İstanbul Adliyesi Hakimi Şule ASİLTÜRK
Köşe Yazarı
İstanbul Adliyesi Hakimi Şule ASİLTÜRK
 

SOYUT RESMİN SERÜVENİ

Sanat kelimesi ‘Soyut’ kelimesi ile birleşince çağrıştırdığı anlamlar bambaşka bir boyut kazanır. Bu nedenle öncelikle resmin de dahil olduğu sanat kelimesinin hangi mesajı ilettiğine bakmak gerekir. Resim; düz bir yüzey üzerinde çizgi ve renklerle doğadan bir parçayı ya da sanatçının iç dünyasının durumunu anlatma sanatıdır. Aslında sanat diye bir şey yoktur. Yalnızca sanatçılar vardır. Onlar bir zamanlar renkli toprakla bir mağaranın duvarına kabaca bizon resimleri çiziktiren insanlardı; bugün de bazıları boya satın alıp duvar ya da tahta perdeler için afiş tasarlıyorlar. Sanatçılar geçmişten günümüze pek çok şey yaptılar ve halen yapıyorlar. Bütün bu etkinlikleri sanat olarak tanımlamakta herhangi bir sakınca yok. Yeter ki bu sözcüğün değişik zaman ve yerlerde farklı anlamlar taşıyabileceğini unutmayalım. Ve yeter ki büyük ‘S’ harfi ile başlayan bir sanata yer olmadığının bilincinde olalım. Çünkü büyük ‘S’ ile başlayan bir sanat zaman içinde korkulan ve tapılan bir şey haline gelmiştir. Bir sanatçıya yapmış olduğu şeyin bir bakıma güzel sayılabileceğini, ama sanat olmadığını söyleyerek, onu yıkıma sürükleyebilirsiniz. Aynı şekilde, bir tabloyu güzel bulan bir kimseye, bu tabloda beğendiği şeyin sanat değil de başka bir şey olduğunu söyleyerek kafasını karıştırabilirsiniz. Soyut sanat doğa görüntülerine bağlı olmayan sanattır.20. yy‘ın resim ve heykel anlayışında yeni bir dünya görüşüdür. Soyut sanat, eşya, doğa ve canlıların görünüşlerinden faydalanmayı reddedip, resimde renk, çizgi ve düzlemleri düzenleyerek bunlarla heyecan verici kompozisyonlara ulaşmayı amaç edinir. Kandisky’ye göre müzik kompozitörü nasıl ses birimleri olan notaları kompoze ediyor ve soyut bir anlamda heyecanını anlatabiliyorsa; resim de renk lekeleri, siyah beyaz tonları ve boya maddesini işleniş olanakları ile heyecan verici anlatımlara ulaşabilir. Yüzey, çizgi, nokta ve renk ile bu anlayış yeni bir konstrüktivizmi de ortaya çıkarmıştır. Soyut sanatı ilk ortaya atan ve 1910 yılında eserini veren Kandisky’dir. Soyut sanat fikri ilk olarak 19. yy’ın ilk yarısında Romantik akımın temsilcilerince ortaya atılmıştır. İlk soyut heykel de Archipenko tarafından yapılmıştır. Bugün bu alanlarda yapılan çeşitli açıklamalarla soyut sanat ile nonfigüratif sanatı birbirinden ayırmak sorunu oraya çıkmıştır. Soyut sanat, sonuç bakımından soyut görünüşlü olmakla beraber, başlangıçta sanatçı bir doğa eseri ile ya da niyeti ile başlayabilir. Yani resmin başlangıcı doğadandır, sonu ise tamamen doğadan uzaklaşmıştır. Oysa nonfigüratifte, başlanngıçtan itibaren doğaya bağlı olmadan bir çalışma söz konusudur. Bu kuramsal açıklamalardan sonra sizlerle paylaşmış olduğum çalışmalarıma esas teşkil eden resmin soyut olan türü ile tanışmamın bundan üç yıl öne başladığını söyleyebilirim. Bugüne değin devam eden bu süreç, aslında fırçanın ya da kalemin kendi kaderini tayin etmesinden duyduğum haz ile devam etti. İnsan zihninin sınırları olmadığı gibi, çizginin de rengin de sınırı yokmuş meğer. Evreni tanıma ve anlamlandırma sürecimde kendi ürettiklerimin aslında ‘’bana’’ , ’’bize’’ bir şeyler anlattığını keşfettim. Yazmak eylemi ve daha ötesi bu resim denen şeyin, şekle şemale bürünmüş hali değil miydi… Ancak bu dilin vadettikleri kendini tanıma, özgür bırakma, akışa dahil olma gibi bilinmeyen ve yeni olanlardı. Bu çalışmalarım sayesinde dış uyaranlar ile birlikte ruh halimin de değişen bin bir çeşit görünümünü gözlemleme fırsatını buldum. Ruhumun fotoğrafını çektim ve kendi gerçekliğimle baş başa kalabildim. Çalışmalarımda herhangi bir ilerleme veya gerileme olmadı. Bence soyut resmin tekamülü ruhun tekamülüne denk… Böylelikle kişisel anı defteri, günlük, adına ne derseniz deyin boş kâğıda çiziktirmek; gün gün yazmak kadar biriktirmemi sağladı. Formlar ve renkler duyduğum seslerle bile farklılaşabildi. Yakaladığım ritmi kendi gözümden çok kez yorumlayıp hiç daha önce düşünemediğim, aklıma gelmeyen binlerce sonuca vardım. İlk defa gün yüzüne çıkan bu resimleri sizlerin de baktığınızda kendi pencerenizden aslında ne anlattıklarını düşünme ve kendi ‘’mutlu sonuçlarınıza’’ varma sürecinizde keyifli seyirler dilerim. İstanbul Adliyesi Hakimi Şule ASİLTÜRK   Kaynak;  Adnan Turani, Sanat Terimler Sözlüğü, 25 Sanatın Öyküsü, H.Gombich, 15  Adnan Türani,Sanat Terimleri Sözlüğü,134-135)
Ekleme Tarihi: 15 Mart 2025 - Cumartesi

SOYUT RESMİN SERÜVENİ

Sanat kelimesi ‘Soyut’ kelimesi ile birleşince çağrıştırdığı anlamlar bambaşka bir boyut kazanır. Bu nedenle öncelikle resmin de dahil olduğu sanat kelimesinin hangi mesajı ilettiğine bakmak gerekir.

Resim; düz bir yüzey üzerinde çizgi ve renklerle doğadan bir parçayı ya da sanatçının iç dünyasının durumunu anlatma sanatıdır.

Aslında sanat diye bir şey yoktur. Yalnızca sanatçılar vardır. Onlar bir zamanlar renkli toprakla bir mağaranın duvarına kabaca bizon resimleri çiziktiren insanlardı; bugün de bazıları boya satın alıp duvar ya da tahta perdeler için afiş tasarlıyorlar. Sanatçılar geçmişten günümüze pek çok şey yaptılar ve halen yapıyorlar.

Bütün bu etkinlikleri sanat olarak tanımlamakta herhangi bir sakınca yok. Yeter ki bu sözcüğün değişik zaman ve yerlerde farklı anlamlar taşıyabileceğini unutmayalım. Ve yeter ki büyük ‘S’ harfi ile başlayan bir sanata yer olmadığının bilincinde olalım. Çünkü büyük ‘S’ ile başlayan bir sanat zaman içinde korkulan ve tapılan bir şey haline gelmiştir. Bir sanatçıya yapmış olduğu şeyin bir bakıma güzel sayılabileceğini, ama sanat olmadığını söyleyerek, onu yıkıma sürükleyebilirsiniz. Aynı şekilde, bir tabloyu güzel bulan bir kimseye, bu tabloda beğendiği şeyin sanat değil de başka bir şey olduğunu söyleyerek kafasını karıştırabilirsiniz.

Soyut sanat doğa görüntülerine bağlı olmayan sanattır.20. yy‘ın resim ve heykel anlayışında yeni bir dünya görüşüdür. Soyut sanat, eşya, doğa ve canlıların görünüşlerinden faydalanmayı reddedip, resimde renk, çizgi ve düzlemleri düzenleyerek bunlarla heyecan verici kompozisyonlara ulaşmayı amaç edinir.

Kandisky’ye göre müzik kompozitörü nasıl ses birimleri olan notaları kompoze ediyor ve soyut bir anlamda heyecanını anlatabiliyorsa; resim de renk lekeleri, siyah beyaz tonları ve boya maddesini işleniş olanakları ile heyecan verici anlatımlara ulaşabilir. Yüzey, çizgi, nokta ve renk ile bu anlayış yeni bir konstrüktivizmi de ortaya çıkarmıştır. Soyut sanatı ilk ortaya atan ve 1910 yılında eserini veren Kandisky’dir. Soyut sanat fikri ilk olarak 19. yy’ın ilk yarısında Romantik akımın temsilcilerince ortaya atılmıştır. İlk soyut heykel de Archipenko tarafından yapılmıştır. Bugün bu alanlarda yapılan çeşitli açıklamalarla soyut sanat ile nonfigüratif sanatı birbirinden ayırmak sorunu oraya çıkmıştır.

Soyut sanat, sonuç bakımından soyut görünüşlü olmakla beraber, başlangıçta sanatçı bir doğa eseri ile ya da niyeti ile başlayabilir. Yani resmin başlangıcı doğadandır, sonu ise tamamen doğadan uzaklaşmıştır. Oysa nonfigüratifte, başlanngıçtan itibaren doğaya bağlı olmadan bir çalışma söz konusudur.

Bu kuramsal açıklamalardan sonra sizlerle paylaşmış olduğum çalışmalarıma esas teşkil eden resmin soyut olan türü ile tanışmamın bundan üç yıl öne başladığını söyleyebilirim. Bugüne değin devam eden bu süreç, aslında fırçanın ya da kalemin kendi kaderini tayin etmesinden duyduğum haz ile devam etti. İnsan zihninin sınırları olmadığı gibi, çizginin de rengin de sınırı yokmuş meğer. Evreni tanıma ve anlamlandırma sürecimde kendi ürettiklerimin aslında ‘’bana’’ , ’’bize’’ bir şeyler anlattığını keşfettim.

Yazmak eylemi ve daha ötesi bu resim denen şeyin, şekle şemale bürünmüş hali değil miydi… Ancak bu dilin vadettikleri kendini tanıma, özgür bırakma, akışa dahil olma gibi bilinmeyen ve yeni olanlardı. Bu çalışmalarım sayesinde dış uyaranlar ile birlikte ruh halimin de değişen bin bir çeşit görünümünü gözlemleme fırsatını buldum.

Ruhumun fotoğrafını çektim ve kendi gerçekliğimle baş başa kalabildim.

Çalışmalarımda herhangi bir ilerleme veya gerileme olmadı. Bence soyut resmin tekamülü ruhun tekamülüne denk… Böylelikle kişisel anı defteri, günlük, adına ne derseniz deyin boş kâğıda çiziktirmek; gün gün yazmak kadar biriktirmemi sağladı.

Formlar ve renkler duyduğum seslerle bile farklılaşabildi. Yakaladığım ritmi kendi gözümden çok kez yorumlayıp hiç daha önce düşünemediğim, aklıma gelmeyen binlerce sonuca vardım. İlk defa gün yüzüne çıkan bu resimleri sizlerin de baktığınızda kendi pencerenizden aslında ne anlattıklarını düşünme ve kendi ‘’mutlu sonuçlarınıza’’ varma sürecinizde keyifli seyirler dilerim.

İstanbul Adliyesi Hakimi

Şule ASİLTÜRK

 

Kaynak; 

  1. Adnan Turani, Sanat Terimler Sözlüğü, 25
  2. Sanatın Öyküsü, H.Gombich, 15
  3.  Adnan Türani,Sanat Terimleri Sözlüğü,134-135)
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adliyehaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.