardımcısı Dinçer Kurt, tarihi zirvelerin test edildiği dönemlerdeki ortak noktanın ‘güçlü makro zemin ve artan küresel risk iştahı’ olduğuna dikkat çekerek, süreci şu sözlerle özetledi: “Savaş öncesi dönemde, küresel ölçekte merkez bankalarının faiz indirim patikasına yaklaşması ve Türkiye’de dezenflasyon sürecinin başlaması piyasalarda önemli bir beklenti oluşturuyordu. Yılın ilk aylarında hisse senedi ve DİBS tarafında devam eden girişler, Türkiye’nin yeniden küresel yatırımcı radarına girdiğine işaret ediyordu. Bu çerçevede 500 dolar seviyesi, kısa vadede değilse bile orta vadede rasyonel ve ulaşılabilir bir hedef olarak öne çıkıyordu. Ancak ABD, İsrail-İran gerilimiyle birlikte bu hikayede belirgin bir kırılma yaşandı. Özellikle Hürmüz Boğazı’na ilişkin gelişmeler enerji piyasasında şok yaratarak küresel enflasyon görünümünü bozdu ve merkez bankalarının faiz indirim sürecini ötelemesine neden oldu.”ÜTOPİK DEĞİL KOŞULLARA BAĞLIMevcut fiyatlamalarda piyasanın enerji tarafındaki negatif senaryoyu önemli ölçüde yansıttığını belirten Kurt, 500 dolar senaryosunun yeniden masaya gelmesi için şart olan kırılma noktasını şöyle anlattı: “Gerilimin beklenenden kısa sürede sınırlanması halinde petrol fiyatlarında yaşanabilecek bir normalleşme; enflasyon beklentilerinde iyileşme yaratırken, merkez bankalarının faiz indirim sürecine dönmesine zemin hazırlayabilir. Bu senaryoda savaş öncesindeki pozitif hikayenin yeniden devreye gireceğini ve Borsa İstanbul için 500 dolar seviyesinin tekrar rasyonel bir hedef haline geleceğini düşünüyorum. Bu nedenle bu seviyeyi ütopik değil, tamamen koşullara bağlı bir beklenti olarak değerlendiriyorum.”HANGİ SEKTÖRLER LOKOMOTİF OLABİLİR? Olası bir 22 bin puan (500 dolar) rallisinin kompozisyonunu değerlendiren Dinçer Kurt, eş zamanlı hareketin altını çizdi: “Borsa İstanbul’da güçlü yükselişler genellikle banka hisseleriyle başlar. Ancak bankacılık, ulaştırma, enerji ve perakende tarafında dengeli bir yükseliş olmadan endeksin 500 dolar seviyesine kalıcı şekilde ulaşması zor. Sürecin sadece bankacılıkla sınırlı kalmayacağını düşünüyorum. İletişim tarafında 5G yatırımları, gıda perakendeciliğinde güçlü bilançolar öne çıkarken; enerji ve rafineri şirketleri marj dinamikleriyle, savunma sanayisi ise güçlü siparişleriyle büyümeyi sürdürüyor. Jeopolitik risklerin azalmasıyla havacılık da yeniden endekse katkı sağlayabilir.”YABANCININ TAHVİL İLGİSİGenellikle yabancı yatırımcıların ilk giriş noktası olarak tahvil piyasasını seçtiğini vurgulayan Kurt, fonların borsaya geçiş şartlarını ise şöyle açıkladı: “Hisse senedi piyasasına güçlü bir geçişin başlaması için faizlerin düşüş eğilimine girmesi, enflasyon beklentilerinin kalıcı şekilde iyileşmesi ve özellikle enerji ile gıda fiyatlarında normalleşme görülmesi gerekiyor. Bu koşullar sağlandığında, tahvilden hisse senedine doğru daha belirgin bir geçişin yaşanabileceğini düşünüyorum.”TREND YÜRÜYÜŞÜNÜN TEKNİK ŞARTLARI Borsa İstanbul’da 500 dolar hedefinin ütopik olmadığını söyleyen İnfo Yatırım Yatırım Danışmanı Tunç Safa Altunsaray, ancak bu senaryonun hayata geçebilmesi için küresel ve yerel taraftaki hikayelerin birbirini kusursuz şekilde desteklemesi gerektiğinin altını çizdi.ÖNCE 328 DOLAR EŞİĞİBu büyük hareketin teknik olarak başlayabilmesi için öncelikle endeksin 328 dolar üzerinde kapanışlar yapması gerektiğini belirten Altunsaray, jeopolitik risklerin hedef tarihi bir miktar geciktirdiğine dikkat çekti. Yılın ilk aylarında hem yerel hem de küresel beklentilerin güçlü olduğunu hatırlatan Altunsaray, “Aralık sonu ve ocak başındaki tabloya baktığımızda, bu hedefin 2027 yılı ortasında gerçekleşme ihtimali vardı. Fakat geldiğimiz noktada ABD, İsrail ve İran cephesinde yaşanan gerilim, küresel enflasyon ve düşük büyüme beklentileri bu olasılığı öteledi diyebiliriz. Ancak piyasa olarak bizim her senaryoya hazırlıklı olmamız lazım” dedi. KÜRESEL LİKİDİTE ŞARTEndeksin 500 dolar bandına gidebilmesi için devasa yabancı fon girişlerinin ‘çok kritik’ olduğunu vurgulayan Altunsaray, gelişmekte olan piyasalara yönelik bu tarz fon akışlarının tarihsel arka planını şu şartlara bağladı: “Gelişmiş ülkelerin merkez bankaları faiz indirimi döngüsünde olmalı ve bu ülkelerde enflasyon hedef rakamların aşağısına inmelidir. Böylece piyasada oluşan likidite bolluğu, gelişmekte olan ülkelerin hisselerine giriş sağlar. İçerideki en kritik senaryo ise Merkez Bankası'nın mevcut politikasında kararlılıkla devam etmesi, CDS'lerin düşmesi, rezervlerin güçlenmesi ve enflasyonun hedefe yaklaşmasıdır.”KRİTİK EŞİK: NOT ARTIŞIAltunsaray, makroekonomik istikrarla birlikte azalan negatif haber akışları sonrasında kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’nin notunu ‘yatırım yapılabilir’ seviyeye çıkarmasının rallinin en büyük ateşleyicisi olacağını belirtti. Piyasanın bu beklentiyi önceden satın alacağını ifade eden Altunsaray, “Bu beklenti oluşursa, alımlar karar açıklanana kadar çok sert olur. Not artışının kendisi ise büyük yabancı fonların girişini hızlandırıcı etki yaratacaktır” değerlendirmesinde bulundu.BANKA VE HOLDİNG TARAFI ÖNEMLİBöylesi büyük bir rallide sektörlerin ve şirketlerin nasıl bir sıralama izleyeceğinin de yol haritasını çizen Tunç Safa Altunsaray, hareketin ilk etapta bankacılık (XBANK) ve holding (XHOLD) endeksleri öncülüğünde başlayacağını belirtti. Altunsaray'ın sektör bazlı beklentileri şöyle: “Yabancı hikayesinin ön planda olacağı holdingler ile faiz indirimleri sürecinde net faiz marjı artacak bankacılık sektörü ilk aşamayı oluşturur. Devamında ise ulaştırma ve sanayi tarafına bakmak lazım. Sanayi sektöründe marj düzelmesi ve faiz baskısının azalması, ulaştırma sektöründe ise satışların artışı lokomotif işlevi görecektir.”
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.