İstanbul Hakimi Tuğba KEPENEK
Köşe Yazarı
İstanbul Hakimi Tuğba KEPENEK
 

DOĞU FELSEFESİNDE ADALET ANLATISI

İnsan adaleti gerçekten adil midir? Mahkemeler yalnızca görüneni mi yargılar, yoksa görünmeyenin de bir hesabı var mıdır? Doğu felsefesinde bütün bu soruların cevabı, mahkeme salonunda değil; ölü - mün eşiğinde verilir. Bu eşikte karşımıza çıkan figür ise mutlak yargının temsilcisi olan “Yama’dır”. Yama figürünün kökeni, en eski Hint metinlerinden biri olan Rigveda’ya kadar uzanır. Bu metinlerde Yama, baş - langıçta bir tanrıdan ziyade ölümlülüğü deneyimle - yen ilk insan olarak tasvir edilir. Ölümün eşiğini geçen ilk varlık olması nedeniyle, ölüler diyarına giden yolu açan ve bu dünyanın ilk yöneticisi haline gelen bir fi - gürdür. Zamanla bu rolü dönüşmüş; yalnızca ölülerin öncüsü olmayıp, onların kaderini belirleyen ve eylem - lerini değerlendiren bir yargıç kimliği kazanmıştır. Yama’nın yargısı, beşeri yargı düzeninden temelde ayrılır. Bu düzende hiçbir eylem kaybolmaz, hiçbir niyet gizli kalmaz. İnsanların yaşamları boyu ger - çekleştirdikleri her bir davranış, yalnızca sonuçları ile değil; ardındaki düşünce ve amaçla beraber de - ğerlendirilir. Bu yargı sürecinde Yama’nın yardımcısı olan Chitragupta, her insanın eylemlerini eksiksiz bir biçimde kaydeden ilahi bir muhasebeci olarak tasvir edilir. Böylece Yama’nın mahkemesinde delil anlayışı yoktur; çünkü her şey olduğu gibi bütünü ile bili - nir. Benzer bir anlatıya, R.F.Kuang’ın Katabasis isimli eserinde de yer verilir. Eserde yeraltına iniş, yalnızca fiziksel bir yolculuk değil, bireyin kendi eylemlerinin sonuçları ile yüzleştiği bir süreç olarak kurgulanır. Bu süreçte karşılaşılan Kral Yama, dışsal bir yargıç olma - nın ötesinde, kişinin kendi hakikati ile karşılaşmasını da simgeler. Böylece yargı, yalnızca dışarıdan verilen bir hüküm olmaktan çıkar; bireyin kendi varlığı için - de kurulan kaçınılmaz bir hesaplaşmaya dönüşürken; Güney Kore yapımı Along With the Gods: The Two Worlds filminde bu süreç, farklı mahkemeler aracılığı ile çok katmanlı bir yargı düzeni şeklinde tasvir edilir. Yeraltı dünyasında geçilmesi gereken yedi duruşma vardır; İhanet, Şiddet, Saygısızlık, Cinayet, Tembellik, Yalan ve Adaletsizlik. Her iki anlatıda da Kral Yama fi - gürü, yalnızca tekil eylemleri değerlendiren bir yargıç değil; insan davranışının bütününü, niyetleri ile birlik - te ele alan bir otorite olarak konumlandırılır. Beşeri yargı düzeni ise sınırlı bilgiye, delillere ve çoğu zaman yorumlara dayanır. Hataya açıktır. Belki de insan adaletinin amacı kusursuz olmak de - ğil, kusursuzluğun mümkün olmadığı bir dünyada ona mümkün olduğunca ulaşmaya çalışmaktır. Çünkü mahkemeler yalnızca olayları yargılar; fakat insanlığın ortak vicdanında adalet arayışı, görünenin ötesindeki hakikati de sorgulamaya devam eder.
Ekleme Tarihi: 13 Eylül 2026 -Pazar

DOĞU FELSEFESİNDE ADALET ANLATISI

İnsan adaleti gerçekten adil midir?

Mahkemeler yalnızca görüneni mi yargılar, yoksa görünmeyenin de bir hesabı var mıdır? Doğu felsefesinde bütün bu soruların cevabı, mahkeme salonunda değil; ölü - mün eşiğinde verilir. Bu eşikte karşımıza çıkan figür ise mutlak yargının temsilcisi olan “Yama’dır”. Yama figürünün kökeni, en eski Hint metinlerinden biri olan Rigveda’ya kadar uzanır. Bu metinlerde Yama, baş - langıçta bir tanrıdan ziyade ölümlülüğü deneyimle - yen ilk insan olarak tasvir edilir. Ölümün eşiğini geçen ilk varlık olması nedeniyle, ölüler diyarına giden yolu açan ve bu dünyanın ilk yöneticisi haline gelen bir fi - gürdür. Zamanla bu rolü dönüşmüş; yalnızca ölülerin öncüsü olmayıp, onların kaderini belirleyen ve eylem - lerini değerlendiren bir yargıç kimliği kazanmıştır. Yama’nın yargısı, beşeri yargı düzeninden temelde ayrılır. Bu düzende hiçbir eylem kaybolmaz, hiçbir niyet gizli kalmaz. İnsanların yaşamları boyu ger - çekleştirdikleri her bir davranış, yalnızca sonuçları ile değil; ardındaki düşünce ve amaçla beraber de - ğerlendirilir. Bu yargı sürecinde Yama’nın yardımcısı olan Chitragupta, her insanın eylemlerini eksiksiz bir biçimde kaydeden ilahi bir muhasebeci olarak tasvir edilir. Böylece Yama’nın mahkemesinde delil anlayışı yoktur; çünkü her şey olduğu gibi bütünü ile bili - nir. Benzer bir anlatıya, R.F.Kuang’ın Katabasis isimli eserinde de yer verilir. Eserde yeraltına iniş, yalnızca fiziksel bir yolculuk değil, bireyin kendi eylemlerinin sonuçları ile yüzleştiği bir süreç olarak kurgulanır. Bu süreçte karşılaşılan Kral Yama, dışsal bir yargıç olma - nın ötesinde, kişinin kendi hakikati ile karşılaşmasını da simgeler. Böylece yargı, yalnızca dışarıdan verilen bir hüküm olmaktan çıkar; bireyin kendi varlığı için - de kurulan kaçınılmaz bir hesaplaşmaya dönüşürken;

Güney Kore yapımı Along With the Gods: The Two Worlds filminde bu süreç, farklı mahkemeler aracılığı ile çok katmanlı bir yargı düzeni şeklinde tasvir edilir. Yeraltı dünyasında geçilmesi gereken yedi duruşma vardır; İhanet, Şiddet, Saygısızlık, Cinayet, Tembellik, Yalan ve Adaletsizlik. Her iki anlatıda da Kral Yama fi - gürü, yalnızca tekil eylemleri değerlendiren bir yargıç değil; insan davranışının bütününü, niyetleri ile birlik - te ele alan bir otorite olarak konumlandırılır. Beşeri yargı düzeni ise sınırlı bilgiye, delillere ve çoğu zaman yorumlara dayanır. Hataya açıktır. Belki de insan adaletinin amacı kusursuz olmak de - ğil, kusursuzluğun mümkün olmadığı bir dünyada ona mümkün olduğunca ulaşmaya çalışmaktır. Çünkü mahkemeler yalnızca olayları yargılar; fakat insanlığın ortak vicdanında adalet arayışı, görünenin ötesindeki hakikati de sorgulamaya devam eder.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adliyehaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.