II. BÖLÜM :
Türk Hukuk Sisteminde Uyuşturucu Veya Uyarıcı Maddelere İlişkin Hükümler
Uyuşturucu madde kavramı Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından “morfin, kokain, eroin, afyon, esrar gibi duyulara uyuşukluk veren madde” olarak tanımlanmıştır. Uyuşturucu madde kavramının batı dillerindeki karşılığı olan narkotik kelimesinin kökeni ise Yunancada uyuşma, hissizlik anlamlarına gelen nàrkē kelimesine dayanmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından uyuşturucu madde “uyuşukluğa, baygınlığa veya ağrıya karşı duyarsızlığa sebebiyet veren kimyasal maddeler” olarak tanımlanmıştır. Bir hukuk sisteminde bir maddenin uyuşturucu veya uyarıcı madde olarak kabul edilebilmesinin temel şartı, söz konusu maddenin kanunda veya ülkenin taraf olduğu uluslararası bir sözleşmede uyuşturucu ya da uyarıcı madde olarak düzenlenmesidir.
Konuya ilişkin açıklamalara geçmeden evvel uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin neler olduğunu kısaca izah etmek gerekir.
UYUŞTURUCU VE UYARICI MADDELERİN TASNİFİ VE TÜRLERİ
Uyuşturucu maddeler;
Kaynakları, Elde edilme yöntemleri, Sert-yumuşak oluşları, Bünyede oluşturdukları etkiler, Yarattıkları bağımlılık tipleri ve benzeri kriterlere göre farklı tasniflere tabi tutulmuştur.
Dünya Sağlık Örgütü, uyuşturucu ve uyarıcı maddeleri;
Afyon ve buna benzer ilaçlar, Ruhi durumu bozan ve halüsinasyon etki yapanlar, Tedavide kullanılan alışkanlık ve tutku yapan ilaçlar olmak üzere 3 gruba ayırarak sınıflandırmıştır.
Sağlık Örgütü Uzmanlar Komitesi YARATTIKLARI BAĞIMLILIK TÜRÜNE GÖRE Uyuşturucu Ve Uyarıcı Maddeleri;
1. Morfin tipi bağımlılık yapan maddeler (afyon, morfin, eroin, oksikodon meperidin vb.),
2. Barbitürat tipi bağımlılık yapan maddeler (pentobarbital, sekobarbital, fenobarbitül gibi barbitüratlar; glutemid, metakalon, kloral vb. uyku ilaçları; diazepam, klordiazepoksid, klanezepam, nitrazepam, flunitrazepam, flurazepam, lorazepam, oksazepam, bromazepam gibi benzodiazepinler);
3. Kokain tipi bağımlılık yapan maddeler (koka, kokain),
4. Esrar tipi bağımlılık yapan maddeler (esrar, mariuhana),
5. Halusinojen tipi bağımlılık yapan maddeler (LSD, meskalin, STP, DMT, DET, fensiklidin, skopolamin, biperiden, benzheksol, benztropin vb.), 12
6. Khat (Yemen ve Doğu Afrika’nın yüksek bölgelerinde yetiştirilen catha edulis bitkisi),
7. Amfetamin tipi bağımlılık yapan maddeler (D-amfetamin, metilanfetamin, metilfenidat, fenmetrazin, fendimetrazin, amfepranon, dietilpropin vb. amfetaimnler), 8. Uçucu solvent tipi bağımlılık yapan maddeler (Etel, kloroform,benzin, benzol, tolüen, tiner, karbon tetraklorür vb.), olarak sınıflandırmıştır.
Uyuşturucu maddeler türlerine göre:
Afyon ve Türevleri (afyon, morfin, kodein, metadon, eroin), Kenevir ve türevleri (reçine esrar, toz esrar, pres esrar, gonca esrar, likit esrar), Uyarıcılar (amfetamin, kokain, kafein), Sentetikler (Ectasy, captagon, metamfetamin, LSD, ketamin, PCP), Sakinleştiriciler (barbitüratlar, trankilizanlar, sedatifler), Uçucu maddeler, şeklinde sınıflandırılmıştır.
Doğal Uyuşturucu Maddeler:
Afyon ve Türevleri
Afyon, haşhaş bitkisinden özellikle de beyaz haşhaştan elde edilen doğal bir uyuşturucu maddedir. Haşhaş bitkisinin olgunlaşmamış başlarının çizilmesi ile çizilen yerden çıkan beyaz öz suyun havanın tesiriyle koyulaşıp katılaşmasından elde edilen afyonun elde edilirken geçirdiği işlemler göz önüne alınarak belirlenen üç türü bulunmaktadır.
Morfin
Afyondan bazı kimyasal işlemler sonucu elde edilen baz morfinin, kimyasal ve fiziksel işlemlere devam edilerek üretilen doğal uyuşturucu maddelerden biridir. Morfin, kuvvetli ağrı kesme özelliği bulunan etkili bir uyuşturucu madde olduğundan ameliyat sonrası ağrılar başta olmak üzere, kanser hastalarının ağrıları, kuvvetli böbrek ağrılarının giderilmesi amacıyla tıp alanında kullanılmaktadır.
Eroin
Morfin gibi ham afyonun içerisinde bulunan kimyasal bileşiklerden biri olan doğal uyuşturucu maddelerdendir. Başlangıçta morfin bağımlılarının tedavisinde zararsız bir ilaç olduğu zannıyla kullanılan eroin, bağımlılık yarattığı ve zehirli bir madde olduğunun tespit edilmesinin ardından yasaklanmıştır.
Saf eroin, kullanıcılar açısından ani ölümleri ve zehirlenmeleri engellemek, satıcılar açısından ise kar sağlamak amacıyla süt şekeri, nişasta ve başkaca katkı maddeleriyle karıştırılarak tüketilir ve satılır.
Yapısı beyaz bir toz halinde olan ve yaygın şekilde deri altına veya damara enjekte edilerek kullanılan eroin, barbital tozu ile karıştırılıp dumanı teneffüs edilerek, yanan sigaranın ucuna eklenerek veya başkaca yöntemlerle de tüketilebilir.
Esrar ve Türevleri
Esrar, katı ya da sıvı hallerde de bulunabilen ancak genellikle toz formda olan, dişi Hint kenevirinden elde edilen doğal bir uyuşturucu madde türüdür. En yaygın kullanım şekli sigaranın tütününe, pipo veya nargileye karıştırılarak içilmesi olmakla birlikte, başkaca maddelerle karıştırılıp macun haline getirilip yendiği ya da sıvı hale getirilip içildiği de görülmektedir.
Marihuana
Kenevir bitkisinin yaprak ve çiçeklerinin kurutulması ile elde edilen, yaygın olarak sigara, pipo veya nargile ile tüketilen, çay veya yiyeceklerin içine karıştırılarak da kullanılabilen doğal bir uyuşturucu madde türüdür.
Kokain ve Türevleri
Kokain, koka adlı küçük bir ağacın yapraklarından elde edilen, beyaz ve parlak bir toz şeklinde bulunan doğal uyarıcı madde türlerinden biridir. Tıpkı amfetaminler gibi merkezi sinir sistemi üzerinde kuvvetli bir etkiye sahip olan kokain, yaygın olarak burundan çekmek suretiyle kullanılsa da deri altına veya damara enjekte edilerek yahut tütünün içine karıştırılıp sigara gibi, çeşitli sıvılarla karıştırılıp içecek gibi tüketilebilir.
Crack
Beyaz veya krem renginde toz halinde bulunan, türevi olan kokaine göre daha ucuz ancak bağımlılık tehlikesi daha yüksek olan, genellikle sigara gibi içilerek ya da burundan çekilerek tüketilen doğal bir uyuşturucu maddedir.
Sentetik Uyuşturucu Maddeler:
Sentetik uyuşturucu maddeler, çeşitli maddelerin laboratuvar ortamında kimyasal işlemlerden geçirilerek elde edilen, başlangıçta tıp alanında hastalıkların tedavisi için üretilen ancak sonrasında bir kısmının zararlarının, bağımlılık yaratma potansiyellerinin ve kötüye kullanıldığının tespitiyle yasaklanan veya tıbbi amaçla kullanımı dahi sıkı denetimlere tabi olan maddelerdir.
Yatıştırıcılar (psikoleptik), Uyarıcılar (psikotonik), Depressantlar (yatıştıcılar), Trankilizanlar, Stimulantlar (uyarıcılar), Halüsinojenler (hayal gösterenler), İnhalanlar (uçucu ve çözücü maddeler) vb.
Uyarıcılar , Uçucu ve Çözücü Maddeler, Halüsinojenler
Sentetik uyuşturucu maddeler içinde en yaygın kullanılan ve merkezi sinir sistemini uyaran, zihin faaliyetlerini hızlandıran ve arttıran maddelerdir. (Amfetamin ve türevleri, MDMA, DMA, MMDA , LSD vs. )
POZİTİF HUKUK (Mevzuat):
2313 Sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun
Madde 1 - Tıbbi afyon ile müstahzaratının ve morfin ve bütün milhlerinin ve morfinin uzvi hamızlarla veya küul cezriyle birleşmesinden mütehassıl bütün eterlerinin ve bunların milhlerinin ve koka yaprağı, ham kokain ve kokain ekgonin ve tropokokain ile bütün milhlerinin ve yüzde 0,20 gramdan fazla morfin ve milhlerini ve yüzde 0,10 gramdan fazla kokain ve milhlerini muhtevi bütün müstahzarların ve ökodal (Eugodal), dikodit (Dicodide) ve Dilodit (Diloudide), Asedikon (Acedicone) ve bunların terkibi kimyevisinde bulunan maddelerde bütün müstahzarlarının ithal, ihraç ve memleket içersindeki satışı Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekâletinin murakabesine tabidir.
3298 sayılı Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanun
Afyon Ve Uyuşturucu Maddelerle İlgili Genel Esaslar
Madde 1 - Çizilmiş veya çizilmemiş haşhaş kapsülleri ile ham afyon, tıbbi afyon ve morfin evsafını haiz afyon alkaloidleri, tuzları, esterleri ve eterleri; koka yaprağı ve bunun alkaloidleri, tuzları, esterleri ve eterleri ile Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca tayin olunacak diğer uyuşturucu maddelerin alımı, satımı, imali, ithali ve ihracı ile ilgili hususlar Cumhurbaşkanının tespit edeceği esaslara göre yürütülür. Bahis konusu maddelerin elde edildiği bitkilerin yurt içinde ekimi ve araştırması izne tabidir. Kullanılması zararlı olduğu ve "Toxicommanie" yaptığı Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca tespit edilen diğer tabii ve sentetik maddeler de yine bu Bakanlığın teklifi üzerine Cumhurbaşkanı Kararı ile bu Kanun kapsamına alınabilir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
Madde 191- (Değişik: 18/6/2014 – 6545/68 md.)
(1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
TCK kapsamında yer alan uyuşturucu maddeler belirlenirken, Türkiye’nin taraf olduğu ve Anayasa’nın 90. maddesinin 5. fıkrası gereğince usulüne uygun şekilde yürürlüğe konulmuş, kanun hükmündeki uluslararası sözleşmelerin de dikkate alınması gerekir:
a) 1961 tarihli Uyuşturucu Maddelere Dair Birleşmiş Milletler Tek Sözleşmesi
b) 1971 tarihli Birleşmiş Milletler Psikotrop Maddeler Hakkındaki Sözleşme
c) 1988 Tarihli Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi
Uluslararası Sözleşmelerde Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Kavramları
1- 1961 tarihli Uyuşturucu Maddelere Dair Birleşmiş Milletler Tek Sözleşmesi
Uyuşturucu maddeleri tanımlarken sayma yöntemini tercih etmiş, sözleşmenin 1. maddesinin j bendi uyarınca doğal veya sentetik olması fark etmeksizin I ve II numaralı cetvellerde anılan maddeler uyuşturucu madde olarak kabul edilmiştir.
2- 1971 tarihli Birleşmiş Milletler Psikotrop Maddeler Hakkındaki Sözleşme
Psikotrop( psikoaktif ) maddeler tıbbi ve bilimsel amaçlı olarak kullanımı zorunlu bulunan, bu sebeple temininin tamamen sınırlandırılamadığı, lakin meşru amaçlar dışında kötüye kullanılması halinde kamuda sağlık sorunları ve sosyal sorunlar yaratması endişesi ile uluslararası tedbirlerin alınmasını gerekli kılan maddeler olarak tanımlanmıştır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından psikoaktif maddeler/psikotrop ilaçlar şu şekilde tanımlanmıştır: “Psikoaktif maddeler bir kişinin vücuduna uygulandığında kişinin kavrayış ve duygulanım gibi mental süreçlerini etkileyen maddelerdir.
3- 1988 Tarihli Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi
Türk Hukukunda Uyuşturucu Madde Suçlarının Tarihi Gelişimi
Uyuşturucu madde suçları 1926 tarihli ve 765 sayılı TCK’nın Ammenin Selameti Aleyhine Cürümler başlıklı yedinci babının üçüncü faslında düzenlenmişti. Kanun’un ilk halinde uyuşturucu maddelerin bireysel kullanımını suç olarak düzenlenmemiş, bu maddelerin toplu şekilde kullanımı ve kişinin uyuşturucu maddeyi yanında bulundurması suç olarak kabul edilip yaptırım altına alınmıştı. Mülga TCK’nın 404. maddesi uyarınca uyuşturucu madde bulundurmanın ve toplu şekilde bu maddeleri kullanmanın yaptırımı iki aydan altı aya kadar hapis cezası ve beş liradan elli liraya kadar ağır para cezasıydı. Cezayı hafifletici nedenlerin mevcut olayda bulunması halinde ise mahkemeye sadece para cezasına hükmetme yetkisi verilmişti. Eğer uyuşturucu maddeyi kullanan kişinin, bu kullanımı iptila derecesine varmış ise de bu kişiler için altı aydan az olmamak üzere hastanede tedavi seçeneği öngörülmüştü. 1933 yılında 2275 sayılı Kanun uyarınca 403. maddede yapılan değişiklik ile uyuşturucu madde kapsamında sayılan madde sayısı arttırılmış, 404. maddede yapılan değişiklikle birlikte ise, suçun niteliğini belirlerken bireysel kullanım-toplu kullanım ayrımı devam etmiş lakin öngörülen yaptırımlardan sadece para cezasına 16 hükmedebilme imkânı kaldırılmıştı. 1936 yılında 3038 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucunda ise, uyuşturucu madde kullanımı suçunun oluşmasında bireysel kullanım-toplu kullanım ayrımı ortadan kaldırılarak bireysel kullanım da suç olarak kabul edilmişti. 1941 yılında 4055 sayılı Kanun ile birlikte yapılan en önemli değişiklik ise sürgün cezasının getirilmesiydi. Sürgün cezası hem mükerrirler hakkında hapis ve para cezasına ek olarak ufak kasabalardan birinde infaz edilmek üzere ve en az altı ay olmak şartı ile öngörülmüş, hem de uyuşturucu madde kullanımı iptila derecesinde olanlar için hastanede tedavi edilmelerinin ardından altı ay süre ile takdir yetkisi çerçevesinde hükmolunabileceği belirtilmişti. Ayrıca ilgili Kanun uyuşturucu madde kapsamını belirlerken 403. maddeye yaptığı atfı ortadan kaldırarak, “uyuşturucu madde kullananlar” demekle yetinmişti.
1953 yılında 6123 sayılı Kanun ile birlikte uyuşturucu madde kullanımına ve bulundurmaya ilişkin yaptırımlarda ciddi bir artış öngörülmüş, 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ve yüz liradan bin liraya kadar ağır para cezası yaptırım olarak belirlenmişti. Mükerrirler hakkında belirlenen sürgün cezasının alt sınırı bir yıla yükseltilmiş, mükerrirler ve uyuşturucu madde kullanımı iptila derecesine varanların genel güvenlik gözetimi altında bulundurulması da hüküm altına alınmıştı. Ayrıca suça iştirak eden kişilerin, resmi makamlar haberdar olmadan önce, suç ortaklarını ve uyuşturucu maddelerin bulundurulduğu veya imal edildiği yeri resmi makamlara bildirerek bu kişilerin yakalanmalarını ve maddelerin ele geçirilmesini kolaylaştırması halinde cezadan muaf tutulacağı düzenlenmiş; resmi makamlar haberdar olduktan sonra suçun ortaya çıkarılmasına veya şeriklerin yakalanmasına yardım eden kişiler hakkında ise cezada indirim imkânı getirilmişti. 1965 yılında sürgün cezası, 1987 yılında ise genel güvenlik gözetimi tedbiri yürürlükten kaldırılmıştı. 1983 yılında 2790 sayılı Kanun ile 1988 yılında ise 3506 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler sonucunda para cezalarının miktarlarında artışa gidilmişti. ( Selman Dursun, “Türk Ceza Hukuku’nda Uyuşturucu veya Uyarıcı Maddelerin Kullanımına Dair Düzenlemelerin Gelişimi: Suç Olmaktan Çıkarma ve Diversiyon (Cezalandırmadan Sapma) Eğilimleri”, Adalet İstanbul Dergisi, Y:6 S: 13 (Haziran 2019), s. 73.)
3756 sayılı Kanun ile 1991 yılında mülga TCK son kez değişikliğe uğramış, bu değişiklik ile birlikte cezayı azaltan veya kaldıran haller 405. maddede düzenlenirken 404. maddede uyuşturucu kullanım alışkanlığı iptila derecesine varanlar için tedavi yaptırımı korunmuş, uyuşturucu madde kullanımı ve bulundurulmasının cezası bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası şeklinde belirlenmişti. Ayrıca uyuşturucu madde kullanan kişinin soruşturma evresi başlamadan evvel resmi makamlara başvurup tedavi ettirilmesini istemesi halinde kişi hakkında kullanma fiilinden dolayı kovuşturma yapılmayacağı hüküm altına alınmıştı. Madde metnine bakıldığına suçun oluşması için uyuşturucu madde kullanmak veya uyuşturucu maddeyi kullanmak maksadı ile yanında bulundurmak şeklinde seçimlik iki harekete yer verilmişti. Böylece bu neviden maddeleri kullanan kişiler gerek kendileri gerekse toplum açısından bir tehdit olarak görülmüş, uyuşturucu madde kullanımı cezalandırılması gereken bir 17 eylem olarak kabul edilmişti. Yargıtay da uyuşturucu madde kullanımının bir suç olarak ceza kanununda yer almasının sebebini genel sağlığı korumak olarak açıklamış, bu kapsamda uyuşturucu maddeleri kullanmak veya bu maksatla bulundurmayı tehlike suçu olarak kabul edip, bu tehlikenin kişi yahut toplum nezdinde oluşması arasında bir ayrım gözetmemişti. Uyuşturucu madde kullanan kişiler bakımından tedavi ise yalnızca kişinin alışkanlığının iptila derecesine varmış olması halinde gerekli görülmüştü .( Bayraktar, Suç Siyaseti, s. 51. )
Mülga TCK’nın 403. maddesinde uyuşturucu maddelerle ilgili ithal, nakil, satış, satmak üzere bulundurma, satılmasına veya tedarikine vasıta olma, bir yer temin etmek veya özendirmek suretiyle madde kullanımı kolaylaştırma eylemleri de suç olarak düzenlenmiş ve fail hakkında asgari altı ay hapis cezası ve yüz liradan bin liraya kadar ağır para cezası öngörülmüştü. 5237 sayılı TCK’nın 2005 yılında yürürlüğe girmesi ile birlikte mülga TCK yürürlükten kaldırılmıştır.(https://www.resmigazete.gov.tr/arsiv)
Uluslararası sözleşmelerdeki yükümlülüklerine uygun olarak Türkiye uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin yasa dışı ticaretini, üretimini, imalini, kullanımını ve bu maddelerle ilişkili diğer eylemleri kontrol edebilmek ve madde kullanımının toplum içerisinde yaygınlaşmasını önleyebilmek adına ulusal hukukunda çeşitli düzenlemelere yer vermiştir.
Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun, birinci maddesinde sayılan ve uluslararası sözleşmelere taraf olması sebebiyle Türk hukukunda da uyuşturucu madde olarak kabul edilen maddelerin yalnızca devlet kontrolünde Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsat alınması koşuluyla ihzar, ithal, ihraç edilebileceği, bulundurulabileceği ve satılabileceğini hüküm altına almış, bu eylemlerin yapılabilmesi için Sağlık Bakanlığı’ndan alınacak ruhsatlandırma usulü ve uyulması gereken kurallar ise 4.-17. maddeler arasında düzenlenmiştir.
1986 tarihli ve 3298 sayılı Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanun’a bakıldığında ise 1. maddede sayılan haşhaş kapsülleri, afyon, koka yaprağı gibi maddelerin alımı, satımı, imali, ithali ve ihracı ile ilgili hususların Cumhurbaşkanı’nın tespit edeceği esaslara göre yürütüleceği, bu maddelerin elde edildikleri bitkilerle ilgili ekim ve araştırmaların izne tabi olduğu, izne ilişkin koşullar ve esaslar düzenlendiği görülür.
Uyuşturucu veya uyarıcı maddelere ilişkin diğer suçlar ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188-191. maddelerinde düzenlenmiştir.
Suçla Korunan Hukuki Değer
Diğer uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarında olduğu gibi 191. maddede düzenlenmiş olan suç da kamunun sağlığına karşı suçlar bölümünde düzenlenmiş olması sebebiyle, genel sağlığın (toplum sağlığının) korunması amaçlanmıştır. Bununla birlikte, 6545 sayılı Kanun’la bireyin sağlığının korunması da ön plana çıkarıldığından, suçla korunan hukuki yararın, “bireyin sağlığını da kapsar nitelikte genel sağlığın veya kamu sağlığının ve hatta tüm 18 insanlığın sağlığının korunması” olduğu söylenebilir. Kanun koyucu kullanıcı bireylerin sağlığını korurken, aynı zamanda bu eylemden toplumun görebileceği zararı veya karşı karşıya kalabileceği tehlikeyi bertaraf etmek istemiştir. (Yokuş Sevük, Handan: Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanılmasına İlişkin Suçlar, Ankara 2007, s. 122.)
Suçun Maddi Unsurları
a) Suçun Konusu
TCK m. 191’deki suçun konusu, kullanmak için satın alınan, bulundurulan veya kullanılan uyuşturucu veya uyarıcı maddelerdir. Bu nedenle öncelikle uyuşturucu veya uyarıcı maddeden ne anlaşılması gerektiğinin ortaya konulması gerekmektedir.
Uyuşturucu veya uyarıcı maddeler, Türk Ceza Kanunu’nda veya bir başka kanunda tanımlanmış ya da bu kapsama dâhil olan maddelerin tamamı gösterilmiş değildir. Bu konuda kanunilik ilkesi bakımından sorun bulunduğu eleştirisi getirilmiştir. Kanun’da uyuşturucu veya uyarıcı maddelerden söz edildiği, ancak bunların neler olduğuna açıklık getirilmediği belirtilmekte, söz konusu maddelerin kapsamının ancak yasal düzenlemelerle belirlenebileceği, bunların idarenin düzenleyici işlemleri ile belirlenmesinin hukuken uygun olmadığı vurgulanmaktadır. Buna karşılık, günümüz teknolojisi ve bu husustaki hızlı gelişmeler ile uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin her geçen gün giderek çeşitlilik gösterdiği dikkate alındığında, maddelerin kanunda sayılmasının doğru ve tutarlı bir yöntem olmadığı görüşü ileri sürülmektedir.(Özbek/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, s. 810; Parlar/ Demirel, s. 396; Elmas, s. 434; Karakaş Doğan, s. 282.)
b) Fail ve Mağdur
Bu suçun faili, “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi satın alan, kabul eden, bulunduran veya kullanan kimsedir”. Bu nedenle, herhangi bir kişi, başka bir deyişle herkes bu suçun faili olabilir. Failin belli bir sıfat veya özel bir nitelik taşıması gerekmez. Başka bir deyişle, özgü suç değildir. Fail vatandaş olabileceği gibi yabancı da olabilir. Failin uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi ilk kez kullanması ile kullanmayı bağımlılık düzeyine getirmiş olması arasında, suçun oluşumu açısından fark yoktur. Suçun belli meslek mensupları tarafından işlenmesi de nitelikli hal olarak düzenlenmemiştir. Suçun mağduru ise tüm uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarında olduğu gibi toplumdur. Bunun dışında mağdur açısından bir özellik söz konusu değildir. Dolayısıyla suçun mağdurunun, esenlikli bir toplumda yaşama hakkına sahip bireyler olarak toplumun tüm üyeleri olduğunu söylemek mümkündür.
c) Fiil
TCK m. 191/1’dekidüzenlemeye göre; “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Madde metninden de anlaşıldığı üzere, suç teşkil eden eylemler; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya 19 bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak olarak öngörülmüş, bu şekilde seçimlik ve bağlı hareketli bir suç düzenlemesi yapılmıştır. Suçun oluşması için sayılan hareketlerden herhangi birinin gerçekleştirilmesi gerekli ve yeterlidir. Sayılan hareketler dışında bir hareketle, maddede düzenlenen suç tipinin işlenmesi mümkün değildir. Fail ancak, Kanun’da sınırlı sayma yöntemiyle belirlenmiş bu hareketleri icra etmek suretiyle bu suçu işleyebilir.
Diğer yandan, suçun oluşumu için sayılan hareketlerden birinin gerçekleştirilmesi yeterli olup, ayrıca bir neticenin meydana gelmesi aranmadığından, suç hareketi neticesine bitişik suç (ya da sırf hareket suçu) olarak nitelendirilebilir.( Tezcan/Erdem/Önok, s. 914; Yokuş Sevük, s. 124; Çalışkan, s. 102; Yiğiter, s. 760; Karakaş Doğan, s. 281. )
d) Suça Etki Eden Nedenler
27 Mart 2015 tarihli ve 6638 sayılı Kanun’la 191. maddeye eklenen 10. fıkra gereğince, suçun işlendiği yer itibariyle cezanın yarı oranında artırılması ile TCK m. 192’de düzenlenmiş olan, cezayı kaldıran veya azaltan şahsi sebeplerden olan etkin pişmanlık halleridir. Suç bakımından cezasızlık nedeni oluşturan etkin pişmanlık halleri TCK m. 192/2 ve m. 192/4’de yer almakta, 192/3. maddede ise bir şahsi sebep olarak cezanın azaltılması düzenlenmiş bulunmaktadır.
1- Suçun Nitelikli Hali
27 Mart 2015 tarihli ve 6638 sayılı Kanun’la 191. maddeye eklenen 10. fıkraya göre, 1. fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askeri ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılmaktadır.
2- Cezasızlık Nedeni Oluşturan Etkin Pişmanlık Halleri
İnceleme konusu suç bakımından cezasızlık nedeni olarak düzenlemiş bulunan etkin pişmanlık halleri, TCK m. 192/2 ve m. 192/4’de yer almaktadır. Her iki düzenlemenin uygulanma şartları birbirinden farklı olmakla birlikte, şartların gerçekleşmesi durumunda, faile ceza verilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla, her iki hal bakımından da, birer şahsi cezasızlık sebebi söz konusudur.
TCK m. 192/2’deki Düzenleme:
Fıkra ile kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişinin, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek, suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele 20 geçirilmesini kolaylaştırması durumu, cezayı kaldıran etkin pişmanlık hali olarak kabul edilmiştir.
Düzenlemeye göre, etkin pişmanlığın soruşturma başlamadan önce ve bizzat fail tarafından gösterilmesi gerekir. Kanun koyucu burada faili suçu ihbar etmeye teşvik etmekte, bu ihbar karşılığında failin pişmanlık duygusunun ve iyi niyetinin değerlendirilmesi suretiyle ceza verilmemesine imkân tanımaktadır.
TCK m. 192/4’teki Düzenleme
Fıkrada, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişiler için uygulanabilecek cezayı kaldıran bir etkin pişmanlık hali düzenlenmiştir. Fıkraya göre; uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz ve bu durumda kamu görevlileri ile sağlık mesleği mensuplarının TCK m. 279 ve m. 280 uyarınca suçu bildirme yükümlülüğü doğmaz.
Cezayı Azaltan Neden Olarak Düzenlemiş Bulunan Etkin Pişmanlık Hali
TCK m. 192/3’de, bu suçların resmi makamlar tarafından haber alınmasından sonra etkin pişmanlıkta bulunma hali düzenlenmiştir. Fıkraya göre; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma ya da kullanma suçunu işleyen kişinin, bu suçların işlendiğinin yetkili makamlar tarafından haber alınmasından sonra, gönüllü olarak suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmesi halinde, hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanacak ve verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadar indirilecektir.
Failin bu fıkra hükmünden yararlanabilmesi için, fıkrada belirtilen hizmet ve yardımın, mahkemece hüküm verilmeden önce gerçekleşmesi gerekir. Hüküm verildikten sonra yapılan hizmet ve yardımlar, sanık hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanması sonucunu doğurmaz. Ancak bu son halde, hüküm kanun yolunda bozulduğu takdirde, yeniden yapılan yargılama sırasında etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerekir. Fıkrada belirtilen “bu suçlar” ile anlatılmak istenen, TCK m. 191’de yer alan suçların yanı sıra, TCK m. 188’de düzenlenmiş olan uyuşturucu madde imal ve ticareti suçlarıdır. Failin buradaki etkin pişmanlık hükmünden istifade edilebilmesi için, başlamış bir soruşturmanın bulunması gerekir. Soruşturma başladıktan sonra, etkin pişmanlık göstererek, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi için cezada indirim yapılması öngörülmektedir. Fıkrada geçen “suçun meydana çıkması” ifadesi geniş yorumlanmalı ve uyuşturucu veya uyarıcı maddenin imal edildiği veya saklandığı yerin bildirilmesi de fıkra kapsamında değerlendirilmelidir.( 10. C.D. 22.04.2015 tarihli ve E. 2015/1578, K. 2015/31210 sayılı karar; Yargıtay internet sitesi )
Failin, diğer fail veya suç ortakları hakkında bilgi vermesi halinde, TCK m. 192/3’den istifade edebilmesi için, diğer fail veya suç ortakları hakkında soruşturma yapılarak, verilen bilgilerin doğruluğunun tespiti gerekir. Failin bildirdiği kişilerin masum olması ihtimali ve sırf etkin pişmanlık hükmünden yararlanmak isteyebileceği göz ardı edilmemelidir. Sadece bilgi verilmesinin yeterli görülmesi, failin iftirasını ödüllendirmek olur ki, bu da hükmün kabul ediliş amacına ters düşer. Bu nedenle verilen bilginin suçluların yakalanmalarını kolaylaştırması gerekir. Failin bildirdiği kişi beraat etmiş ve karar kesinleşmişse, fail etkin pişmanlık hükmünden yararlanamaz.( Özbek/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, s. 794.)
e) Hukuka Aykırılık Unsuru
TCK m. 191’de düzenlenen suçta, eylemin hukuka aykırılığı özel olarak belirtilmemiştir. Bu nedenle, suçun gerçekleşmesinde ayrıca hukuka aykırılık bilinci aranmaz.
f) Manevi Unsur
TCK m.191’de düzenlenen suç, kasten işlenebilen bir suç olup, taksirle işlenmesi mümkün değildir. Uyuşturucu madde kullanma suçunda failin, maddenin uyuşturucu veya uyarıcı madde olduğunu bilmesi ve bu maddeyi kullanmak istemesi gerekir. Uyuşturucu maddeyi hangi amaçla kullandığının bir önemi yoktur. Kullanmak için uyuşturucu madde satın alma, kabul etme veya bulundurma suçunda ise failin satın aldığı, kabul ettiği veya bulundurduğu maddenin uyuşturucu veya uyarıcı madde olduğunu bilmesi ve kullanmak için bu maddeyi satın almayı, kabul etmeyi veya bulundurmayı istemesi gerekir. Ancak, satın aldığı, kabul ettiği veya bulundurduğu maddeyi hangi amaçla kullanacağı önemli değildir. Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin kullanmak dışında bir amaçla satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması halinde bu suç oluşmayacaktır.
Kullanma amacının tespiti, suçun özellikle TCK m.188’deki uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan ayrılması bakımından önem taşımaktadır. Zira uyuşturucu veya uyarıcı maddenin satın alınması, kabul edilmesi, bulundurulması; kullanmak amacıyla olduğu gibi ticari amaçla, yani bir başkasına satarak kazanç elde edilmesi amacıyla da gerçekleştirilebilir. Diğer yandan, failin uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kullanmak suçunu işlediğine dair beyanı, çoğu zaman cezası çok daha ağır olan ticari amaçla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan kurtulmak amacına yönelik olabilmektedir. Bu nedenle, failin savunmasının bu açıdan irdelenmesi son derece büyük bir öneme sahip olmaktadır. Sanığın uyuşturucu maddeyi hangi amaçla bulundurduğu veya satın aldığı, eylemin ticari amaçla uyuşturucu madde bulundurmak suçunu mu, yoksa kullanmak amacıyla bulundurmak suçunu mu oluşturacağının saptanması son derece önemlidir. Failin uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi hangi maksatla bulundurduğu kişinin iç dünyasına ait bir olgu olduğundan ve Kanun’da, 22 belirtilen ayırımı yapmayı sağlayacak bir düzenleme getirilmediğinden, bazı dış belirtilerden yararlanmak suretiyle kastın belirlenmesi gerekmektedir. Yargı kararlarında, bu yönde bazı kriterler belirlendiği görülmektedir. Bu kapsamda, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulmasının hangi amaçla yapıldığının belirlenebilmesi bakımından faydalanılabilecek kriterler şunlardır:
- Failin hareketleri,
- Failin uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma alışkanlığı,
- Failin ekonomik durumu,
- Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin miktarı,
- Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin bulundurulduğu yer ve bulundurulma biçimi.
Burada unutulmaması gereken husus, failin kastının belirlenmesinde bu kriterlerin somut olayda mevcut olma durumlarına göre birlikte değerlendirilmesi gerekliliğidir. Zira sadece ele geçirilen maddenin miktarına ya da nerede ve nasıl ele geçirildiğine bakılarak, failin amacının doğru olarak belirlenmesi her zaman mümkün olmayabilir. Mevcut deliller çerçevesinde somut olayın tüm özellikleri birlikte değerlendirilmeli, failin suç konusu uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kullanmak amacıyla satın aldığı, kabul ettiği veya bulundurduğu kanaatine varıldığı takdirde, TCK m. 191’den uygulama yapılmalıdır. Failin, uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kullanmak amacıyla mı, yoksa ticari amaçla mı bulundurduğu tespit edilemiyorsa, “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince, failin uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kullanmak amacıyla bulundurduğu kabul edilerek, daha lehine düzenleme içeren TCK m. 191 uyarınca cezalandırılması yoluna gidilmelidir.(Tezcan/Erdem/Önok, s. 898, 920; Elmas, s. 447; Özbek/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, s. 818.), (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.06.2004 gün ve 107-136 ile 06.03.2012 gün ve 387-75 sayılı kararları)
İkinci bölüm kaynakçası:
- Açıkgöz, Ali Nevzat: “Gerekçeli
– Karşılaştırmalı ve Açıklamalı Yeni Türk Ceza Kanunu”, 2005, s. 412, www.ceza-bb.adalet.gov.tr ,
- Akbulut, Berrin: Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2016.
- Artuk, Mehmet Emin/Gökcen, Ahmet/Alşahin, M. Emin/Çakır, Kerim: Ceza Hukuku Genel Hükümler, 11. Baskı, Ankara 2017.
- Centel, Nur/Zafer, Hamide/Çakmut, Özlem: Türk Ceza Hukukuna Giriş, 9. Bası, İstanbul 2016.
- Dönmezer, Sulhi: Kriminoloji, 7. Baskı, İstanbul 1984.
- Elmas, Birsen: Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Suçları, Ankara 2016.
- Koca, Mahmut/Üzülmez, İlhan: Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 11. Baskı, Ankara 2018.
- İNANÇ İŞTEN, Kullanmak İçin Uyuşturucu Veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek Veya Bulundurmak Ya Da Uyuşturucu Veya Uyarıcı Madde Kullanmak Suçu
- Özbek, Veli Özer/Doğan, Koray/Bacaksız, Pınar/Tepe, İlker: Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 13. Baskı, Ankara 2018.
- Tezcan, Durmuş/Erdem, Mustafa Ruhan/Önok, R. Murat: Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, 16. Baskı, Ankara 2018.
- Yokuş Sevük, Handan: Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanılmasına İlişkin Suçlar, Ankara 2007.
- Zafer, Hamide: Ceza Hukuku Genel Hükümler, 5. Bası, İstanbul 2015.
- Güncel Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu internet sitesi, http://tdk.gov.tr/. Türk Dil Kurumu internet sitesi, http://tdk.gov.tr/.